🐃 Kırmızı Gül Demet Demet Hikayesi Kısaca
Sondönemde Aşk Laftan Anlamaz dizisinde yer alan Demet Gül daha önce de Keşke Hiç Büyümeseydik dizisinde yer almıştı. Arka Sokaklar dizisine de konuk olan Demet Gül Akrep dizisi ile ilk kez bir dram dizisinde dram performansı gösterecek. Demet Gül 164 cm boyunda ve 58 kg ağırlığındadır.
HaticeOnur - Kırmızı Gül Demet Demet türkü indir, Kırmızı Gül Demet Demet türkü indir, Hatice Onur türkü indir, Hatice Onur türküleri
kırmızı gül demet demet sevda değil bir alamet gitti gelmez o muhannet şol revanda balam kaldı kırmızı gül her dem olsa yaralara merhem olsa ol tabipten derman gelse şol revanda balam kaldı kırmızı gülün hazanı ağaçlar döker gazeli kara yağızın güzeli şol revanda balam kaldı HİKAYESİ Ali diye bir oğlan varmış
venhar Sağıroğlu Kırmızı Gül Demet Demet Türkü Hikayesi (özgür Akdemir) İstanbul 104.6 ; Ankara 89.8 ; İzmir 101.3 ; Bursa 104.6 ; Konya 92.1 ; Trabzon
Demet Gül Kimdir? Oyuncu. 19 Nisan 1982 tarihinde Almanya’da dünyaya gelen Ali Süreyya Tuncer, lisans eğitimini ise Almanya’da Konservatuvar Bölümü’nde tamamlamıştır. Demet Gül, ilk olarak ”Almanya’ya Hoşgeldiniz” adlı filmde görev alan Demet Gül, sonrasında Ulan İstanbul adlı dizide Maşuka rolünde oynamıştır.
Meliha’yı oynayan Evrim Alasya’nın adı Şahmeran kod adlı iddialı projenin başrolü için geçiyor. Demet Akbağ’ı yıllar sonra bir dizide oynamaya ikna eden Şahmeran projesi için Evrim Alasya, Demet Gül, Yusuf Çim ve Bekir Aksoy’un adı geçiyor. Bu durumda Meliha’yı haftaya son kez görme ihtimalimiz neredeyse kesinleşti.
Demetköyü için hoş geldiniz resimleri, Demet köyü tabela, Demet köyü için şekilli resimler, Demet köyü resimleri. Demet Köyü’ne Hoş Geldiniz Tabela Üzerinde Demet Köyü. Burası Demet Köyü. Demet Köyü. Demet Köyü’müzü Temiz Tutalım. Demet Köyü’ne Gider
0jSj. Kırmızı gül demet demet - Erzurum. Türkü Hikayesi YÖRESİ ERZURUM KİMDEN ALINDIĞI MUHARREM AKKUŞ Kırmızı gül demet demet, Sevda değil bir alamet, Balam nenni, yavrum nenni Gitti gelmez ol muhannet Şol revanda balam kaldı, Yavrum kaldı, balam nenni... Nenni ya! Nenni ki nenni!. Yavrum nenni! Bir demet kırmızı gülle gelen nenni!. Nasıl oluyor derseniz, türkünün dilini açmak gerek... Varıp sormak gerek türküye ''Ey türkü nedir bu demet demet kırmızı gül ve de nenni!. Yavrum nenni... Balam, nenni''. Bu demet demet gül hem de kırmızısından, sevgiliye duygu mu taşıyor? Neden kırmızı gül de kır papatyaları değil? Şöyle sarılı beyazlı, düz sarılı, öküz gözü gibi, kırdan toplanmış papatyalar değil de, demet demet kırmızı gül? Onların sevgi dili yok mu?. Onlar duygu simgesi gül kat... Ama bir tek!. Benim tek gülümsün, gönlümdeki yerin kır çiçekleri kadar engin, kır çiçekleri kadar zengin ve doğal, demiş olmazmısın? Ama senden iyisini bilecek değiliz ya!. Kırmızı gülü seçmişsin sen. Hem de demet demet... Ha bir de 'balam' meselesi var! Yavrum diyorsun... 'Nenni' diyorsun 'Gitti gelmez' diyorsun. Yoksa bir ananın balasına, yavrusuna çağrısı mı bu? Şol Revan'da kalan balası üstüne mi söylenmiş?. REVAN, bugünkü adıyla ERİVAN, yani günümüzde Ermenistan'ın başkenti... Türkümüze konu olan olayın geçtiği zaman ise, büyük olasılıkla 17. yüzyıl sonrası... Neden derseniz, REVAN Osmanlının önemli bir ticaret merkezi o zamanlar. Ama bir ara elden çıkmış, Safeviler işgal etmiş. Yıl 1635. Dördüncü Murat ikiyüzellibin kişilik bir orduyla REVAN seferini düzenlemiş. Sekiz ay, yirmi dokuz günlük kuşatma sonunda, REVAN yeniden Osmanlı topraklarına katılmış. Eskisi gibi kervanlar gider gelir olmuş. Mal götürüp, mal getirmişler... Memet de gidip gelen kervancılardan birisi... Anasının da tek 'balası'... Tek oğlu!. Erzurum yöresinde üç beş dönümlük tarlalarını ekip dikiyorlar... Yetiştirdikleri ürünü de kervana katıp, REVAN'da satıyor Memet... Memet de Memet hani... Karayağız bir delikanlı... Taşı tutsa, suyunu çıkaracak kadar güçlü. Bir de alışkanlığı var Memet'in. Her akşam tarla dönüşü, bahçelerden derlediği demet demet gülleri getiriyor anasına.. Anayla oğul arasında bir simge gibi kırmızı gül demeti... Sevgi saygı simgesi. Gülleri evinin duvarına asıp kurutuyor ana... Onlara baktıkça oğlunu görür gibi oluyor... Hele Memet kervandaysa. Gözü gönlü kırmızı gülün kurumuş, gazelleşmiş demetinde ananın. Rüyaları hep Memet üstüne... REVAN yollarını düşlüyor hep. Kimi zaman kara saplanmış görüyor kervanı. Kanter içinde uyanıyor. hayra yormaya çalışıyor. Kimi geceler de toza dumana katılmış kervanın, atının eşeğinin devesinin bir toz bulutu içinde kayboluşunu düşlüyor. Bir hortum, yutuyor kervanı. Koca kervan döne döne göğe çekiliyor. Geride ne bir at, ne de bir deve, ne de insan kalıyor. Memet'i arıyor gözleri. Kara yağız, kaytan bıyık Memet, ellerini uzatıyor anasına. 'Tut ellerimi' diyor. Ama ne gezer. Anasının elleri boşlukta kalıyor. Sözün kısası günü gelip de kervan REVAN'dan dönene kadar bu böyle sürüp gidiyor. Kervanın dönüşünü dört gözle bekliyor. Bazen kışın yola saldığı oğlu yazın dönüyor .Bazen de tersi oluyor . Kervanın dönüşü, bayram gibi! Kimi kocasını, kimi yavuklusunu karşılıyor. Kimi analar da oğlunu. Sarılıp, ağlayanlar, sevinç gözyaşı dökenler. Yemen seferinden döner gibi. Gerçi savaş dönüşü değil ama; hastalığı sağlığı var... Karı var, ayazı var!. Bir de salgın hastalık söylentisi yayılmış. Veba hastalığı kırıp geçiriyor ortalığı. İlkin bir ateş sarıyor bünyeyi. Kusma, iltihap, baş dönmesi. En sonunda da sayıklama. Artık kurtuluşu yok. Sayıklaya sayıklaya götürüyor insanı. En erken üç gün. En geç yedi gün içinde başlıyor sayıklama... Kurduğu tüm dünya yok oluyor bir anda insanın. Sevgiliye özlem, alınan armağanlar. Söylenecek güzel sözler. ''Sensiz olamam. Sen benim her şeyimsin. Güne seninle başlıyorum. Seninle bitiyor gecem. Zaman yitirmemek gerek demiştin. Oysa günler su gibi geçti. Ne bir ses; ne bir nefes. Düşlerdeki yerin hariç. Oysa seninle her şeye yeniden başlayacaktık. Öyle demiştik. ''Yaşam o kadar kısa ki; hiç zaman yitirmek istemiyorum seninle olmak için''. Bunları sen söylemiştin. Sıcaklığın avuçlarımdaydı. Kuytu bir sokak arası mıydı?. Yoksa aşıklar yoluna girişte miydi? Bir tek gözlerin kalmış belleğimde. Bir de kuşların bitmeyen şakımaları. Ne de güzel batmıştı güneş. Alaca ışığın, alaca karanlığa dönüştüğü an. Akşam güneşinin, yavaş yavaş yok oluşu muydu güzel olan?. Yoksa alaca ışığın, alaca mutluluğa dönüştüğü an mıydı en güzeli. Bahar mı kokuyordu saçların. Yoksa gerçekten bahar günleri miydi? İşte böyle sevgili. Ben şimdi senden uzak. Seni sayıklıyorum. Ellerini tutabilsem yeniden. Yüzüme dokunsa saç tellerin. Ama ne gezer!. Kuytulardan kaybolmayı severim demiştin. Aniden yok oluyorsun düşlerimden. Ellerim boşta kalıyor. Hem anamın hıçkırığı niye. Uzattığım ellerimi tutsa ya! Ateşler içindeyim. Bildiğim türküleri mırıldanıyorum; yokluğunuzda. Gurbet elde baş yastığa gelende, Gayet yaman olur işi garibin, Gelen olmaz giden olmaz yanına, Bir çalıdır mezar taşı garibin. Bir çalının dibine gömüyorlar Memet'i. Söylenecek sözleri, sevgiliye, anasına özlemiyle birlikte örtüyorlar üstünü. Kara toprak alıyor bağrına. Gençmiş... Sevenleri varmış... Anası yavuklusu yol gözlüyormuş. Ecel bu! Kimini sele, kimini yele verir. Memet'i de Revan'da vebayla yakalıyor. Sayıklaya sayıklaya gidiyor Memet. Kucak dolusu kırmızı güller elinde kalıyor. Sevgiliye özlemi de dilinde!. Artık bir çalıdır mezar taşı Memet'in!. Bir tek Memet değil vebaya teslim olan. Kervanın çoğu kırılıyor. Sahipsiz mezar oluyor Revan ' da. Kalanlar perişan. Utangaç. Yaşıyor olmaktan utanıyorlar sanki... Sanki ölenlerin sorumlusu ölmeyenlermiş gibi... Ağır ağır Erzurum'a giriyor kervan. Analar, bacılar, sevgililer, oğullar, eşler... Meraklı gözlerle karşılıyor kervanı. Aradığını bulan sarmaş dolaş. Gözyaşları hıçkırıklara karışıyor. Aradığını bulamayanlar, ilk rastladığına soruyor. ''Oğlum Memet'im nerede. Birlikte çıktınız kervana. Nerede kaldı''. Sen sen ol da gel yanıtla. "İlkin kusma başladı. Sonra da bir ateş. En son sayıklama başladı. Tüm sevdiklerini bir bir sıraladı. Titreye titreye sayıkladı. Yedi gün dayandı Memet. Sonra... Sonra bir çalının dibine gömdük onu''. Gel de söyle bunu. Söyleyebil!. Hem de anasına... O ana deli olup dağlara düşmez mi?. Avuçlarını göğe açıp ol tabipten medet dilemez mi?. Kırmızı gülden merhemlik istemez mi?. Karayağızın güzeli oğlunu, canından parçayı alıp götüren ölüme, ilenmez mi? Ölümün hepsi kötü. Ana, baba, anneanne, dede. Hepsi kötü. Dün var olan... Soluyan, nefes alan; nefes veren. Bir anda yok artık. Yerinde yeller esiyor. Şekli şemali, son sözleri, yavaş yavaş yok oluyor. Belleklerden siliniyor. Yaşlı ölümü neyse ne! ''Öldü de kurtuldu" diyor insan. Ya gencecik ölümler. Muradı gözünde gidenler. Anadır, alıyor veriyor. veriyor alıyor. Oluru yok. Diline kırmızı gülleri doluyor. Ol tabipten medet diliyor. Olmuyor. Ver elini dağ yolları. Dilinde türküsü. Gönlünde oğlunun hayali. Deli olup dağlara düşüyor. O'nu son görenler elinde bir demet kırmızı gül, dilinde ''Kırmızı gül demet demet. Sevda değil bir alamet Şol Revan'da balam kaldı. Yavrum kaldı''... diye diye haykırdığını söylediler. Kırmızı gül demet demet Sevda değil, bir alamet Balam nenni, yavrum nenni, Gitti gelmez ol muhannet, Şol Revan'da balam kaldı, Yavrum kaldı, Balam nenni, Kırmızı gül her dem olmaz, Yaralara merhem olmaz Balam nenni, Yavrum nenni, Ol tabipten derman gelmez Şol Revan ' da balam kaldı, Yavrum kaldı, Balam nenni. Kırmızı gülün hazanı, Ağaçlar döker gazalı, Karayağızın güzeli Şol Revan ' da balam kaldı, Yavrum kaldı, Kaynak Yaşar Özürküt Öyküleriyle Türküler 2 İstanbul, 2001 Facebookta paylaş
Kırmızı Gül Demet Demet – Bağlama-Saz Türkü Notaları
EDEBİYAT Hikayeler YazarMesajAdminAdminMesaj Sayısı 407Yaş 39Nerden ıspartaReputation 2Kayıt tarihi 03/03/09Konu Kırmızı Gül Demet Demet hikayesi Hikayesi 2313 Kırmızı Gül Demet DemetKırmızı gül demet demet,Sevda değil bir alamet,Balam nenni, yavrum nenniGitti gelmez ol muhannetŞol revanda balam kaldı,Yavrum kaldı, balam nenni...Nenni ya! Nenni ki nenni!. Yavrum nenni! Bir demet kırmızı güllegelen nenni!. Nasıl oluyor derseniz, türkünün dilini açmak gerek...Varıp sormak gerek türküye ''Ey türkü nedir bu demet demet kırmızı gül ve de nenni!. Yavrum nenni... Balam, nenni''.Budemet demet gül hem de kırmızısından, sevgiliye duygu mu taşıyor? Nedenkırmızı gül de kır papatyaları değil? Şöyle sarılı beyazlı, düz sarılı,öküz gözü gibi, kırdan toplanmış papatyalar değil de, demet demetkırmızı gül? Onların sevgi dili yok mu?. Onlar duygu simgesi gül kat...Ama bir tek!. Benim tek gülümsün, gönlümdeki yerin kır çiçekleri kadarengin, kır çiçekleri kadar zengin ve doğal, demiş olmazmısın? Amasenden iyisini bilecek değiliz ya!. Kırmızı gülüseçmişsin sen. Hem de demet demet...Ha bir de 'balam' meselesi var! Yavrum diyorsun... 'Nenni' diyorsun'Gitti gelmez' diyorsun. Yoksa bir ananın balasına, yavrusuna çağrısımı bu? Şol Revan'da kalan balası üstüne mi söylenmiş?. REVAN, bugünküadıyla ERİVAN, yani günümüzde Ermenistan'ın başkenti... Türkümüze konuolan olayın geçtiği zaman ise, büyük olasılıkla 17. yüzyıl sonrası...Neden derseniz, REVAN Osmanlının önemli bir ticaret merkezi o bir ara elden çıkmış, Safeviler işgal etmiş. Yıl 1635. DördüncüMurat ikiyüzellibin kişilik bir orduyla REVAN seferini ay, yirmi dokuz günlük kuşatma sonunda, REVAN yeniden Osmanlıtopraklarına katılmış. Eskisi gibi kervanlar gider gelir olmuş. Malgötürüp, mal getirmişler... Memet de gidip gelen kervancılardanbirisi... Anasının da tek 'balası'... Tek oğlu!. Erzurum yöresinde üçbeş dönümlük tarlalarını ekip dikiyorlar... Yetiştirdikleri ürünü dekervana katıp, REVAN'da satıyor Memet... Memet de Memet hani...Karayağız bir delikanlı... Taşı tutsa, suyunu çıkaracak kadar de alışkanlığı var Memet'in. Her akşam tarla dönüşü, bahçelerdenderlediği demet demet gülleri getiriyor anasına.. Anayla oğul arasındabir simge gibi kırmızı gül demeti... Sevgi saygı simgesi. Güllerievinin duvarına asıp kurutuyor ana... Onlara baktıkça oğlunu görür gibioluyor... Hele Memet kervandaysa. Gözü gönlü kırmızı gülün kurumuş,gazelleşmiş demetinde ananın. Rüyaları hep Memet üstüne... REVANyollarını düşlüyor hep. Kimi zaman kara saplanmış görüyor içinde uyanıyor. hayra yormaya çalışıyor. Kimi geceler de tozadumana katılmış kervanın, atının eşeğinin devesinin bir toz bulutuiçinde kayboluşunu düşlüyor. Bir hortum, yutuyor kervanı. Koca kervandöne döne göğe çekiliyor. Geride ne bir at, ne de bir deve, ne de insankalıyor. Memet'i arıyor gözleri. Kara yağız, kaytan bıyık Memet,ellerini uzatıyor anasına. 'Tut ellerimi' diyor. Ama ne gezer. Anasınınelleri boşlukta kalıyor. Sözün kısası günü gelip de kervan REVAN'dandönene kadar bu böyle sürüp gidiyor. Kervanın dönüşünü dört kışın yola saldığı oğlu yazın dönüyor .Bazen de tersi oluyor .Kervanın dönüşü, bayram gibi! Kimi kocasını, kimi yavuklusunukarşılıyor. Kimi analar da oğlunu. Sarılıp, ağlayanlar, sevinç gözyaşıdökenler. Yemen seferinden döner gibi. Gerçi savaş dönüşü değil ama;hastalığı sağlığı var... Karı var, ayazı var!. Bir de salgın hastalıksöylentisi yayılmış. Veba hastalığı kırıp geçiriyor ortalığı. İlkin birateş sarıyor bünyeyi. Kusma, iltihap, baş dönmesi. En sonunda dasayıklama. Artık kurtuluşu yok. Sayıklaya sayıklaya götürüyor erken üç gün. En geç yedi gün içinde başlıyor sayıklama... Kurduğutüm dünya yok oluyor bir anda insanın. Sevgiliye özlem, alınanarmağanlar. Söylenecek güzel sözler. ''Sensiz olamam. Sen benim herşeyimsin. Güne seninle başlıyorum. Seninle bitiyor gecem. Zamanyitirmemek gerek demiştin. Oysa günler su gibi geçti. Ne bir ses; nebir nefes. Düşlerdeki yerin hariç. Oysa seninle her şeye yenidenbaşlayacaktık. Öyle demiştik. ''Yaşam o kadar kısa ki; hiç zamanyitirmek istemiyorum seninle olmak için''. Bunları sen avuçlarımdaydı. Kuytu bir sokak arası mıydı?. Yoksa aşıklaryoluna girişte miydi? Bir tek gözlerin kalmış belleğimde. Bir dekuşların bitmeyen şakımaları. Ne de güzel batmıştı güneş. Alaca ışığın,alaca karanlığa dönüştüğü an. Akşam güneşinin, yavaş yavaş yok oluşumuydu güzel olan?. Yoksa alaca ışığın, alaca mutluluğa dönüştüğü anmıydı en güzeli. Bahar mı kokuyordu saçların. Yoksa gerçekten bahargünleri miydi? İşte böyle sevgili. Ben şimdi senden uzak. Senisayıklıyorum. Ellerini tutabilsem yeniden. Yüzüme dokunsa saç ne gezer!. Kuytulardan kaybolmayı severim demiştin. Aniden yokoluyorsun düşlerimden. Ellerim boşta kalıyor. Hem anamın hıçkırığıniye. Uzattığım ellerimi tutsa ya! Ateşler içindeyim. Bildiğimtürküleri mırıldanıyorum; elde baş yastığa gelende,Gayet yaman olur işi garibin,Gelen olmaz giden olmaz yanına,Bir çalıdır mezar taşı çalının dibine gömüyorlar Memet'i. Söylenecek sözleri, sevgiliye,anasına özlemiyle birlikte örtüyorlar üstünü. Kara toprak alıyorbağrına. Gençmiş... Sevenleri varmış... Anası yavuklusu yolgözlüyormuş. Ecel bu! Kimini sele, kimini yele verir. Memet'i deRevan'da vebayla yakalıyor. Sayıklaya sayıklaya gidiyor Memet. Kucakdolusu kırmızı güller elinde kalıyor. Sevgiliye özlemi de dilinde!.Artık bir çalıdır mezar taşı Memet'in!. Bir tek Memet değil vebayateslim olan. Kervanın çoğu kırılıyor. Sahipsiz mezar oluyor Revan ' perişan. Utangaç. Yaşıyor olmaktan utanıyorlar sanki... Sankiölenlerin sorumlusu ölmeyenlermiş gibi... Ağır ağır Erzurum'a giriyorkervan. Analar, bacılar, sevgililer, oğullar, eşler... Meraklı gözlerlekarşılıyor kervanı. Aradığını bulan sarmaş dolaş. Gözyaşlarıhıçkırıklara karışıyor. Aradığını bulamayanlar, ilk rastladığınasoruyor. ''Oğlum Memet'im nerede. Birlikte çıktınız kervana. Neredekaldı''. Sen sen ol da gel yanıtla. "İlkin kusma başladı. Sonra da birateş. En son sayıklama başladı. Tüm sevdiklerini bir bir titreye sayıkladı. Yedi gün dayandı Memet. Sonra... Sonra birçalının dibine gömdük onu''. Gel de söyle bunu. Söyleyebil!. Hem deanasına... O ana deli olup dağlara düşmez mi?. Avuçlarını göğe açıp oltabipten medet dilemez mi?. Kırmızı gülden merhemlik istemez mi?.Karayağızın güzeli oğlunu, canından parçayı alıp götüren ölüme, ilenmezmi? Ölümün hepsi kötü. Ana, baba, anneanne, dede. Hepsi kötü. Dün varolan... Soluyan, nefes alan; nefes veren. Bir anda yok artık. Yerindeyeller esiyor. Şekli şemali, son sözleri, yavaş yavaş yok siliniyor. Yaşlı ölümü neyse ne! ''Öldü de kurtuldu" diyorinsan. Ya gencecik ölümler. Muradı gözünde gidenler. Anadır, alıyorveriyor. veriyor alıyor. Oluru yok. Diline kırmızı gülleri doluyor. Oltabipten medet diliyor. Olmuyor. Ver elini dağ yolları. Dilindetürküsü. Gönlünde oğlunun hayali. Deli olup dağlara düşüyor. O'nu songörenler elinde bir demet kırmızı gül, dilinde ''Kırmızı gül demetdemet. Sevda değil bir alamet Şol Revan'da balam kaldı. Yavrumkaldı''... diye diye haykırdığını gül demet demetSevda değil, bir alametBalam nenni, yavrum nenni,Gitti gelmez ol muhannet,Şol Revan'da balam kaldı,Yavrum kaldı,Balam nenni,Kırmızı gül her dem olmaz,Yaralara merhem olmazBalam nenni,Yavrum nenni,Ol tabipten derman gelmezŞol Revan ' da balam kaldı,Yavrum kaldı,Balam gülün hazanı,Ağaçlar döker gazalı,Karayağızın güzeliŞol Revan ' da balam kaldı,Yavrum kaldı,_________________aşk olmadan muhabbet olmaz Kırmızı Gül Demet Demet hikayesi Hikayesi 1 sayfadaki 1 sayfası Similar topics» Kırmızı Gülün Hikayesi» Elenanın hikayesi» Anneler Günü'nün hikayesi» Hem besleyici hem şifa dolu kırmızı pancarBu forumun müsaadesi varBu forumdaki mesajlara cevap EDEBİYAT HikayelerBuraya geçin
Kırmızı Gül Demet Demet Kırmızı gül demet demet, Sevda değil bir alamet, Balam nenni, yavrum nenni Gitti gelmez ol muhannet Şol revanda balam kaldı, Yavrum kaldı, balam nenni... Erzurum yöresinde üç beş dönümlük tarlalarını ekip dikiyorlar... Yetiştirdikleri ürünü de kervana katıp, REVAN'da satıyor Memet... Memet de Memet hani... Karayağız bir delikanlı... Taşı tutsa, suyunu çıkaracak kadar güçlü. Bir de alışkanlığı var Memet'in. Her akşam tarla dönüşü, bahçelerden derlediği demet demet gülleri getiriyor anasına.. Anayla oğul arasında bir simge gibi kırmızı gül demeti... Sevgi saygı simgesi. Gülleri evinin duvarına asıp kurutuyor ana... Onlara baktıkça oğlunu görür gibi oluyor... Hele Memet kervandaysa. Gözü gönlü kırmızı gülün kurumuş, gazelleşmiş demetinde ananın. Rüyaları hep Memet üstüne... REVAN yollarını düşlüyor hep. Kimi zaman kara saplanmış görüyor kervanı. Kanter içinde uyanıyor. hayra yormaya çalışıyor. Kimi geceler de toza dumana katılmış kervanın, atının eşeğinin devesinin bir toz bulutu içinde kayboluşunu düşlüyor. Bir hortum, yutuyor kervanı. Koca kervan döne döne göğe çekiliyor. Geride ne bir at, ne de bir deve, ne de insan kalıyor. Memet'i arıyor gözleri. Kara yağız, kaytan bıyık Memet, ellerini uzatıyor anasına. 'Tut ellerimi' diyor. Ama ne gezer. Anasının elleri boşlukta kalıyor. Sözün kısası günü gelip de kervan REVAN'dan dönene kadar bu böyle sürüp gidiyor. Kervanın dönüşünü dört gözle ReformTürk
Kırmızı gül demet demet, Sevda değil bir alamet, Balam nenni, yavrum nenni Gitti gelmez ol muhannet Şol revanda balam kaldı,Kırmızı gül demet demet, Sevda değil bir alamet, Balam nenni, yavrum nenni Gitti gelmez ol muhannet Şol revanda balam kaldı, Yavrum kaldı, balam nenni…Nenni ya! Nenni ki nenni!. Yavrum nenni! Bir demet kırmızı gülle gelen nenni!. Nasıl oluyor derseniz, türkünün dilini açmak gerek… Varıp sormak gerek türküye ”Ey türkü nedir bu demet demet kırmızı gül ve de nenni!. Yavrum nenni… Balam, nenni”. Bu demet demet gül hem de kırmızısından, sevgiliye duygu mu taşıyor? Neden kırmızı gül de kır papatyaları değil? Şöyle sarılı beyazlı, düz sarılı, öküz gözü gibi, kırdan toplanmış papatyalar değil de, demet demet kırmızı gül? Onların sevgi dili yok mu?. Onlar duygu simgesi gül kat… Ama bir tek!. Benim tek gülümsün, gönlümdeki yerin kır çiçekleri kadar engin, kır çiçekleri kadar zengin ve doğal, demiş olmazmısın? Ama senden iyisini bilecek değiliz ya!. Kırmızı gülü seçmişsin sen. Hem de demet demet…Ha bir de balam’ meselesi var! Yavrum diyorsun… Nenni’ diyorsun Gitti gelmez’ diyorsun. Yoksa bir ananın balasına, yavrusuna çağrısı mı bu? Şol Revan’da kalan balası üstüne mi söylenmiş?. REVAN, bugünkü adıyla ERİVAN, yani günümüzde Ermenistan’ın başkenti… Türkümüze konu olan olayın geçtiği zaman ise, büyük olasılıkla 17. yüzyıl sonrası… Neden derseniz, REVAN Osmanlının önemli bir ticaret merkezi o zamanlar. Ama bir ara elden çıkmış, Safeviler işgal etmiş. Yıl 1635. Dördüncü Murat ikiyüzellibin kişilik bir orduyla REVAN seferini düzenlemiş. Sekiz ay, yirmi dokuz günlük kuşatma sonunda, REVAN yeniden Osmanlı topraklarına katılmış. Eskisi gibi kervanlar gider gelir olmuş. Mal götürüp, mal getirmişler… Memet de gidip gelen kervancılardan birisi… Anasının da tek balası’… Tek oğlu!. Erzurum yöresinde üç beş dönümlük tarlalarını ekip dikiyorlar… Yetiştirdikleri ürünü de kervana katıp, REVAN’da satıyor Memet… Memet de Memet hani… Karayağız bir delikanlı… Taşı tutsa, suyunu çıkaracak kadar güçlü. Bir de alışkanlığı var Memet’in. Her akşam tarla dönüşü, bahçelerden derlediği demet demet gülleri getiriyor anasına.. Anayla oğul arasında bir simge gibi kırmızı gül demeti… Sevgi saygı simgesi. Gülleri evinin duvarına asıp kurutuyor ana… Onlara baktıkça oğlunu görür gibi oluyor… Hele Memet kervandaysa. Gözü gönlü kırmızı gülün kurumuş, gazelleşmiş demetinde ananın. Rüyaları hep Memet üstüne… REVAN yollarını düşlüyor hep. Kimi zaman kara saplanmış görüyor kervanı. Kanter içinde uyanıyor. hayra yormaya çalışıyor. Kimi geceler de toza dumana katılmış kervanın, atının eşeğinin devesinin bir toz bulutu içinde kayboluşunu düşlüyor. Bir hortum, yutuyor kervanı. Koca kervan döne döne göğe çekiliyor. Geride ne bir at, ne de bir deve, ne de insan kalıyor. Memet’i arıyor gözleri. Kara yağız, kaytan bıyık Memet, ellerini uzatıyor anasına. Tut ellerimi’ diyor. Ama ne gezer. Anasının elleri boşlukta kalıyor. Sözün kısası günü gelip de kervan REVAN’dan dönene kadar bu böyle sürüp gidiyor. Kervanın dönüşünü dört gözle kışın yola saldığı oğlu yazın dönüyor .Bazen de tersi oluyor . Kervanın dönüşü, bayram gibi! Kimi kocasını, kimi yavuklusunu karşılıyor. Kimi analar da oğlunu. Sarılıp, ağlayanlar, sevinç gözyaşı dökenler. Yemen seferinden döner gibi. Gerçi savaş dönüşü değil ama; hastalığı sağlığı var… Karı var, ayazı var!. Bir de salgın hastalık söylentisi yayılmış. Veba hastalığı kırıp geçiriyor ortalığı. İlkin bir ateş sarıyor bünyeyi. Kusma, iltihap, baş dönmesi. En sonunda da sayıklama. Artık kurtuluşu yok. Sayıklaya sayıklaya götürüyor insanı. En erken üç gün. En geç yedi gün içinde başlıyor sayıklama… Kurduğu tüm dünya yok oluyor bir anda insanın. Sevgiliye özlem, alınan armağanlar. Söylenecek güzel sözler. ”Sensiz olamam. Sen benim her şeyimsin. Güne seninle başlıyorum. Seninle bitiyor gecem. Zaman yitirmemek gerek demiştin. Oysa günler su gibi geçti. Ne bir ses; ne bir nefes. Düşlerdeki yerin hariç. Oysa seninle her şeye yeniden başlayacaktık. Öyle demiştik. ”Yaşam o kadar kısa ki; hiç zaman yitirmek istemiyorum seninle olmak için”. Bunları sen söylemiştin. Sıcaklığın avuçlarımdaydı. Kuytu bir sokak arası mıydı?. Yoksa aşıklar yoluna girişte miydi? Bir tek gözlerin kalmış belleğimde. Bir de kuşların bitmeyen şakımaları. Ne de güzel batmıştı güneş. Alaca ışığın, alaca karanlığa dönüştüğü an. Akşam güneşinin, yavaş yavaş yok oluşu muydu güzel olan?. Yoksa alaca ışığın, alaca mutluluğa dönüştüğü an mıydı en güzeli. Bahar mı kokuyordu saçların. Yoksa gerçekten bahar günleri miydi? İşte böyle sevgili. Ben şimdi senden uzak. Seni sayıklıyorum. Ellerini tutabilsem yeniden. Yüzüme dokunsa saç tellerin. Ama ne gezer!. Kuytulardan kaybolmayı severim demiştin. Aniden yok oluyorsun düşlerimden. Ellerim boşta kalıyor. Hem anamın hıçkırığı niye. Uzattığım ellerimi tutsa ya! Ateşler içindeyim. Bildiğim türküleri mırıldanıyorum; elde baş yastığa gelende, Gayet yaman olur işi garibin, Gelen olmaz giden olmaz yanına, Bir çalıdır mezar taşı çalının dibine gömüyorlar Memet’i. Söylenecek sözleri, sevgiliye, anasına özlemiyle birlikte örtüyorlar üstünü. Kara toprak alıyor bağrına. Gençmiş… Sevenleri varmış… Anası yavuklusu yol gözlüyormuş. Ecel bu! Kimini sele, kimini yele verir. Memet’i de Revan’da vebayla yakalıyor. Sayıklaya sayıklaya gidiyor Memet. Kucak dolusu kırmızı güller elinde kalıyor. Sevgiliye özlemi de dilinde!. Artık bir çalıdır mezar taşı Memet’in!. Bir tek Memet değil vebaya teslim olan. Kervanın çoğu kırılıyor. Sahipsiz mezar oluyor Revan da. Kalanlar perişan. Utangaç. Yaşıyor olmaktan utanıyorlar sanki… Sanki ölenlerin sorumlusu ölmeyenlermiş gibi… Ağır ağır Erzurum’a giriyor kervan. Analar, bacılar, sevgililer, oğullar, eşler… Meraklı gözlerle karşılıyor kervanı. Aradığını bulan sarmaş dolaş. Gözyaşları hıçkırıklara karışıyor. Aradığını bulamayanlar, ilk rastladığına soruyor. ”Oğlum Memet’im nerede. Birlikte çıktınız kervana. Nerede kaldı”. Sen sen ol da gel yanıtla. “İlkin kusma başladı. Sonra da bir ateş. En son sayıklama başladı. Tüm sevdiklerini bir bir sıraladı. Titreye titreye sayıkladı. Yedi gün dayandı Memet. Sonra… Sonra bir çalının dibine gömdük onu”. Gel de söyle bunu. Söyleyebil!. Hem de anasına… O ana deli olup dağlara düşmez mi?. Avuçlarını göğe açıp ol tabipten medet dilemez mi?. Kırmızı gülden merhemlik istemez mi?. Karayağızın güzeli oğlunu, canından parçayı alıp götüren ölüme, ilenmez mi? Ölümün hepsi kötü. Ana, baba, anneanne, dede. Hepsi kötü. Dün var olan… Soluyan, nefes alan; nefes veren. Bir anda yok artık. Yerinde yeller esiyor. Şekli şemali, son sözleri, yavaş yavaş yok oluyor. Belleklerden siliniyor. Yaşlı ölümü neyse ne! ”Öldü de kurtuldu” diyor insan. Ya gencecik ölümler. Muradı gözünde gidenler. Anadır, alıyor veriyor. veriyor alıyor. Oluru yok. Diline kırmızı gülleri doluyor. Ol tabipten medet diliyor. Olmuyor. Ver elini dağ yolları. Dilinde türküsü. Gönlünde oğlunun hayali. Deli olup dağlara düşüyor. O’nu son görenler elinde bir demet kırmızı gül, dilinde ”Kırmızı gül demet demet. Sevda değil bir alamet Şol Revan’da balam kaldı. Yavrum kaldı”… diye diye haykırdığını gül demet demet Sevda değil, bir alamet Balam nenni, yavrum nenni, Gitti gelmez ol muhannet, Şol Revan’da balam kaldı, Yavrum kaldı, Balam nenni,Kırmızı gül her dem olmaz, Yaralara merhem olmaz Balam nenni, Yavrum nenni,Ol tabipten derman gelmez Şol Revan da balam kaldı, Yavrum kaldı, Balam gülün hazanı, Ağaçlar döker gazalı, Karayağızın güzeli Şol Revan da balam kaldı, Yavrum kaldı,Kaynak Yaşar Özürküt Öyküleriyle Türküler 2 İstanbul, 2001
kırmızı gül demet demet hikayesi kısaca