🏉 En Âm Suresi 162 Ayet Arapçası Ve Türkçesi

ENÂM SURESİ 162. Ayeti Karşılaştırmalı Mealleri. Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”. Diyanet İşleri. De ki: Şüphe yok, namazım da, ibâdetlerim de, diriliğim de, ölümüm de âlemlerin Rabbi olan Allah içindir ki. Abdulbaki Şuvar ki, bu davranışın arkasındaki iyi niyet, ihlâs, azim ve kararlılık, gönül huzuru gibi yüksek duygu ve düşüncelere, ayrıca yapılan işin kalitesine, hayır ve menfaatinin kapsamına vb. müsbet niteliklerine göre ecri de yüksek olur (Fethu’l-bârî, XXIV, 118). Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 494-495 Enâm Suresi 162. Ayet - Kur'an Okuyan. .قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ ﴿١٦٢﴾. 162. De ki: “Şüphesiz ki benim salât ım (desteğim), ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir 162 Allah’ın rızasını gözeten ile Allah’tan bir gazaba uğrayan kişi bir olur mu hiç! Onun barınağı cehennemdir. Ne kötü varış yeridir (orası)! 162. Allah’ın rızasını gözeten ile Allah’tan bir gazaba uğrayan kişi bir olur mu hiç! Onun barınağı cehennemdir. 23.Tem.2021 - Bu Pini s e ز e r Pinterest'te oluşturdu. En'am Suresi 15. Ayet #tevhid #kıraat En'am suresi 79. ve 162. ayetler, arapçası ve tefsiri kısa [ATTACH] Şafii mezhebinde En'am suresi 79. ve 162. ayetler, namazın başında Sübhâneke duası Kuran Meali ve Tefsiri başlıklı konumuzu Dersimiz İslam, Kuran'da yer alan dua, ayet ve sureleri bulabilir, Peygamber ve Evliyaların hayatları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. 5 Temmuz 2022 , Salı UjAV6Bw. Kademe İlköğretim Ders DKAB, Seçmeli Dersler Konu Dualar, Sureler ve Ayetler Materyal Türü Sunu İlgili Kavramlar kurbanBu materyal 2673 kez görüntülendi, 891 kez İçeriğiRAR - Benzer Kayıtlar Etkinlikler-Oyunlarİlköğretim, DKAB, Kur'an-ı KerimSunuİlköğretim, DKAB, Seçmeli Dersler, Dualar, Sureler ve AyetlerKonu Tarama Testleriİlköğretim, DKAB, İnançKonu Tarama Testleriİlköğretim, DKAB, İbadetKonu Tarama Testleriİlköğretim, DKAB, İbadetSunuİlköğretim, DKAB, İbadetAfişlerİlköğretim, DKAB, Seçmeli Dersler, İmam Hatip, İbadet ❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio وَلَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَأَخَذْنَٰهُم بِٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمْ يَتَضَرَّعُونَ Ve lekad erselnâ ilâ umemin min kablike fe ehaznâhum bil be’sâi ved darrâi leallehum yetedarraûnyetedarraûne. Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. Peygamberlerini dinlemediler. Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. Türkçesi Kökü Arapçası muhakkak وَلَقَدْ elçiler gönderdik ر س ل أَرْسَلْنَا إِلَىٰ ümmetlere ا م م أُمَمٍ مِنْ senden önce de ق ب ل قَبْلِكَ onları yakalayıp cezalandırmıştık ا خ ذ فَأَخَذْنَاهُمْ darlık ile ب ا س بِالْبَأْسَاءِ ve sıkıntı ile ض ر ر وَالضَّرَّاءِ belki onlar لَعَلَّهُمْ yalvarırlar diye ض ر ع يَتَضَرَّعُونَ Diyanet İşleri Başkanlığı Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. Peygamberlerini dinlemediler. Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. Diyanet Vakfı Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Andolsun ki, senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik; dinlemediler. Biz de onları yalvarıp yakarsınlar diye darlık ve sıkıntı ile cezalandırdık. Elmalılı Hamdi Yazır Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Bize yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık. Ali Fikri Yavuz Andolsun ki, biz, senden önce bir takım ümmetlere peygamberler gönderdik; dinlemediler de, onları, şiddet ve zaruretlerle kıvrandırdık. Olur ki yalvarırlar, tevbe ederler, diye. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Celâlim hakkı için senden önce bir takım ümmetlere Resuller gönderdik dinlemediler de onları şiddetler ve zaruretlerle sıktık gerek ki yalvarsınlar diye Fizilal-il Kuran Senden önceki birçok ümmetlere peygamberler gönderdik, dinlemediler. Bunun üzerine ola ki, bize yalvarırlar diye kendilerini sıkıntılara ve belâlara çarptırdık. Hasan Basri Çantay Andolsun ki biz, senden evvelki ümmetlere de peygamberler gönderdik de küfr-ü inkârlarından dolayı kendilerini çetin bir yoksullukla, çeşitli hastalıkla yakaladık, olur ki yalvarırlar, tevbe ederler diye. İbni Kesir Andolsun ki; Biz, senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Yalvarsınlar diye, onları darlık ve sıkıntıya soktuk. Ömer Nasuhi Bilmen Andolsun ki, senden evvel de ümmetlere peygamberler gönderdik, sonra o ümmetleri birtakım şiddetler ile, zorluklar ile yakaladık, ola ki yalvarıversinler diye. Tefhim-ul Kuran Andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik de onları dayanılmaz zorluk yoksulluk ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye. وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا شَيَاطِينَ الْإِنْسِ وَالْجِنِّ يُوحِي بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ زُخْرُفَ الْقَوْلِ غُرُورًا ۚ وَلَوْ شَاءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ ۖ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ Ve kezalike cealna li külli nebiyyin adüvven şeyatıynel insi vel cinni yuhıy ba’duhüm illa ba’dın zuhrufel kavli ğurura ve lev şae rabbüke ma fealuhü fezerhüm ve ma yefterun Kelime Okunuşu Anlamı Kökü وَكَذَٰلِكَ ve keƶālike ve böylece جَعَلْنَا ceǎlnā biz yaptık نَبِيٍّ nebiyyin peygambere شَيَاطِينَ şeyāTīne şeytanlarını وَالْجِنِّ velcinni ve cin بَعْضُهُمْ beǎ’Duhum bir kısmı بَعْضٍ beǎ’Din diğerlerine زُخْرُفَ zuḣrufe yaldızlı غُرُورًا ğurūran aldatmak için فَعَلُوهُ feǎlūhu onu yapamazlardı فَذَرْهُمْ feƶerhum artık onları baş başa bırak يَفْتَرُونَ yefterūne uydurdukları Abdulbaki Gölpınarlı Abdulbaki Gölpınarlı İşte biz, böylece her peygambere insan ve cin Şeytanlarını düşman ettik; bâzısı, bâzısına yaldızlı sözler söyleyerek aldatır. Rabbin dileseydi yapamazlardı bunu, onları da bırak, iftirâlarını da. Abdullah Parlıyan Abdullah Parlıyan Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık; bunlar birbirlerini aldatmak için zihin çelmeyi amaçlayan, yaldızlı parlak sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi, onlar bunu yapamazlardı. Bırak onları düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar. Adem Uğur Adem Uğur Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak. Ahmed Hulusi Ahmed Hulusi Böylece her Nebiye ölümsüz sonsuz gelecek yaşam habercisine insan şeytanlarını kendini beden kabul edip yalnızca bedenin zevkleri için yaşayanları ve cin şeytanlarını düşman kıldık... Onlardan bazısı bazısına, aldatmak için yaldızlı söz vahyeder! Eğer Rabbin dileseydi onu yapmazlardı... Artık bırak onları iftiraları ile başbaşa! Ahmet Varol Ahmet Varol Bu şekilde her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman ettik. Onlar aldatmak için, birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Sen onları uydurduklarıyla başbaşa bırak. Ali Bulaç Ali Bulaç Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla baş başa bırak. Ali Fikri Yavuz Ali Fikri Yavuz Böylece biz her Peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. O şeytanlar, aldatmak için birbirlerine lâfın yaldızlısını telkin ederler. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. O halde, onları, uydurmakta oldukları yalanlarıyla başbaşa bırak. Bayraktar Bayraklı Bayraktar Bayraklı Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi, onu da yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak. Bekir Sadak Bekir Sadak 112-11 3 Aldatmak icin birbirlerine cazip sozler fisildayan cin ve insan seytanlarini her peygambere dusman yaptik. Bu seytanlar ahirete inanmayanlarin kalblerinin o sozlere yonelmesi, ondan hosnut olmasi ve kendilerinin isledikleri suclari islemeleri icin byle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardÙ, sen onlarÙ iftiralarÙ ile ba_ba_a bÙrak. Celal Yıldırım Celal Yıldırım İşte bunun gibi her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık; onlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Onları da, iftira edip durdukları şeyleri de başbaşa bırak. Cemal Külünkoğlu Cemal Külünkoğlu İşte böylece biz, her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onlar da inat etmeseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları uydurdukları iftiralarıyla baş başa bırak. Diyanet İşleri Diyanet İşleri İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. Diyanet Vakfı Diyanet Vakfı Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak. Edip Yüksel Edip Yüksel Böylece, her peygambere insanlardan ve cinlerden olan sapkınları düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözleri vahyederler. Efendin dileseydi bunu yapamazlardı. Onlara ve ettikleri iftiralara aldırma. Elmalılı Hamdi Yazır Elmalılı Hamdi Yazır Biz böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile başbaşa bırak. Fizil-al il Kuran Fizil-al il Kuran Böylece biz insandan ve cinden şeytanları her peygambere düşman kıldık. Bunlar birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler söylerler. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Onları asılsız uydurmalarıyla başbaşa bırak. Gültekin Onan Gültekin Onan Böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak. Harun Yıldırım Harun Yıldırım Biz böylece her nebiye insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Onlardan kimisi kimini aldatmak için yaldızlı sözler fısıldar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Artık sen de onları iftiraları ile başbaşa bırak. Hasan Basri Çantay Hasan Basri Çantay Biz, sana yapdığımız gibi her peygambere de insan ve cin şeytanlarını böylece düşman yapdık. Onlardan kimi kimine, aldatmak için, yaldızlı bir takım söz ler ve vesveseler telkıyn eder. Eğer Rabbin dileseydi bunu bu telkıyni yapmazlardı. Öyle ise onları düzmekde oldukları yalanlarıyla beraber baş başa bırak. Hayrat Neşriyat Hayrat Neşriyat Ve böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık; bunlaraldatmak için birbirlerine bâtıl sözün yaldızlısını fısıldarlar. Hâlbuki Rabbin dileseydi onuaslâ yapamazlardı; öyleyse onları ve uydurmakta oldukları şeyleri bırak! İbn-i Kesir İbn-i Kesir İşte böylece Biz, her peygambere insan ve cinn şeytanlarını düşman yaptık. Onlardan kimi, kimini aldatmak için cazip sözler fısıldarlar. Eğer Rabbın dileseydi; bunu yapamazlardı. Öyleyse onları iftiraları ile başbaşa bırak. İlyas Yorulmaz İlyas Yorulmaz Böylece biz her peygamber için bilinen ve bilinmeyen, doğruya karşı çıkanları şeytanları düşmanlar yaptık. Kendilerini aldatmak için, süslü sözlerle birbirleriyle fısıltılaşıyorlar. Rabbin dileseydi bunları yapamazlardı. O halde onları uydurdukları ila baş başa bırak. İskender Ali Mihr İskender Ali Mihr Ve böylece peygamberlerin hepsine, insan ve cin şeytanları düşman kıldık. Onlar, birbirlerine aldatarak güzel süslü sözler vahyederler fısıldarlar. Ve eğer Rabbin dileseydi, onu yapamazlardı. Artık onları ve iftira ettikleri şeyleri terket bırak. Kadri Çelik Kadri Çelik Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak. Muhammed Esed Muhammed Esed Ve işte böylece, biz, hem insanlar hem de görünmez varlıklar içinden zihin çelmeyi amaçlayan yaldızlı/parlak yarı hakikatleri birbirine fısıldayan şeytani güçleri peygambere düşman kıldık. Ama Rabbin dilemedikçe onlar bunu yapamazlardı o halde, onlardan ve onların mesnetsiz hayallerinden uzak durun! Mustafa İslamoğlu Mustafa İslamoğlu Ve böylece Biz, görünür-görünmez şeytanları her peygambere düşman kıldık. Onlar aldatmak amacıyla birbirlerine yaldızlı yalanları telkin ediyorlar. Ama eğer Rabbin dileseydi, onlar bunu yapamazlardı o halde onlardan da, uyduruk teorilerinden de uzak dur! Ömer Nasuhi Bilmen Ömer Nasuhi Bilmen Ve böyle her peygamber için insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Onların bazısı bazısına, aldatmak için sözün yaldızlısını telkin eder. Ve eğer Rabbin dilemiş olsaydı onu yapmazlardı, artık onları ve iftira eder oldukları şeyleri bırak. Ömer Öngüt Ömer Öngüt Biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Onlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak! Sadık Türkmen Sadık Türkmen Işte böylece; her nebiye/peygambere, insan ve cin şeytanlar düşmanlık yaptılar. Aldatmak için sözün yaldızlısını birbirlerine fısıldarlar. Eğer Rabbin özgür irade vermeseydi bunu yapamazlardı! Artık onları uydurup iftira ettikleri şeylerle baş başa bırak! Seyyid Kutub Seyyid Kutub Böylece biz insandan ve cinden şeytanları her peygambere düşman kıldık. Bunlar birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler söylerler. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Onları asılsız uydurmalarıyla başbaşa bırak. Suat Yıldırım Suat Yıldırım Böylece biz her peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Onlardan kimi kimine, aldatmak için birtakım yaldızlı sözler fısıldayıp telkin ederler. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde onları, düzmekte oldukları yalanlarıyla baş başa bırak! Süleyman Ateş Süleyman Ateş Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytânlarını düşman yaptık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak. Şaban Piriş Şaban Piriş Böylece, Biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler telkin ederler, Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak. Tefhim-ul Kur'an Tefhim-ul Kur'an Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatma için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak. Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar; Yusuf Ali İngilizce Yusuf Ali İngilizce Likewise did We make for every Messenger an enemy,- evil ones among men and jinns, inspiring each other with flowery discourses by way of deception. If thy Lord had so planned, they would not have done it so leave them and their inventions alone. ❬ Önceki Sonraki ❭ بَلْ إِيَّاهُ تَدْعُونَ فَيَكْشِفُ مَا تَدْعُونَ إِلَيْهِ إِن شَآءَ وَتَنسَوْنَ مَا تُشْرِكُونَ Bel iyyâhu ted’ûne fe yekşifu mâ ted’ûne ileyhi in şâe ve tensevne mâ tuşrikûntuşrikûne. Hayır! Bu durumda yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse kurtulmak için dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz. Türkçesi Kökü Arapçası hayır بَلْ yalnız O’na إِيَّاهُ yalvarırsınız د ع و تَدْعُونَ O da kaldırır ك ش ف فَيَكْشِفُ şeyi مَا istediğiniz د ع و تَدْعُونَ ondan إِلَيْهِ şayet إِنْ dilerse ش ي ا شَاءَ ve unutursunuz ن س ي وَتَنْسَوْنَ şeyleri مَا ortak koştuğunuz ش ر ك تُشْرِكُونَ Diyanet İşleri Başkanlığı Hayır! Bu durumda yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse kurtulmak için dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz. Diyanet Vakfı Bilâkis yalnız Allah´a yalvarırsınız. O da kaldırılması için kendisine yalvardığınız belâyı dilerse kaldırır; ve siz ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Doğrusu yalnız O´na dua edersiniz. O dilerse yalvardığınız belayı üzerinizden kaldırır ve o an O´na koştuğunuz ortakları unutursunuz. Elmalılı Hamdi Yazır Hayır, yalnız o Allah´a yalvarırsınız. O da dilerse kaldırılmasını istediğiniz belayı kaldırır ve o zaman ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz. Ali Fikri Yavuz Doğrusu, ancak, Allah’a dua edersiniz de, dilerse O, bertaraf edilmesine yalvardığınızı belâyı kaldırır. O vakit, ortak koştuğunuz putları unutursunuz. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Doğrusu yalnız ona dua edersiniz de dilerse o feryada geldiğiniz belâyı üzerinizden kaldırır ve o lâhza siz o şirk koşduklarınızın hepsini unutursunuz Fizilal-il Kuran Hayır, sırf O´na yalvarırsınız, O da dilerse feryadınıza konu olan belayı başınızdan aldırır, o zaman O´na koştuğunuz ortakları unutuverirsiniz. Hasan Basri Çantay Hayır, putlarınızı değil ancak Onu Allâhı çağırır Ona düâ ve iltica eder siniz. O da kendisine çağırdığınız her hangi bir şey´i belâyı, dilerse, açar önler, giderir ve o vakit siz Allaha eş tutmakda olduğunuz şeyleri putları hatırınıza bile getirmeyerek unutursunuz. İbni Kesir Hayır, ancak O´nu çağırırsınız da; isterse çağırdığınız şeyi giderir ve siz de şirk koştuğunuz eşleri unutursunuz. Ömer Nasuhi Bilmen Hayır, ancak O´na niyaz edersiniz. O da kendisine niyaz ettiğiniz şeyi dilerse açarhusûle getirir ve siz de Allah Teâlâ´ya şerik ittihaz ettiğiniz şeyleri o zaman unutursunuz.» Tefhim-ul Kuran Hayır, yalnızca O´nu çağırırsanız, dilerse kendisini çağırdığınız şeyi açar giderir ve şirk koşmakta olduklarınızı unutursunuz. Warning includeturkce/bil/ Failed to open stream No such file or directory in C\inetpub\vhosts\ on line 27 Warning include Failed opening 'turkce/bil/ for inclusion include_path='.;.\includes;.\pear' in C\inetpub\vhosts\ on line 27 Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Lâ şerîke lehes vebiżâlike umirtu veenâ evvelu-lmuslimîneEşi ortağı yoktur onun ve bana bu emredildi ve ben, ona teslim olanların ilkiyim. “O’nun Allah’ın ne Zatında, ne icraatında ne de şeriatında asla şeriki yoktur. Bana böyle iman etmem emrolundu. Ve ben Müslümanların ilki öncüsü ve rehberiyim.”Ki O'nun ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben benliklerini Allah'a teslim edenlerin daima öncüsü olacağım.”“İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında onun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu, ben bu emri uyguladım. Ben İslâm'ı yaşayan müslümanların ilkiyim, önderiyim." Kur’ân-ı Kerim, 2/130-132; 10/72, 84; 12/101; 21/25."O'nun ortağı yoktur. Bana böyle emredildi ve ben Müslümanların ilkiyim."'O'nun hiç bir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben müslüman olanların ilkiyim.'Onun ortağı yoktur. ben bununla emrolundum ve ben müslüman olanların ilkiyim.”O’nun ortağı asla yoktur. Ben bununla emredildim. Ve ben, O’na teslim olanların ilkiyim.”“O'nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.”162,163. De ki Benim namazım, benim niyazım, dirliğimle, ölümüm âlemlerin Tanrısı olan Allahadır, onun ortağı yoktur, ben bununla buyruldum, ben ilkiyim Müslimlerin»“O'nun hiçbir ortağı yoktur. Bana emredilen de budur. Bunun için ben Müslümanların öncüsüyüm.”161, 162, 163. Ânlara di ki "Rabbim beni doğrı yola sevk itmişdir. Beni hak dîne mazhar iyledi. O dîn hakka îmân iden ve müşrik olmıyan İbrâhîm’in dînidir benim ’ibâdetim a’mâlim hayâtım ve memâtım rabbu’l âlemîn içündir. Bu dîn bana emr olunmuşdur. Ben müslimînin evveliyim."O'nun hiçbir ortağı yoktur; böyle emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim."“O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.”O'nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim."O'nun ortağı yoktur. Bununla emredildim ve ben herkesten önce teslim olurum."Onun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben müslümanların yoktur onun, ben bununla emrolundum ve ben müslimînin evveliyimO'nun hiçbir ortağı yoktur. Bana böyle buyruldu. Ben teslim olanların öncüsüyüm.”162,163. De ki Şübhesiz benim namazım da, ibâdetlerim de, dirimim de, ölümüm de hiç bir ortağı olmayan, âlemlerin Rabbi Allahındır. Ben böylece emrolundum. Ben bu ümmetde müslüman olanların ilkiyim».“O'nun ortağı yoktur. Ve ben bununla emrolundum, çünki ben Müslümanların ilkiyim!”“O’nun hiçbir ortağı yoktur. Bu şekilde inanmakla ve O’na teslim olanların ilki olmakla emrolundum.”Onun eşi yoktur. Bana buyrulan gerçek budur. Ben kendini Allah’a verenlerin ilkiyim."De ki — Benim namazım, kurbanım [⁴], diriliğim, ölümüm âlemlerin Rabbi olup hiçbir şeriki olmayan Allah içindir. Ben yalnız bununla memurum. Ben müslümanların ilkiyim».[4] Veya haccım, ibadetim.“O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emr olundum. Ben Allah’a teslim olanların/Müslümanların öncüsüyüm.”⁵⁰50 Krş. Zümer, 39/12; A’râf, 7/128; Enbiyâ, 21/105“O'nun hiç bir ortağı yoktur; böyle emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim.”“O’nun birtakım tanrısal güçler bahşederek seçkin kıldığı, yetki ve otoritesinde pay sahibi yaptığı herhangi bir yardımcısı veya ortağı yoktur! İşte, bana emredilen budur. Bu yüzden ben, yeryüzünde bir tek mümin kalmamış bile olsa, asla ümitsizliğe, yılgınlığa kapılmayacak, gerekirse tek başıma mücâdeleye devam edeceğim; tüm kalbimle, tüm benliğimle Rabb’imin buyruklarına boyun eğerek ve sözlerimle, davranışlarımla, hayatımla, ölümümle müminlere örneklik ve öncülük ederek, dâimâ Müslümanların ilki ve öncüsü olacağım!”Ey Müslüman! Buna rağmen inkârcılar, “Gelin bizim hayat tarzımıza uyun, günahı da bizim boynumuza olsun!” diyerek 29. Ankebut 12 seni hak dinden çevirmeye kalkışırlarsa;“O’na şerik / ortak yoktur. Bununla emredildim; ben Teslim Olmuş Müslümanlar’ın ilkiyim”.Onun eşi benzeri yoktur. Ben de, bana emredildiği gibi ilk müslümanım. "“Allah’ın yasa koymada ortağı yoktur. Allah hükümlerin en dorusunu verir. Hükmünde ortak tanımaz. Bana sadece emir verildi! Ben Allah’ın yasalarına teslim olanların ilkiyim!” O’nun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim öncüsüyüm.”162,163. Ve “Benim namazım, ibâdetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi olan ve ortağı bulunmayan Allah içindir. Ben bununla emrolundum ve böyle inanarak Müslüman olanların ilki de benim.” O’nun uluhiyetinde hiç kimse pay sahibi değildir Ben böyle emrolundum; ve ben benliklerini Allah’a teslim edenlerin [daima] öncüsü olacağım”.Zira O’nun hiçbir ortağı ve benzeri yoktur. İşte ben, sadece bu tevhit ile emrolundum ve ben Müslümanların öncüsüyüm. 3/52, 10/72, 11/14, 27/81-91Uluhiyyetinde O’nun ortağı yoktur Ben işte bu tevhid ile emrolundum; ve ben varlığını kayıtsız şartsız Allah’a teslim edenlerin öncüsüyüm!O'nun bir ortağı yoktur. Ve ben bununla memur oldum ve ben müsIümanların ilkiyim.»162, 163. De ki “Benim namazım da, her türlü ibadetlerim de, hayatım da ölümüm de hep Rabbülalemin olan Allah'a aittir. Eşi ortağı yoktur O'nun. Bana verilen emir budur. O'na ilk teslim olan da benim. [21, 25; 10, 72; 2, 130-132; 12, 101; 10, 84]O'nun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben müslümanların şerîki yokdur. Ben bununla bu ihlâsla emr olundum ve ben müslümânların ortağı yoktur. Böyle emir aldım. Tam teslim olanların müslümanların önderi olmam da emredildi.”O'nun hiç bir ortağı yoktur. Sadece bununla emrolundum ve ben müslüman olanların ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum; Müslümanların ilki de benim."Ortağı yoktur O'nun. Bununla emrolundum ben. Ve Müslümanların ilkiyim ben."“ortaġı yoķdur anuñ daħı aña buyrıldum daħı ben ilkiven müsülmānlarüñ”Yoḳdur ortaḳ aña, daḫı tevḥīd ki buyruldum ve ben öñdin Müselmān olan‐lardan‐ heç bir şəriki yoxdur. Mənə belə buyurulmuşdur və mən ilk müsəlmanam!”He hath no partner. This am I commanded, and I am first of those who surrender unto Him.No partner hath He this am I commanded, and I am the first of those who bow to His will.

en âm suresi 162 ayet arapçası ve türkçesi