🐻 Yasin Tebareke Amme Arapça Yazılışı

Fso6qz. Abdullah Altun'dan ruhunuzu dinledirecek Mülk Suresi.. Kuran Dinle. Kuran Suresi. Kuranı Sure. Ağlatan Sureleri 💌Sözler Köşkü'ne Ulaşabileceğiniz ve Sorular Sorabileceğiniz Sosyal Medya Adresleri İnstagram Facebook Twitter ▷Abdullah Altun'a Buradan Ulaş İnstagram ▷Fatih Yağcı'ya Buradan Ulaş İnstagram ⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤⏤ EN ÇOK SEVİLEN DİĞER VİDEOLARIMIZ🎥 Defalarca Dinletip Ağlatan İnşirah Suresi - Abdullah Altun Türkiye'deki Turistlere Kur'an-ı Kerim Dinlettik - ŞAŞIRTICI SOSYAL DENEY +15 Kabre Girince Başına...Read More Public Response On Tebareke Suresi Mp3 Indir Dur Kuran-ı Kerim’in 78. suresi Nebe yada Amme Suresi Arapça Türkçe okunuşu ve Diyanet Meali. İkindi namazından sonra okunması faziletli olan Nebe SuresiAmme yada Nebe Suresi Kuran-ı Kerim’in 78. suresidir. Mekke döneminde nazil olmuştur. İkindi namazından sonra okunması faziletli olan Amme Suresi Arapça-Türkçe okunuşu ve Diyanet Türkçe MealiNebe Amme Suresi Hakkında BilgiMekke döneminde inmiştir. 40 ayetten oluşmaktadır. Nebe Sûresi, adını ikinci âyette geçen “en-Nebe” kelimesinden almıştır. Nebe, haber anlamına gelmektedir. Kuran-ı Kerimde sure sıralamasına göre 78. suredir. İkindi namazından sonra okunmasında oldukça faziletleri namazından sonra Amme Suresi 31. ayet ve sonrası Namazından Sonra okunan surelerAmme Suresi Arapça Türkçe OkunuşuDiyanet Kuran Meali ve Arapça Yazılışı ile Amme Okuعَمَّ يَتَسَاءلُونَ ﴿١﴾ – Arapça Okunuşu Amme yetesâelûnyetesâelûne. Meali Birbirlerine neyi soruyorlar?عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ ﴿٢﴾ – Arapça Okunuşu Anin nebeil azîmazîmi. Meali Büyük هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ ﴿٣﴾ – Arapça Okunuşu Ellezî hum fîhi muhtelifûnmuhtelifûne. Meali Ki onlar, onun hakkında ihtilâf سَيَعْلَمُونَ ﴿٤﴾ – Arapça Okunuşu Kellâ se ya’lemûnya’lemûne. Meali Hayır, yakında كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿٥﴾ – Arapça Okunuşu Summe kellâ se ya’lemûnya’lemûne. Sonra, hayır yakında نَجْعَلِ الْأَرْضَ مِهَادًا ﴿٦﴾ – Arapça Okunuşu E lem nec’alil arda mihâdâmihâden. Meali Arzı döşek kılmadık mı?وَالْجِبَالَ أَوْتَادًا ﴿٧﴾ – Arapça Okunuşu Vel cibâle evtâdâevtâden. Meali Ve dağları yeri sabit tutan kazıklar yapmadık mı?وَخَلَقْنَاكُمْ أَزْوَاجًا ﴿٨﴾ – Arapça Okunuşu Ve halaknâkum ezvâcâezvacen. Meali Ve Biz, sizi çift olarak نَوْمَكُمْ سُبَاتًا ﴿٩﴾ – Arapça Okunuşu Ve cealnâ nevmekum subâtâsubâten. Meali Ve uykunuzu dinlenme zamanı اللَّيْلَ لِبَاسًا ﴿١٠﴾ – Arapça Okunuşu Ve cealnâl leyle libâsâlibâsen. Meali Ve geceyi libas örtü النَّهَارَ مَعَاشًا ﴿١١﴾ – Arapça Okunuşu Ve cealnân nehâre meâşâmeâşen. Meali Ve gündüzü maişet geçim zamanı فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا ﴿١٢﴾ – Arapça Okunuşu Ve beneynâ fevkakum seb’an şidâdâşidâden. Meali Ve sizin üstünüzde sağlam kuvvetli yedi kat bina سِرَاجًا وَهَّاجًا ﴿١٣﴾ – Arapça Okunuşu Ve cealnâ sirâcen vehhâcâvehhâcen. Meali Ve orada pırıl pırıl ışık saçan bir kandil مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَاء ثَجَّاجًا ﴿١٤﴾ – Arapça Okunuşu Ve enzelnâ minel mu’sırâti mâen seccâcâseccâcen. Meali Ve yağmur bulutlarından şarıl şarıl akan su بِهِ حَبًّا وَنَبَاتًا ﴿١٥﴾ – Arapça Okunuşu Li nuhrice bihî habben ve nebâtânebâten. Meali Onunla taneler ve nebatlar çıkaralım أَلْفَافًا ﴿١٦﴾ – Arapça Okunuşu Ve cennâtin elfâfâelfâfen. Meali Sarmaş dolaş olmuş içiçe bağlar ve bahçeler oluşsun diye.إِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مِيقَاتًا ﴿١٧﴾ – Arapça Okunuşu İnne yevmel faslı kâne mîkâtâmîkâten. Meali Muhakkak ki fasıl ayrılma günü, önceden tayin edilmiş bir يُنفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا ﴿١٨﴾ – Arapça Okunuşu Yevme yunfehu fîs sûri fe te’tûne efvâcâefvâcen. Meali Sur’a üflendiği gün artık siz bölük bölük السَّمَاء فَكَانَتْ أَبْوَابًا ﴿١٩﴾ – Arapça Okunuşu Ve futihatis semâu fe kânet ebvâbâebvâben. Meali Ve sema açılmış, böylece kapılar الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ﴿٢٠﴾ – Arapça Okunuşu Ve suyyiratil cibâlu fe kânet serâbâserâben. Meali Ve dağlar yürütülmüş, böylece serap جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا ﴿٢١﴾ – Arapça Okunuşu İnne cehenneme kânet mirsâdâmirsâden. Muhakkak ki cehennem mirsad مَآبًا ﴿٢٢﴾ – Arapça Okunuşu Lit tâgîne meâbâmeâben. Meali Azgınlar için meab sığınılacak yer فِيهَا أَحْقَابًا ﴿٢٣﴾ – Arapça Okunuşu Lâbisîne fîhâ ahkâbâahkâben. Meali Onlar orada bütün zamanlar boyunca kalacak يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا ﴿٢٤﴾ – Arapça Okunuşu Lâ yezûkûne fîhâ berden ve lâ şerâbâşerâben. Meali Orada bir serinlik ve bir içecek حَمِيمًا وَغَسَّاقًا ﴿٢٥﴾ – Arapça Okunuşu İllâ hamîmen ve gassâkâgassâkan. Meali Gassak irin ve hamimden kaynar su وِفَاقًا ﴿٢٦﴾ – Arapça Okunuşu Cezâen vifâkâvifâkan. Meali Uygun bir ceza karşılık كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًا ﴿٢٧﴾ – Arapça Okunuşu İnnehum kânû lâ yercûne hısâbâhısâben. Meali Muhakkak ki onlar bir hesap بِآيَاتِنَا كِذَّابًا ﴿٢٨﴾Nebe Amme Suresi – Arapça Okunuşu Ve kezzebû bi âyâtinâ kizzâbâkizzâben. Nebe Amme Suresi Meali Ve âyetlerimizi tekzip ederek شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا ﴿٢٩﴾ – Arapça Okunuşu Ve kulle şey’in ahsaynâhu kitâbâkitâben. Meali Ve Biz, herşeyi yazarak saydık tespit ettik.فَذُوقُوا فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا ﴿٣٠﴾ – Arapça Okunuşu Fe zûkû fe len nezîdekum illâ azâbâazâben. Meali Haydi azabı tadın! Size artık azaptan başkasını لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا ﴿٣١﴾ – Arapça Okunuşu İnne lil muttakîne mefâzâmefâzen. Meali Muhakkak ki, muttakiler takva sahipleri için kurtuluş ve kazanç وَأَعْنَابًا ﴿٣٢﴾ – Arapça Okunuşu Hadâika ve a’nâbâa’nâben. Meali Bahçeler ve üzüm bağları أَتْرَابًا ﴿٣٣﴾ – Arapça Okunuşu Ve kevâıbe etrâbâetrâben. Meali Ve aynı yaşta, şahane endamlı genç دِهَاقًا ﴿٣٤﴾ – Arapça Okunuşu Ve ke’sen dihâkâdihâkan. MealiVe içi dolu kadehler يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًا ﴿٣٥﴾ – Arapça Okunuşu Lâ yesmeûne fîhâ lagven ve lâ kizzâbâkizzâben. Meali Orada boş söz ve yalan مِّن رَّبِّكَ عَطَاء حِسَابًا ﴿٣٦﴾ – Arapça Okunuşu Cezâen min rabbike atâen hısâbâhısâben. Meali Bunlar Rabbin tarafından, hesaba karşılık verilen mükâfattır ihsanlardır.رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الرحْمَنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا ﴿٣٧﴾ – Arapça Okunuşu Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâr rahmâni lâ yemlikûne minhu hitâbâhitâben. Meali Allah göklerin ve yerin ve onların arasında bulunanların Rahmân olan Rabbidir. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرحْمَنُ وَقَالَ صَوَابًا ﴿٣٨﴾ – Arapça Okunuşu Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâsaffen, lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu ve kâle sevâbâsevâben. Meali O gün, ruh devrin imamının ruhu ve arşı tutan melekler, saf saf hazır bulunurlar. Rahmân’ın kendisine izin verdiği kişiden başka kimse konuşamaz. Ve izin verilen sadece sevap الْيَوْمُ الْحَقُّ فَمَن شَاء اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ مَآبًا ﴿٣٩﴾ – Arapça Okunuşu Zâlikel yevmul hakku, fe men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâmeâben. Meali İşte o gün mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün, Hakk günüdür. Dileyen Allah’a ulaşmayı dileyen kişi, kendisine Rabbine ulaştıran yolu, Sıratı Mustakîm’i yol ittihaz eder. Allah’a ulaşan kişiye Allah meab sığınak, melce أَنذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنتُ تُرَابًا ﴿٤٠﴾ – Arapça Okunuşu İnnâ enzernâkum azâben karîbâkarîben, yevme yanzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâturâben. Meali Muhakkak ki, sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi, elleri ile takdim ettiği şeye bakacak. Ve kâfir olan “Keşke ben toprak olsaydım.” Suresi Arapça TürkçeBİLGİSAYAR HATLI ARAPÇA YAZILIŞIAmme Nebe Suresi 1. SayfaAmme Nebe Suresi 2. SayfaAmme Nebe Suresi 3. SayfaKuran-ı Kerim Tüm Sureler Sıralı ListesiKuran-ı Kerim Hakkında BilgiKur’ân-ı Kerim Nüzul İniş Sırasına göre SurelerNahl Suresi 90. Ayet TefsiriFatır Suresi 1. Ayet TefsiriFâtır Suresi 29 ve 30. AyetleriFatiha SuresiBakara SuresiBakara Suresi FaziletleriYasin suresiKısa Namaz Facebook’tan takip etmeyi unutmayın! Mülk Suresi Türkçe Meali Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla 1. Kâinatın mutlak mülkiyeti ve hâkimiyeti elinde bulunan Allah yüceler yücesi, bütün iyilik ve bereketlerin kaynağıdır. O'nun her şeye gücü yeter. 2. O ki, hanginizin daha güzel işler yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. Kudreti dâimâ üstün gelen ve günahları çok bağışlayan yalnız O'dur. 3. Yedi kat göğü birbiriyle uyum içinde tabaka tabaka yaratan O'dur. Rahmân'ın yaratmasında hiçbir düzensizlik göremezsin. Haydi, çevir gözünü de bak, bir kusur, bir çatlaklık görebilecek misin? 4. Sonra gözünü tekrar tekrar çevir de bak. Göz, aradığı kusuru bulamamanın ezikliği ve bitkinliği içinde sana geri dönecektir. 5. Biz yere en yakın olan göğü kandillerle süsledik. O kandilleri şeytanlara atılan birer mermi yaptık; onlara bir de alevli ateş azabı hazırladık. 6. Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Gidilecek ne kötü bir yerdir orası! 7. Oraya atıldıklarında, cehennemin onları yutmak için homurtularla nasıl içine doğru nefes alıp, uğuldaya uğuldaya kaynadığını işitirler. 8. Kâfirlere öfkesinden neredeyse çatlayacak! Her bir bölük oraya atıldıkça cehennem bekçileri onlara "Allah'ın azabından sakındıran bir uyarıcı size gelmemiş miydi?" diye sorarlar. 9. Şöyle cevap verirler "Evet, bize bir uyarıcı geldi. Fakat biz onu yalanladık ve onlara Allah'ın bir şey indirdiği falan yok; siz ancak büyük bir sapıklık ve şaşkınlık içindesiniz» dedik." 10. Sonra şöyle hayıflanırlar "Eğer uyarılara kulak vermiş veya aklımızı kullanıp gerçekler üzerinde düşünmüş olsaydık, şimdi şu çılgın alevli ateşin yoldaşları arasında bulunmazdık!" 11. Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık Allah'ın rahmetinden uzak olsun o çılgın ateş mahkûmları! 12. Buna karşılık, duyu ve idrak sınırlarının ötesinde bulunan Rablerine karşı kalpleri saygı ve ürpertiyle dolu olanlara gelince, onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. 13. Söylemek istediğinizi ister içinizde gizleyin, ister açığa vurun hiç fark etmez. Çünkü O, göğüslerde saklanan en gizli düşünceleri bile tam olarak bilir. 14. Yaratan yarattığını bilmez olur mu hiç? İlmi her şeyin bütün inceliklerine kadar nüfûz eden ve her şeyden hakkiyle haberdar olan yalnız O'dur. 15. O Allah ki, yeryüzünü sizin için uysal bir binek hâline getirmiştir. Öyleyse onun omuzları üzerinde rahatça dolaşın ve Allah'ın sizin için hazırladığı nimetlerden faydalanın. Ama sonunda O'nun huzurunda toplanacağınız unutmayın! 16. Gökte olan zâtın, sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz? Bir de bakarsınız, yer çalkalanıp duruyor! 17. Yahut gökte olanın, üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? Siz, benim tehdidimin nasıl bir şey olduğunu yakında bileceksiniz! 18. Gerçek şu ki, bunlardan öncekiler de âyetlerimi ve peygamberlerimi yalanlamışlardı. Fakat beni inkâr etmenin âkibeti neymiş, gördüler! 19. Üzerlerinde kanatlarını aça kapaya uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları havada tutan Rahmân'dan başkası değildir. Şüphesiz O, her şeyi hakkiyle görmektedir. 20. Size Rahmân'dan başka yardım edip sizi O'nun azabından kurtaracak ordunuz hangisi? Doğrusu kâfirler, büyük bir yanılgı ve tam bir aldanmışlık içindeler. 21. Eğer Rahmân size verdiği rızkı kesiverecek olsa, o zaman sizi rızıklandıracak olan hani kim? Gerçek şu ki onlar azgınlık içinde ve haktan uzaklaşmakta direnip duruyorlar. 22. Düşünün bakalım; yüzüstü kapanarak sürünen mi emniyet içinde ve sapmadan yol alıp hedefine ulaşır, yoksa doğrudan hedefe götüren dümdüz bir yol üzerinde hiç sapmadan dimdik yürüyen mi? 23. De ki "Sizi yaratan, size kulaklar, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz?" 24. De ki "Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan da O'dur. En sonunda diriltilip yine O'nun huzurunda toplanacaksınız!" 25. Buna rağmen hâlâ "Eğer doğru söylüyorsanız, bizi tehdit edip durduğunuz kıyâmet ne zaman gerçekleşecek?" diye alay ediyorlar. 26. De ki "Onun bilgisi, sadece Allah katındadır. Ben ise apaçık bir uyarıcıyım!" 27. Nihâyet kıyâmeti yakından gördüklerinde inkâr edenlerin yüzleri korku ve kederden simsiyah kesilir. Onlara "Alay ederek küstahça isteyip durduğunuz şey işte bu!" denilir. 28. De ki "Allah beni ve beraberimdeki mü'minleri helâk etse veya bize merhamet etse, bu O'nun bileceği bir iştir. Peki, söyler misiniz bana, ya kâfirleri can yakıcı azaptan kim kurtaracak? 29. De ki "O Rahmân'dır; O'na inandık ve yalnız O'na güvenip dayandık. Bu sebeple, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında siz de öğreneceksiniz!" 30. De ki "Söyleyin bana Eğer suyunuz yerin dibine çekiliverse, size kaynağından akıp duran yeni ve tatlı bir suyu kim getirebilir?" 17 Aralık 2021 34 Görüntüleme Nas Nas Suresi Pratik 10 Tekrar Yöntemiyle Kolayca Ezberle. Nas suresini doğru, tecvidli ve talimli olarak direk hafız ağzından kolayca ezberlemek için hazırladığımız videoyu sizlerle paylaşıyoruz. Bu hayırlı hizmetleri desteklemek için abone olup, beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın. Lütfen! ________ Nas Suresi Arapça Okunuşu بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ ﴿١﴾ مَلِكِ النَّاسِۙ ﴿٢﴾ اِلٰهِ النَّاسِۙ ﴿٣﴾ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ ﴿٤﴾ اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِۙ ﴿٥﴾ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ ﴿٦ _______ Nas Suresinin Türkçe Yazılışı ve Okunuşu -Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. 1- Gul e’ûzu bi-Rabbi’n-nâs. 2- Meliki’n-nâs. 3- İlâhi’n-nâs. 4- Min şerri’l-vesvâsi’l-hânnâs. 5- Ellezî yuvesvisu fî sudûri’n-nâs. 6- Mine’l-cinneti ve’n-nâs. _________________ Nas Suresinin Türkçe anlamı Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. 1- “De ki İnsanların Rabbine sığınırım. 2- İnsanların malikine, 3- İnsanların ilahına; 4- İnsanlara kötü şeyler fısıldayan o sinsi vesvesecinin şerrinden. 5- O ki, insanların göğüslerine vesvese verir. 6- Gerek cin, gerekse insanlardan. * Nas suresi, insanların kalplerine vesvese sokan cin ve insan şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak için okunur. Asr Suresinden sonra ise Adiyet suresi Mekke'de inmiÅŸtir. Fakat bazı kaynaklarda Medine'de indiÄŸine dair açıklamalar da bulunulmaktadır. Asr kelimesi ''asır'' kelimesinden gelen bir kelimedir. Asr Suresi içerisinde bahsedilen konulardan birisi insanı ebedi hüsrandan kurtaracak yollar gösterildiÄŸi suredir. Ayrıca Ashâb-ı kirâmdan iki kiÅŸinin bu sureyi okumadan ve selam vermeden birbirlerinden ayrılmadıklarını da sö Asr Suresi Türkçe ve Arapça okunuÅŸu çoÄŸu kiÅŸiler tarafından merak edilmektedir. Mekke döneminde inen Asr suresi sonrası Adiyet suresi inmiÅŸtir. Öncesinde inen sure ise İnÅŸirah suresi inmiÅŸtir. Asr Suresindeki Asr kelimesi birçok mana barındırmaktadır. Mutlak zaman içerisinde bulunan zaman, bir neslin veya bir hükümdarın yaÅŸadıkları zaman, bir dinin yaÅŸadığı dönem ÅŸeklinde farklı manalarda kullanılmaktadır. Asr Suresi dinlemek, okumak ve ezberlemek isteyen kiÅŸiler için aÅŸağıda tüm bilgiler sizlere Asr Suresi Arapça OkunuÅŸu ÂAsr Suresi Türkçe OkunuÅŸu insane le fi amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabrAsr Suresi Türkçe Anlamı 1, zamana ki, insan gerçekten ziyan iç iman edip de sâlih ameller iÅŸleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler baÅŸka Onlar ziyanda deÄŸillerdir.Asr Suresi Konusu Sûrede insanı ebedà hüsrandan kurtaracak yollar gö Suresi Fazileti Ashâb-ı kirâmdan iki kiÅŸinin karşılaÅŸtıkları zaman biri diÄŸerine Asr sûresini okumadan ve ardından selâm vermeden ayrılmadıkları rivayet edilir Beyhak^, Şu‘abü’l-Ãmân, Nuruosmaniye Ktp., nr. 1125, III, vr. 174b.Asr Suresi Tefsiri Asr asır kelimesi isim olarak “mutlak zaman, içinde bulunulan zaman, karn 80 veya 100 yıllık zaman dilimi, gece, sabah, akÅŸam, ikindi vakti, ikindi namazı, bir neslin veya bir hükümdarın, bir peygamberin yaÅŸadığı zaman dilimi, bir dinin yaÅŸandığı dönem” gibi mânalarda kullanılır. Müfessirler burada zikredilen asr kelimesini ikindi vakti, ikindi namazı, mutlak zaman, Hz. Muhammed’in asrı ve âhir zaman gibi farklı ÅŸekillerde tefsir etmiÅŸlerdir. Bize göre bunlar içinde sûrenin içeriÄŸine ve mesajına en uygun düşeni “mutlak zaman” anlamıdır. Buna göre sûrenin başında zamana yemin edilerek onun insan hayatındaki yerine ve önemine dikkat çekilmiÅŸtir. Çünkü zaman Allah Teâlâ’nın yaratma, yönetme, yok etme, rızık verme, alçaltma, yüceltme gibi kendi varlığını ve sonsuz kudretini gösteren fiillerinin tecelli ettiÄŸi bir varlık ÅŸartı olması yanında, insan bakımından da hayatını içinde geçirdiÄŸi ve her türlü eylemlerini gerçekleÅŸtirebildiÄŸi bir imkân ve fırsatlar alanıdır. Yüce Allah böyle kıymetli bir gerçeklik ve imkân üzerine yemin ederek zamanın önemine dikkat çekmiÅŸ; onu iyi deÄŸerlendirmeyen insanın sonunun, 2. âyetteki deyimiyle “hüsran” ziyan olacağını hatırlatmıştır. Burada “ziyan”la âhiret azabı kastedilmiÅŸtir. Çünkü zamanı ve ömrü boÅŸa geçirmiÅŸ insan için en büyük ziyan odur bk. İbn Âşûr, XXX, 531. Sûrede bu ziyandan ancak ÅŸu dört özelliÄŸe sahip olanların kurtulacağı ifade edilmiÅŸtirAsr asır kelimesi isim olarak “mutlak zaman, içinde bulunulan zaman, karn 80 veya 100 yıllık zaman dilimi, gece, sabah, akÅŸam, ikindi vakti, ikindi namazı, bir neslin veya bir hükümdarın, bir peygamberin yaÅŸadığı zaman dilimi, bir dinin yaÅŸandığı dönem” gibi mânalarda kullanılır. Müfessirler burada zikredilen asr kelimesini ikindi vakti, ikindi namazı, mutlak zaman, Hz. Muhammed’in asrı ve âhir zaman gibi farklı ÅŸekillerde tefsir etmiÅŸlerdir. Bize göre bunlar içinde sûrenin içeriÄŸine ve mesajına en uygun düşeni “mutlak zaman” anlamıdır. Buna göre sûrenin başında zamana yemin edilerek onun insan hayatındaki yerine ve önemine dikkat çekilmiÅŸtir. Çünkü zaman Allah Teâlâ’nın yaratma, yönetme, yok etme, rızık verme, alçaltma, yüceltme gibi kendi varlığını ve sonsuz kudretini gösteren fiillerinin tecelli ettiÄŸi bir varlık ÅŸartı olması yanında, insan bakımından da hayatını içinde geçirdiÄŸi ve her türlü eylemlerini gerçekleÅŸtirebildiÄŸi bir imkân ve fırsatlar alanıdır. Yüce Allah böyle kıymetli bir gerçeklik ve imkân üzerine yemin ederek zamanın önemine dikkat çekmiÅŸ; onu iyi deÄŸerlendirmeyen insanın sonunun, 2. âyetteki deyimiyle “hüsran” ziyan olacağını hatırlatmıştır. Burada “ziyan”la âhiret azabı kastedilmiÅŸtir. Çünkü zamanı ve ömrü boÅŸa geçirmiÅŸ insan için en büyük ziyan odur bk. İbn Âşûr, XXX, 531. Sûrede bu ziyandan ancak ÅŸu dört özelliÄŸe sahip olanların kurtulacağı ifade edilmiÅŸtir   a Samimi bir ÅŸekilde iman etmek iman hakkında bk. Bakara 2/256; Nisâ 4/136-137;   b İyi iÅŸler yapmak, yani din, akıl ve vicdanın emrettiklerini yerine getirmek, yasakladıklarından kaçınmak;   c Hakkı tavsiye etmek;   d Sabrı tavsiye İkinci şıktaki “iyi iÅŸler”in içinde hakkı ve sabrı tavsiye etmek de vardır; fakat bunlar, hem bireyin erdemini ve hemcinslerine karşı sorumluluk bilincini yansıttığı hem de bireyi aÅŸarak toplumsal yararlar doÄŸurduÄŸu için önemi dolayısıyla ayrıca zikredilmiÅŸtir hak için bk. Bakara 2/42; sabır için bk. Bakara 2/45. Hakkı ve sabrı tavsiye buyruÄŸunda, bu görevlere kiÅŸinin öncelikle kendisinin uyması gerektiÄŸi anlamının da bulunduÄŸu kuÅŸkusuzdur. Bu husus, her akıl ve iz‘an sahibi tarafından kolayca anlaşılıp benimsenecek kadar açık olduÄŸu için âyette bunun özellikle belirtilmesine gerek görülmediÄŸi anlaşılmaktadı hakkı ve sabrı tavsiye, eÄŸitimin önemine ve mahiyetinin nasıl olması, amacının ne olması gerektiÄŸine de ışık tutmaktadır. Çünkü her eÄŸitim faaliyeti sonuçta bir tavsiye yani nasihat ve irÅŸaddır. DoÄŸru bir eÄŸitim faaliyetinin amacı ise insanlara inançta, bilgide ve ahlâkta hakkı yani gerçeÄŸi ve doÄŸruyu aktarmak; bunun yanında hayatın çeÅŸitli ÅŸartları, maddà ve mânevà zorluklar, saptırıcı duygular, hata ve suç sebepleri karşısında da kiÅŸiye sabır ve dayanıklılık aşılamaktır. Hakkı ve sabrı tavsiye, toplumsal hayat ve birlikte yaÅŸamanın getirdiÄŸi bütün ahlâkà görevleri içine alan geniÅŸ kapsamlı bir görevdir. Hakkın karşıtı bâtıldır; bâtıl ise inanç ve bilgide asılsızlık ve yanlışlığı, ahlâkta kötülüğü içine alan bir kavramdır. Ayrıca hak, adaletle de yakından iliÅŸkilidir. Bu açıdan âyette insanların âdil olmaları ve adalet düzeninin, yani herkesin hakkına razı olduÄŸu ve herkesin hakkının korunduÄŸu bir toplumsal düzenin kurulmasına katkıda bulunmaları gerektiÄŸi de anlatılmaktadır. Sonuçta kul, sûrede sıralanan dört ilkeden iman ve sâlih amel sayesinde Allah’ın hakkını, hakkı ve sabrı tavsiye ile de kulların hakkını ödemiÅŸ gibi Asr sûresi en kısa sûrelerinden biri olmakla birlikte Kur’ân-ı KerÃm’deki bütün dinà ve ahlâkà yükümlülüklerin, öğütlerin özü sayılmaya deÄŸer bir anlam zenginliÄŸine sahiptir. Bu sebeple İmam ŞâfiÃ’nin sûre hakkında, “Şayet Kur’an’da baÅŸka bir ÅŸey nâzil olmasaydı, ÅŸu pek kısa sûre bile insanlara yeterdi. Bu sûre Kur’an’ın bütün ilimlerini kucaklıyor” dediÄŸi nakledilmiÅŸtir bk. İbn KesÃr, VIII, 499; Muhammed EroÄŸlu, “Asr Sûresi”, DİA, III, 502.Mehmet Âkif Ersoy’un deyiÅŸiyle Hâlikin nâ-mütenâhà adı var en başı Hak Ne büyük ÅŸey kul için hakkı tutup kaldırmak Hani ashâb-ı kirâm ayrılalım derlerken Mutlaka sûre-i ve’l-Asr’ı okurmuÅŸ bu neden? Çünkü meknûn o büyük sûrede esrâr-ı felâh BaÅŸta Ãmân-ı hakÃkà geliyor sonra salâh Sonra hak sonra sebât İşte kuzum insanlık Dördü birleÅŸti mi yoktur sana hüsrân artık Safahât, İstanbul 1944, s. 419.Ayetel Kürsi duasını okumak için Ayetel Kürsi linkine tıklayabilirsiniz.

yasin tebareke amme arapça yazılışı