🌀 Erkeğin Antidepresan Kullanımı Bebeğe Zarar Verirmi

artmaktadır Öte yandan; ilaç kullanmanın bebeğe zarar verebileceğine dair genel kanıdan ötürü de gebe ve emziren kadınlar bu durumlarda ilaç kullanımını bırakabilmekte ya da reddedebilmektedir. İlaç tedavisinden kaynaklanacak fayda-zarar riskini ve hastalığın hem anne hem de bebek üzerindeki etkilerini Hekimlerhamile ve emziren annelerde antidepresan kullanımına karar verirken kişinin sağlık durumunu, gebelik sürecinde var olan veya ön görülen sorunları-riskleri de göz önüne alarak kar- zarar hesabı yapar. Uzmanlar antidepresanların risklerini değerlendirmede farklılık gösterebilirler. Gebelikte yüksek dozda paroksetin Hamilelik sırasında sigara içen bir kadın hamile kalan çocuğuna ciddi şekilde zarar verebilir. Çalışmalar, gebe kadının ilk kez günde 1 paket sigaradan daha fazla içtiği durumlarda intrauterin ve çocuk ölüm riskinin% 50'den fazla arttığını göstermiştir. Tütün dumanı birçok zararlı madde içerir. GebelikteBebeğe Zarar Verici Etmenler. Plasenta (eş) bebeğe ilaç ve besin maddelerinin geçişine izin verir.İnsanlardaki gelişim bozuklukları genetik, çevresel yada bilinmeyen nedenlerden kaynaklanabilir.Bu bozuklukların % 25 i genetik, % 2-3 gebelikte kullanılan ilaçlar, % 65 i bilinmeyen nedenler (belki de genetiksel ve çevresel merhabalar daha 5 haftalık gebeyim ve diş ağrısı nedeniyle doktora gittim ancak bana bakamsilin ve nidazol verdi acaba bunları kullanmam gebelikte bebeğime zarar verirmi teşekürler 180 Web sitemizde kullanıcı deneyimini artıran Çerezler (Cookie) kullanılmaktadır. Eğerhamile kaldığınızda antidepresan ilaçlarınızı bırakırsanız depresyonunuz tekrar edebilir. İlacına devam eden hamileye göre 5 kat depresyon geçirme riski oluşabilir. Harici antidepresan ilacı birden kesmek, baş ağrısı, bulantı ve ya kusma, titreme, baş dönmesi, halsizlik, uykusuzluk, aşırı hassasiyet tarzı Antidepresan kullanımı ile ilgili bilinmesi gereken en önemli şey, hangi koşulda olursa olsun, ilaçların doktor önerisi olmadan kullanılmaması gerektiği. Bu tür ilaçları düzenli olarak kullanmak fiziksel ve zihinsel olarak ciddi değişimlere neden olabildiğinden, ilacı düzenli kullanmayı bırakırken de mutlaka bir uzmana xOg3. Depresyon yaşayan birçok kişinin antidepresan tedavisi başarılı bir şekilde sonuçlanmaktadır. Bu olumlu etkiye karşın genel popülasyonun bu tip ilaçlarla ilgili birçok endişeye ve mite sahip olduğu görülmektedir. Bilimsel çalışmalardan elde edilen sonuçlar; Antidepresanlar bağımlılık yapmazlar. Antidepresanlar stimulan ya da trankilizan değildir, don`t make you high Antidepresanlar antipsikotik ilaçlarla aynı değildir. Antidepresanlar beyindeki nörotransmitterleri dengeleyici bir etkiye sahiptir. Antidepresanlar hemen etki göstermezler; Etkili bir ilaç alsanız bile depresif epizod bir gecede ortadan kalkmaz. Antidepresanlar kullanıldıktan hemen sonra etki etmezler. Antidepresanların iyileştirici etkisi 2 ile 6 hafta arasında değişebilen düzenli kullanım sonrasında görülür Antidepresan kullanımı birden bire kesilmemelidir; İyileşme gördükten sonra bile kullanılması gerektiği söylenen süre boyunca antidepresanları kullanmak önemlidir Antidepresan tedavisinin erken ve ani bir şekilde bırakılması depresyonun tekrar yaşanma riskini arttırır. Depresyonun tekrarlanmasını engellemek için antidepresanların ilk depresif epizoddan itibaren 4-9 ay boyunca kullanılması gerekir. Duruma bağlı olarak ilaç kullanımının 9 aydan uzun sürmesi gerekebilir. Etkileri antidepresanlardan tamamen farklılaşan ilaç grupları vardır; Antipsikotikler ve nöroleptikler psikoz ve şizofreninin tedavisinde kullanılmaktadır. Benzodiyazepinler gibi anksiyolitik ve hipnotikler sakinleştirici/uyku tetikleyici ilaçlar anksiyete ve insomnia semptomları için kullanmaktadır. Benzodiyazepinlerin 6 haftadan uzun süren kullanımı bağımlılığa neden olabilmaktedir. Benzodiyazepinler yaşça büyük kişilerde toksik etkiye sahip olabilir ve depresif semptomlara ve bilişsel bozukluklara neden olabilmektedir. Seçici Serotonin Geri Alım Koruyucusu SSRI, sık kullanılan antidepresanların açılımıdır. Antidepresan ilaçların gebelik sırasında kadınlar tarafından kullanılıp kullanılmayacağı da merak edilen bir konudur. Seçici Serotonin Geri Alım Koruyucusu SSRI, sık kullanılan antidepresanların açılımıdır. Anne adayı gebeliğini öğrendiğinden itibaren, doktoru kontrolünde bebeğe zarar verecek ilaçları bırakır. SSRI'da bu grupta bilinen ilaçlardandır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar ise; bunun tersini söylemektedir. SSRI'nın bebeğin gelişimine hiçbir zarar vermediği kanıtlanmıştır. Beyin ve omurilik gelişmemesine sebep olduğu yanlışı da bu şekilde düzeltilmiştir. Ancak yine de, gebelikte anne durumu yeniden değerlendirilmelidir. Şayet annenin ilaca eskisi kadar ihtiyacı yoksa, gebelikte bu ilaçlar kaldırılmalıdır. Neticede ilaçlar kimyasalların belli oranlarda karmasıdır. Her ne kadar belirlenen çalışmalar bir zararı olmadığını kanıtlasa da, pratikte bu bilgiler değişime açıktır ve bilinmeyen zararları ortaya çıkabilir. Ayrıca bir kadın gebe iken, vücudunda ciddi metabolizmal değişiklikler olur. Örneğin kalp daha çok kan pompalar, böbrekler daha fazla çalışır. Çünkü hem bebeğin, hem annenin idrarını süzmek zorundadır gibi, pek çok organ da ekstra efor sarf eder. İçilen her ilaçta, karaciğerler de fonksiyonunu artırmak zorunda kalır. Aksi takdirde karaciğerler ilaç atıklarıyla dolar ve uzun vadede anneye zarar verir. Bu sebeple sağlıklı her insanın gereksiz ilaç kullanımından kaçınması gerekirken, gebelerde bu durum ekstra önemlidir. Gereksiz İlaç Kullanımı Yaygınlaşmakta İlaçlara kolay ulaşılabilmesi, insanlar tarafından ciddi talebe sebep olmaktadır. İnsanlar en ufak ağrıda dahi ağrı kesicilere sığınmakta ve neden ağrı çekeyim ki mantığına gitmektedir. Ancak içilen her ilaç; sanıldığı kadar masum değildir. En hafif ilaç dahi karaciğerde birikme yapar. Karaciğer, vücudun temizlik mekanizmasıdır. Bu sebeple sık ilaç kullanımı en çok karaciğeri etkiler. Bunun dışında böbrekler de, idrarla ilaç kalıntılarını atmak için daha fazla efor sarf etmek zorunda kalır ki; bu da böbrekleri oldukça çok yorar. Antidepresan kullanımı, hamile kadınlar için genellikle tavsiye edilmez. Ancak, bazı kadınlar için ilacı kullanmanın potansiyel riskleri, durumun tedavi edilmemesi ile ortaya çıkabilecek risklerden daha ağır basabilir. Doktorunuzla konuşmadan önce, psikolojik sorunlarınız için kullandığınız ilacı bırakmayın. Bu, yoksunluk ve çekilme sendromunun belirtileri ile karşılaşmanıza neden olabilir. Ayrıca, durumun daha da kötüleşmesine neden olabilir. Doktorunuz, antidepresan kullanmaya devam etmeniz gerekebileceğini düşünüyorsa, artı ve eksikleri sizinle net bir şekilde paylaşmalıdır. Ayrıca, aşağıdakilerin dikkate alınması da önemlidir Hamileliğiniz için en iyi seçenek nedir? Hangi psikolojik sorununuz var? Durumunuz sizi nasıl etkiler? İlaç almayı bıraktığınızda, ne kadar sürede hasta oluyorsunuz? Hangi ilaçlar size yardımcı oldu? Herhangi bir ilaç yan etkilere neden oldu mu? Konuşma terapisi gibi farklı tedaviler aldınız mı? Hamileyken ilaç almaya karar verirseniz, hem siz hem de bebeğiniz için en az risk taşıyan ilaç önerilmelidir. Genellikle, birden fazla tür almamanız gerekir. Hamile kaldığınızda, kullandığınız antidepresanı bırakmak istiyorsanız ancak durumunuz için en iyi tedavi seçeneği ilaç kullanımı ise; doktorunuz, ilacı bırakma nedenleriniz ve varsa sizin ve bebeğiniz için riskler hakkında sizinle konuşmalıdır. Siz ve bebeğiniz için riskleri alıyorsanız ve yine de ilacı bırakmak istiyorsanız, uygunsa, doktorunuz bilişsel davranışçı terapiler hakkında sizinle konuşmalıdır. Akılda Tutulması Gerekenler Antidepresan ilaçlar kullanıyorsanız ve hamile kaldıysanız; ilacı yavaş yavaş bırakmanın hamilelikte daha güvenli olup olmadığı, başka bir ilaca geçip geçemeyeceğiniz ya da aldığınız ilaçla devam etmenin sizin için en iyisi olup olmadığına karar vermeniz gerekecektir. Hamilelik öncesi ve sırasında, her kadının depresyon deneyimi kendine özeldir. Bu da, hamilelik sırasında ilacı almaya devam edip etmediğinizi etkileyecektir. Tüm antidepresanlar bazı riskler taşır. Bazılarının bebeğinize zarar verme olasılığı, diğerlerine göre çok daha düşüktür. Bununla birlikte, hamilelikte depresyon tedavi edilmezse, hem siz hem de bebeğiniz için zararlı olabilir. Doktorunuz, durumunuz için yapılacak en iyi şeyi belirlemenize yardımcı olabilir. Hamile kalmayı planlıyorsam veya hamile kalırsam bilmem gerekenler nelerdir? Antidepresan kullanırken hamile kalmayı planlarsanız ya da hamile kalırsanız; ilacı almaya devam etmenin ya da bırakmanın artı ve eksileri hakkında doktorunuzla konuşmanız gerekecektir. Hamilelikte antidepresan kullanımı ile ilgili karar, büyük ölçüde semptomlarınızın ne kadar şiddetli olduğuna bağlıdır. Doktorunuzla birlikte; ilacı almanın riskleri, belirtilerinizle yaşama ve bunları yönetme risklerini karşılaştırabilirsiniz. Antidepresan kullanırken hamile kalmayı planlayan kadınlar için bazı seçenekler şunlardır Hamilelik sırasında almanız güvenliyse kullanmaya devam edin Hamilelikte daha güvenli bir antidepresana geçin Doktorunuzun yardımıyla yavaş yavaş azaltmayı deneyin Şu anda, antidepresan kullanmanız mümkün değilse, artık tedaviye ihtiyacınız kalmayana kadar hamileliği ertelemeyi düşünebilirsiniz. Hamilelikte Antidepresan Kullanımının Potansiyel Riskleri Nelerdir? Tüm antidepresanlar bazı riskler taşır. Bazılarının bebeğe zarar verme riski diğerlerine göre çok daha düşüktür. Bazıları ise; Yenidoğan bebeklerde daha düşük doğum ağırlığı Hafif solunum sorunları Sinirlilik Beslenme sorunları gibi hafif etki riski Bazı antidepresanlar, belirli doğum kusurları ve erken doğum riskini arttırabilir. Hamilelikte antidepresan kullanıyorsanız, yeni doğan bebeğinizin birkaç gün daha hastanede kalması gerekebilir. Böylece, doktorunuz, ilacın bebeği etkilediğine dair herhangi bir belirti olup olmadığını görebilir. Antidepresan Kullanmamanın Riskleri Nelerdir? Hamilelikte depresyon tedavisi yapılmazsa ve nüksederse, hem siz hem de bebeğiniz için bazı riskler söz konusu olabilir. Depresyonun tedavi edilmemesi durumunda, aşağıdakileri yaşayabilirsiniz İyi beslenmemek ve yeterince uyumamak Sigara ve alkol Gerektiği kadar doktora gitmeme Erken doğum ve olması gerekenden daha düşük bir doğum ağırlığı Ayrıca, doğumdan sonra depresyon yaşama şansınız da yükselir. Bu da, bebeğinize bakmanızı ve onunla bağ kurmanızı zorlaştırabilir. Hamile olduğunuzu fark ederseniz, antidepresan almayı aniden bırakmayın. Hamilelik sırasında ilaç almayı bırakan depresyon öyküsü olan kadınların çoğu, depresyonlarının geri geldiğini fark etmektedir. Doğum Kusurları Riski Artar Mı? Hamilelikte antidepresan kullanımı ile birlikte doğum kusurları riskinde artış hakkında çelişkili bilgiler vardır. Bireysel çalışmalar; genellikle antidepresan kullanımı ile herhangi bir doğum kusuru genel riskinde anlamlı bir artış olmadığını göstermektedir. Kalp kusurları söz konusu olduğunda ise; bunların, genellikle çocukluk döneminde kapanan küçük ventrik septal kusurlar gibi anomalileri içerdiğini unutmayın. Hamilelikte Depresyon İçin İlaçlar “Selektif serotonin reuptake inhibitörleri” olarak bilinen SSRI ilaçlar, hamilelikte depresyon tedavisi için en sık kullanılan ilaçlardır. Bunlar; fetal kalp kusurları ve diğer önemli riskleri önemli ölçüde arttırmadan, gebeliğin ilk üç aylık dönemi boyunca kullanılabilir. İlaçların gebeliğin geç döneminde kullanılması, doğumdan sonra yeni doğanların %25’i kadarında, kısa sürelik yoksunluk semptomlarına neden olabilir. Tipik semptomlar arasında; titreme, huzursuzluk, solunum problemleri ve zayıf ağlama yer alır. Bu sorunlar, genellikle 1-4 gün içinde çözülür. SSRI ilaçların hamileliğin ilerleyen dönemlerinde kullanımının; ciddi ancak nadir görülen bir solunum problemi olan “kalıcı pulmoner hipertansiyon” riskini arttırıp arttırmadığı konusu ise hala belirsizliğini korumaktadır. Emzirme ve Antidepresan Emzirme döneminde, genellikle antidepresan kullanımı önerilmez. Ancak siz ve doktorunuz, tedavinin faydalarının ve bebeğinizi emzirmenin faydalarının, potansiyel risklerden daha ağır bastığına karar verebilirsiniz. Emzirme döneminde antidepresan kullanmak istemediğinize karar verebilirsiniz. Ayrıca, başka nedenler de olabilir. Örneğin; bebeğinizi emzirdiğiniz için hiç uyumuyor olabilirsiniz. Bu durum da zihinsel sağlığınızı etkileyebilir. Bu nedenle, bebeğinizi eşinizle birlikte sırayla çalışabilmek için, biberonla beslemeyi seçebilirsiniz. Emzirmemeye karar verirseniz, kendinizi suçlu hissetmenize gerek yoktur. Çünkü, bebeğinizin iyi olmanıza ihtiyacı var. Sizin için neyin en iyi olacağı konusunda doktorunuzla konuşun. Stres ve depresyon bazı kadınlarda yumurtlamanın gecikmesine ya da hiç yumurtlama olmamasına sebep olarak kısırlığa yol açabilir. Her ay hamile kalmayı beklemek, doğal yollarla çocuk sahibi olamamak ve tüp bebek tedavisi süreçleri çocuğu olmayan kadınlarda stres, anksiyete veya depresyona neden olabilir. Stres, kişinin kendini emniyette hissetmemesine neden olan sebeplerden oluşur. Kişi çok basit olaylar karşısında bile stres duygusu yaşayabilir. Özellikle bebek sahibi olma çabası ve süreci çiftleri psikolojik olarak etkileyerek strese yol açabilir. Çiftlerden bazıları kısırlık tedavisi hakkında konuşmaktan kaçınabilir, bazıları ise doğum sonrası bebeğini kabullenmek de sıkıntı yaşayabilir. Korkulan veya kaygı duyulan bir şey karşısındaki akut stres durumu; kalbin daha hızlı atmasına, tansiyonun yükselmesine, nefes alma zorluğuna, ellerde titremeye, üşümeye ve ciltte nemlenmeye yol açabilir. Kronik stres durumunda ise depresyon ve uyku düzeninde bozulma gibi belirtiler olur. Hastalıklara direnme gücü düşer. Organların fazla çalışmasına, hormon ve kimyasalların üretiminin artmasına sebep olur. Tüp bebek tedavisi stresi artırabilirBazı durumlarda kadınların aşırı stres altında olması, hormonlarda değişikliklere sebep olarak yumurtlamanın gecikmesine veya hiç yumurtlamamasına sebep olabilir. Erkeklerde de sperm kalitesini azaltarak infertiliteye sebep olabilmektedir. Yapılan araştırmalarda infertilite tedavisi altındaki kadınlarda genellikle kanser ve kalp hastalıkları sorunları olan kadınlarla aynı stres seviyesine sahip olduğunu tespit edilmiştir. İnfertil çiftler, her ay aynı strese maruz kalırlar. Her ay gebe kaldıklarını düşünürler ve hayal kırıklığına uğrarlar. Stres tüp bebek tedavisini de etkileyebilirVücut hormonlar tarafından yönetilmektedir. Stres altında salgılanan hormonlar birçok hastalığa sebep olmaktadırlar. Tüp bebek tedavisi stresli bir süreçtir. Çiftler sonucu beklerken yoğun strese maruz kalırlar ve bu durum vücut dengesinin bozulmasına yol açabilir. Yumurtlama, döllenme ve embriyo kalitesini etkileyen sebepler arasında stres de bulunmaktadır. Araştırmalar stresin, tüp bebek başarısını ciddi oranda etkilediğini göstermektedir. Bu nedenler stresle baş etmeye çalışmak ve etkilerini en aza indirmeye çalışmak çok önemlidir. Doktorun ve tedavi merkezinin kalitesi, tüp bebek tedavisi sürecindeki stresi kontrol edebilmesine yardımcı olur. Doktor ve merkez seçimi tedavi sürecinin psikolojik olarak olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek bir durumdur. Doktor-hasta ilişkisi ve merkezin şartları önemlidir. Hastanın iyi hissetmediği bir yerde psikolojik olarak mutlu olması mümkün değildir. Tedavinin sonuçları hem maddi hem de manevi olarak kişiyi etkiler. Tüp bebek tedavisinde tekrarlayan başarısızlıklar yılgınlığa sebep olmamalıdır. Bu şartlarda doktora önemli bir görev düşmektedir. En uygun tedavi programı ve yöntemi seçilmelidir ve antidepresan kullanımı dışında stresle baş etmenin yolları bulunmalıdır. Antidepresan kullanımı dışında stresle baş etme yollarıTüp bebek tedavisinde başarı oranları oldukça yüksek olsa da çiftleri stresli bir süreç beklemektedir. İnfertilite ile karşılaşan biri için gebe kalma yolculuğu aşırı duygusal olabilir ve bazen bu durumla baş etmek için tedavi desteği alınması gerekebilir. Bu durumda, kanda serotonin seviyesini arttırıcı ilaçlar endişe ve depresyonu hafifletmek için reçete edilebilir. IVF veya diğer doğurganlık tedavileri sırasında antidepresan kullanımı mutlaka doktor kontrolünde yapılmalıdır. Destek almaktan çekinmeyinİnterfilite durumunda eşlerin birbirine destek olması çok önemlidir; yalnız olmadıklarını hissetmeleri gerekir. Gerekiyorsa profesyonel destek alınmalıdır. Kitaplardan, internetteki yayınlardan faydalanmaya çalışılmalıdır. Yoga, akupunktur, meditasyon gibi alternatif yöntemler faydalı olabilir. Kafeinli içecek ya da uyarıcı maddelerden uzak durulmalıdır. Fiziksel ve duygusal gerilimi azaltmak için düzenli olarak egzersiz yapılabilir, dengeli beslenebilir ve uyku kalitenizi artırabilirsiniz. Zuhal UzundereUludaÄŸ Üniversitesi UÜ Tıp Fakültesi Gastroentroloji Bilim Dalı BaÅŸkanı Prof. Dr. Macit Gülten, yaptığı açıklamada, toplumda oldukça sık görülen ülserin, mide veya özellikle onikiparmak bağırsağının iç yüzeyinde meydana gelen yaralar olduÄŸunu sö erkeklerde daha fazla görülen ülserin, karın bölgesinde, genellikle önde ve üst-orta bölgede rahatsızlık hissi, aÄŸrı, bulantı, yanma, ekÅŸime gibi belirtilerle kendini gösterdiÄŸini, bazı ülserlerin de hiç belirti göstermediÄŸini belirtti. Midedeki asidin, mideye zarar vermesini kolaylaÅŸtıran ilaç, alkol ve sigara kullanımı ile genetik faktörler ve ileri yaÅŸ gibi pek çok nedeni olan ülserin erkeklerde daha fazla görüldüğünü anlatan Gülten, ÅŸunları kaydetti"Peptik ülserler, kanama veya delinme gibi durumlara yol açarak ölüm riskini arttırlar. Peptik ülserin meydana gelmesinde midenin ürettiÄŸi asit, ülserin ortaya çıkmasında en önemli etkendir. Normalde mide ve onikiparmak bağırsağı mide asidine karşı dirençlidir. Ancak ’Helicobacter Pylori’ bakterisinin varlığı, aspirin ve antiromatizmal bazı ilaçlar, mide ve onikiparmak bağırsağının iç yüzeyinin bütünlüğünün ve direncinin, mide asidine karşı bozulmasına, böylece ülserlerin meydana gelmesine sebep olurlar."    ÂKontrolsüz ilaç kullanımına dikkat!Gülten, 1980’li yıllardan itibaren "Helicobacter Pylori"nin saptanması ve tedavi edilmesi sonucunda peptik ülser hastalığının daha az görülmeye baÅŸladığını belirterek, şöyle devam etti "Helicobacter Pylori’ye baÄŸlı ülserler azalmasına raÄŸmen aspirin ve antiromatizmal ilaçların gereksiz ve kontrolsüz kullanımına baÄŸlı ülser ve ülser kanamalarına son yıllarda daha sık rastlamaktayız. Aspirin ve bazı antiromatizmal ilaçlar mide veya onikiparmak bağırsağında ülser oluÅŸturarak veya mide iç çeperinde gastrit oluÅŸturarak, ciddi kanamalara yol açabilirler. Özellikle orta ve ileri yaÅŸtaki hastaların çeÅŸitli aÄŸrılar için kullanmak istedikleri aÄŸrı kesicilerin olası risklerine karşı dikkatli olmaları, ülser ve kanamaya neden olma riski yüksek olan aspirin ve antiromatizmal ilaçlar yerine öncelikle daha basit ve daha düşük risk taşıyan aÄŸrı kesicileri kullanmaları birbirlerine tavsiye ettikleri aÄŸrı kesicilerin gereksiz ve aşırı kullanımlarıyla, riskler daha da artmaktadır. Kalp ve damar hastalığı gibi nedenlerle sürekli düşük doz aspirin kullananların, buna ek olarak bir antiromatizmal veya aÄŸrı kesici ilaca baÅŸlaması ülser ve kanama riskini daha çok arttırmaktadır. AÄŸrı kesicilerin meydana getirdiÄŸi kanama ve ölüm riskleri hiç de az deÄŸildir." Fitil, krem, enjeksiyon yoluyla kullanılan aspirin veya antiromatizmal ilaçların da en az tablet veya kapsül ÅŸeklinde alınan aÄŸrı kesiciler kadar kanama riski taşıdığına iÅŸaret eden Gülten, bağırsakta açılan aÄŸrı kesici kapsüllerin midede açılanlar kadar kanama riski taşıdığını, ayrıca Türkiye’de yurt dışından getirilerek satılan bazı aspirin ve benzeri aÄŸrı kesicilerin yine aynı riski taşıdığını vurguladı.Prof. Dr. Gülten, hekimlerin önerileri doÄŸrultusunda mide asidini baskılayan ilaçların tedaviye eklenmesi gibi önlemler alarak ülser kanaması riskinin azaltılması gerektiÄŸini sözlerine ekledi.

erkeğin antidepresan kullanımı bebeğe zarar verirmi