🏸 Hac Suresi 47 Ayet Meali
Hacsuresi, 47. ayetin kelime anlamı ve karşılaştırmalı Türkçe mealleri. Hac suresi ← 47. ayet Kelime Meali Sayfada Göster.
İbrahim bin Ethem Hazretleri’nin Hac Yolculuğundan Çıkarılacak İbretler. Meryem Suresi 52. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri.
HacSuresi 47. ayet tefsiri. Münkirler azabı çarçabuk isterler. Fakat Allah onu dilediği zaman gönderir. Çünkü O halîmdir, sabûrdur. Kulların acele ettiği gibi acele etmez. O’nun her toplumun helakiyle alakalı belirlediği bir ecel vardır. O vakit gelinceye kadar bekler, vakit gelince de olacak olur. Çünkü Allah vaadinden
Eyiman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden verin. Kendinizin ancak içiniz çekmeye çekmeye alabileceğiniz adi şeyleri hayır diye vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah zengindir bütün iyilik ve güzellikler O'na mahsustur." (Bakara Süresi 267) Kulunun bütün hallerine vakıf olan Yüce Allah nasıl da tanıyarak ve bilerek aciz
MeryemSuresi 47. Ayet - Demişti ki: “Selam olsun sana! Suresi 20 Tâhâ Suresi 21 Enbiyâ Suresi 22 Hac Suresi 23 Mü'minûn Suresi 24 Nûr Suresi 25 Furkân
Busatma işi, o kimsenin namaz kılmak, oruç tutmak, hac ve cihad yapmak gibi Allah’a bir itaati ifâde eden konularda, nefsini harcaması ve tüket-mesi; sonra da bu sayede Allah’ın sevabına nail olmasıdır.
XMrLag. ❬ Önceki Sonraki ❭ وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ Ves semâe beneynâhâ bi eydin ve innâ le mûsiûnmûsiûne. Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim her şeye gücümüz yeter. Diyanet İşleri Başkanlığı Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim her şeye gücümüz yeter. Diyanet Vakfı Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz onu elbette genişleticiyiz. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Bir de göğe bakın! Biz onu kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki Biz onu genişletmeye de malikiz. Elmalılı Hamdi Yazır Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz. Ali Fikri Yavuz Bir de semaya bakın, biz onu kuvvetle bina ettik. Muhakkak ki biz, büyük kudrete sahibiz. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Bir de Semaya bakın biz onu kuvvetle bina ettik ve şübhe yok ki biz çok vüs´a malikiz Fizilal-il Kuran Göğü gücümüzle biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz. Hasan Basri Çantay Biz göğü kuvvetle bina etdik. Çünkü biz muhakkak ve mutlak bir vüs´at ve kudrete mâlikizdir. İbni Kesir Göğü gücümüzle Biz kurduk. Ve muhakkak ki Biz, genişleticiyiz. Ömer Nasuhi Bilmen 45-47 Artık bir kalkınmaya da güç yetiremediler ve yardım görücüler de olmadılar. Nûh kavmini de evvelce helâk ettik. Şüphe yok ki, onlar fâsıklar olan bir kavim olmuşlardı. Ve göğü bir kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki, biz elbette kâdirleriz. Tefhim-ul Kuran Biz göğü ´büyük bir kudretle´ bina ettik ve şüphesiz biz, onu genişletici olanlarız.
Hac Sûresi 47-48. Ayet Tefsiri Hakkında Konusu Nuzül Hac Sûresi Hakkında Hac sûresinin büyük bir bölümü Mekke’de, 19-24. âyetleri ise Medine’de nâzil olmuştur. Dolayısıyla onda hem Mekkî hem de Medenî sûrelerin özellikleri vardır. 78 ayettir. Bu sûrede hac ibâdetinin İbrâhim tarafından başlatılıp Hz. Muhammed tarafından devam ettirildiği anlatılır. Ayrıca 27. âyette “hac”dan açık olarak bahsedilir. Bu sebeple ona “Hac” ismi verildiği anlaşılmaktadır. 18. âyeti secde âyetidir. Fakihlerin ittifakıyla bu âyet okunduğu ve işitildiği zaman tilâvet secdesi yapılmalıdır. Mushaf tertibine göre 22, nüzûl sırasına göre 88. sûredir. Hac Sûresi Konusu Sûre kıyâmetin ödleri patlatan, yürekleri boğaza getiren ve insanların akıllarını başlarından alan dehşetli sarsıntısıyla başlar. Bunun mutlaka vuku bulacağı ise insanın topraktan başlayıp ana rahmindeki safhalardan geçerek doğup büyüyüp kemâle ermesi ve yaşlanıp ömrün en rezil devresine dönerek âhiret yolcusu olması, mü’min-münkir hiç kimsenin bu mecburi istikâmetten ayrılamaması; buna ilâveten ölü haldeki yeryüzünün her bahar yeniden hayat bularak her renkten, her koku ve tattan binlerce bitki bitirmesi delilleriyle te’yîd edilir. Sonra eserden müessire geçilerek Allah’ın birliği, sonsuz kudreti, bu vesileyle kabirlerdeki ölüleri diriltip hesaba çekeceği hatırlatılır. Fakat bu açık hakikat karşısında insanların aldığı pozisyonlar farklıdır. Kimi elinde hiçbir haklı delil olmaksızın Allah ile mücâdeleye kalkışır, kimi münafık tabiatıyla menfaati icabı kulluk gösterisinde bulunur, kimi de Allah’ın istediği bir kulluk yaparak rahmet-i Rahmân’a erer. Bu vesileyle mü’min, yahudi, hıristiyan, mecûsi ve müşrik inanç gruplarına temas edilip, bunların âhiretteki durumlarıyla alakalı olarak cehennemden son derece korkutucu, cennetten ise cezbedici birer manzara sunulur. Hac ibâdetinin Hz. İbrâhim ile başlayan ve kıyamete kadar imkânı yerinde bütün müslümanlara farz bir ibâdet olduğundan ve menâsikinden söz edilir. On beş yıla yakın bir süredir müşriklerin baskıları karşısında iyice daralan mü’minlere artık şavaşmaları için izin verilir. Önceki peygamberlerin ve kavimlerinin durumuna kısaca değinilerek Efendimiz ve mü’minler teselli edilir. Kur’ân-ı Kerîm’in Allah’tan gelen hak kelam olduğu, gerçek ilim sahiplerinin bu konuda hiçbir tereddütlerinin olmadığı belirtilir. Hepsi de insanın yerini yurdunu terk ederek uzaklara gitmesini, çeşitli zahmetlere katlanmasını ve aynı inancı taşıyanlarla kader birliği yapmasını gerektiren hac ve cihattan sonra, aynı doğrultuda Allah yolunda hicret teşvik edilir. Allah Teâlâ’nın kâinatta tecelli eden varlık delilleri ve kudret akışlarına temas edilerek, insanlar gerçek bir tevhid inancıyla O’na kulluğa çağrılır. Hiçbir işe yaramaz bâtıl inanç ve hiçbir şeye hatta en küçük bir sivrisineği bile yaratmaya güç yetiremeyen sahte ilâhlardan uzaklaşmaları tavsiye edilir. Son olarak mü’minlere hitap edilerek namaz, zekât ve her türlü hayırlı amellerle Allah’a kul olmaları, Allah’ın kendilerine olan hususi ikramlarına karşılık O’nun yolunda hakkıyla cihad etmeleri, örnek yaşayışlarıyla İslâm’ı temsil ederek tebliğ etmeleri ve bu hususta en güzel yardımcı olan Allah’a güvenmeleri telkin edilir. Hac Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada yirmi ikinci, iniş sırasına göre yüz üçüncü sûredir. Nûr sûresinden sonra, Münâfikn sûresinden önce inmiştir. Sûrenin üslûbu ve içeriği, bir kısmının Mekke, bir kısmının da Medine döneminde indiğini düşündürmektedir. Özellikle baş taraftaki âyetlerin Mekke döneminde inmiş olması ihtimali güçlü olduğundan, genellikle Mekkî olarak nitelenir ve bütününün iniş sırası itibariyle 103. sûre olduğu kabul edilir bu konudaki rivayet ve görüşlerin değerlendirilmesi için bk. İbn Âşûr, XVII, 180-183; Derveze, VII, 73-74; Esed, II, 666; Emin Işık, “Hac Sûresi”, DİA, XIV, 420; Ateş, nüzûl sırası bakımından seksen sekizinci sûre olduğu kanaatindedir, bk. VI, 5. وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَنْ يُخْلِفَ اللّٰهُ وَعْدَهُۜ وَاِنَّ يَوْمًا عِنْدَ رَبِّكَ كَاَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ﴿٤٧﴾ وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ اَمْلَيْتُ لَهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ ثُمَّ اَخَذْتُهَاۚ وَاِلَيَّ الْمَص۪يرُ۟ ﴿٤٨﴾ Karşılaştır 47 Rasûlüm! Onlar senden tehdit edildikleri azabı hemen getirivermeni istiyorlar. Şunu bilsinler ki Allah verdiği sözden asla dönmez. Bununla beraber Rabbinin katında öyle bir gün vardır ki, sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir. Karşılaştır 48 Halkı büsbütün zâlim nice memleket vardı ki, ben onlara süre tanıdım. Sonra günü gelince onları azabımla yakalayıverdim. Nihâî dönüş ancak banadır. TEFSİR Münkirler azabı çarçabuk isterler. Fakat Allah onu dilediği zaman gönderir. Çünkü O halîmdir, sabûrdur. Kulların acele ettiği gibi acele etmez. O’nun her toplumun helakiyle alakalı belirlediği bir ecel vardır. O vakit gelinceye kadar bekler, vakit gelince de olacak olur. Çünkü Allah vaadinden dönmez. Beklenen günlere gelince, bunun bir gün ile bin yıl olması arasında Allah’a göre bir fark yoktur. Çünkü O, zamandan münezzehtir, zamanın ötesindedir. Zaman ancak yaratılmış insanlar için geçerlidir. Şu da var ki, âhireti dünya ile karıştırmamak gerekir. Oranın bir günü, dünyada sayılan bin yıl gibidir. Bu da kâfirlerin âhirette çekecekleri cezanın şiddetini ve uzunluğunu bildirmekte, öyle acele etmelerinin kendilerine bir fayda sağlamayacağı haber vermektedir. Zulümde ileri gittikleri halde, her ne kadar Allah onlara belli bir süre mühlet verse de, vakti gelince onları azabıyla kıskıvrak yakalayacak ve helak sebeple Kaynak Ömer Çelik Tefsiri
لِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ فَلَا يُنَازِعُنَّكَ فِي الْأَمْرِ وَادْعُ إِلَى رَبِّكَ إِنَّكَ لَعَلَى هُدًى مُّسْتَقِيمٍ Li kulli ummetin cealnâ menseken hum nâsikûhu fe lâ yunâziunneke fîl emri ved’u ilâ rabbikrabbike, inneke le alâ huden mustekîmmustekîmin. li kulli ummetin her ümmete, bütün ümmetlere cealnâ kıldık, yaptık menseken mensek, usul hum onlar nâsikû-hu onu mensek yapanlar yaparlar, yapsınlar fe lâ yunâziunne-ke öyleyse seninle niza etmesinler, çekişmesinler fî el emri emir hakkında ved'u davet et ilâ rabbi-ke efendine inne-ke muhakkak ki sen le mutlaka, elbette, muhakkak alâ huden hidayet üzerinde mustekîmin istikamet üzere olan, Allah'a götüren Abdulbaki Gölpınarlı Ve her ümmete bir din verdik, o dine göre ibâdette bulunurlar, artık seninle her hususta çekişmeye kalkışmasınlar ve Rabbinin yoluna çağır, şüphe yok ki sen, doğru yolu bulmuşsun. Abdullah Parlıyan Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse onlar, bu ibadet tarzı meselesinde, seninle tartışmasınlar. Sen yalnızca onları, Rabbinin yoluna çağır. Çünkü sen, gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin. Adem Uğur Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehl-i kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Ahmed Hulusi Her ümmete ibadet edecekleri bir mensek ibadet anlayışı ve şekli oluşturduk. . . O hâlde bu konuda seni tartışmaya çekemesinler; tartışma sadece Rabbine davet et. . . Kesinlikle hakikate erdiren yoldasın! Ahmet Tekin Biz, her millete kulluklarını ifa edecek ibadet tarzları belirlemiştik. Geçmişten kalan kırık dökük bilgilere sahip insanların, tebliğ ettiğin din, uyguladığın plan ve yönetim konusunda, seni faydasız münakaşalar içine çekip meşgul etmelerine izin verme. Sen bütün insanları Rabbine kulluğa ve ibadete, Rabbinin yoluna davete devam et. Sen doğru bilgilere sahipsin, doğru, muhkem, güvenli, hak yolda faaliyet göstermeye, görevini yapmaya, İslâm’ı yaşamaya, öğretmeye memursun. Ahmet Varol Biz her ümmet için bir ibadet tarzı koyduk, onlar buna göre ibadet ederler. Artık din işinde seninle çekişmeye girmesinler. Sen Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzeresin. Ali Bulaç Biz her ümmete bir ibadet tarzı Mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, din işinde seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Ali Fikri Yavuz Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar bununla amel ederler. Bunun için ey Rasûlüm din işinde sana asla muhalefet etmesinler. Sen, insanları, Rabbine ibadet etmeye davet et. Çünkü sen, gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin. Ali Ünal Her bir ümmete, kendi dönemlerinde uyguladıkları belli bir ibadet sistemi tayin ve tahsis buyurduk. Bu sebeple başkaları, dininizi tatbikte sana muhalefet edip de seni bir tartışmanın içine çekmesinler. Sen, insanları Rabbine çağırmaya devam et. Hiç kuşkusuz sen, hakka götüren kusursuz ve dosdoğru bir yol üzerindesin. Bayraktar Bayraklı Biz her ümmete, uygulayacakları bir ibadet şekli öğrettik. Öyle ise, onların bu konuda seninle çekişmelerine müsaade etme! Sen, Rabbine davet et! Zira sen gerçekten doğru bir yoldasın. Bekir Sadak 67-69 Her ummete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Oyleyse, bu konuda seninle cekismelerine firsat verme; Rabbine davet et, sen suphesiz dogru yol uzerindesin. Seninle tartisirlarsa Allah yaptiginizi cok iyi bilir; ayriliga dustugunuz seyler hakkinda, kiyamet gunu aranizda Allah hukmedecektir» de. Celal Yıldırım Her ümmete kendi çağlarında ayrı bir ibâdet yolu sunduk ki onlar o yolda ibâdet ederler. O halde bu konuda seninle tartışmasınlar. Sen Rabbına davet etmeye bak. Şüphesiz ki sen dosdoğru yolda bulunuyorsundur. Cemal Külünkoğlu Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için farklı bir ibadet tarzı şeriat belirledik. O halde onlar din işinde asla seninle tartışmasınlar. Sen insanları Rabbine çağır! Hiç kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Diyanet İşleri eski 67-69 Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa 'Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir' de. Diyanet Vakfi Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehl-i kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Edip Yüksel Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık. Onun için bu konuda seninle çekişmesinler. Sen Efendine çağır. Kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Elmalılı Hamdi Yazır Biz her ümmet için bir ıbadet yolu yapmışızdır ki onlar onun âbidleridir, binaenaleyh emirde sana aslâ münazea etmesinler ve rabbına da'vet et, çünkü sen cidden hakka götüren doğru bir yol üzerindesin Erhan Aktaş Her ümmet için bir ibadet tarzı1 belirledik. Herkes kendi tarzını sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb’ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin. 1- Hacc da kurban kesme usulü. Ayette yer alan “menseken” sözcüğü, “kurban kesme yeri” anlamı ile birlikte, “hacc ibadeti” anlamına da gelmektedir. Gültekin Onan Biz her ümmete bir 'ibadet tarzı' mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, buyrukta seninle çekişmesinler. Sen rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Hakkı Yılmaz Biz, her önderli toplum için bir kulluk yolu tayin ettik. Onlar, ona göre kulluk yapsınlar. O hâlde bu işte seninle hiçbir zaman çekişmesinler. Sen de Rabbine çağır. Şüphesiz sen, dosdoğru bir kılavuz üzeresin. Harun Yıldırım Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehli kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Hasan Basri Çantay Biz her ümmete bir ibâdet yolu şerîat gösterdik ki onlar bunun aamilleridir. O halde emirde seninle asla münazaa etmesinler. Sen insanları sâdece Rabbine da'vet et. Çünkü sen, şübhesiz dosdoğru bir hidâyetin tâ üzerindesin. Hayrat Neşriyat Her ümmet için bir şeriat koyduk ki onlar onunla amel eden kimselerdir. Öyle ise bu hususta seninle aslâ mücâdele etmesinler; ve Rabbine da'vet et! Doğrusu sen, elbette dosdoğru bir hidâyet bir din üzerindesin. İbni Kesir Her ümmete; yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyle ise işte seninle çekişmesinler, Rabbına davet et. Şüphesiz ki sen; dosdoğru bir hidayet üzeresin. İskender Evrenosoğlu Ve Biz, bütün ümmetler için mensek tek bir şeriat tayin ettik. Onlar, onunla o şeriatle amel ederler etsinler. Öyleyse emrim konusunda seninle niza etmesinler çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka mustakîm Allah'a doğru istikametlenmiş olan hidayet üzeresin. Kadri Çelik Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, bu işte din hususunda seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzeresin. Mehmet Ali Eroğlu Cümle ümmetin her birine bir din verdik, ibadet tarzı belirledik. Bu tarz üzerine ibadet eder. Hak hakikat işinde seninle çekişmesinler. Sen Rabbine çağır. Sen dosdoğru yol üzeresindir. Mehmet Okuyan Biz her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar kitap ehli bu işte seninle çekişmesinler! Sen Rabbine davet et! Şüphesiz ki sen doğru bir hidayet üzeresin. Muhammed Celal Şems Biz, her ümmet için bir ibadet yolu tayin ettik. Onlar da ona göre hareket ederler. Bu İslâm’ın yolu hakkında seninle asla münakaşa etmesinler. Sen onları Rabbine çağır. Şüphesiz sen kesinlikle doğru yol üzerindesin. Muhammed Esed Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için ayrı bir ibadet tarzı tayin ettik. Bunun içindir ki, ey inanan kişi, seninkinden başka yollar tutan kimseler bu konuda seni tartışmaya sürüklemesinler; sen yalnızca onların hepsini Rabbine çağır çünkü, sen gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin. Mustafa Çevik 67-69 Biz her toplumu, peygamber ve Kitap ile yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamaya çağırdık. Ey Peygamber! Bu konuda müşriklerin seni boş ve anlamsız tartışmaların içine çekmesine izin verme. Sen onları, Rabbinin yoluna çağırmaya devam et. Şayet onlar seninle tartışmakta ısrar ederlerse, onlara de ki “Allah sizin hangi niyetlerle tartışma çıkardığınızı çok iyi bilmektedir. Tartışıp durduğunuz ve icabet etmekten kaçtığınız davetle ilgili tutumunuzdan dolayı, Hesap Günü hak ettiğiniz karşılığı göreceksiniz.” Mustafa İslamoğlu Biz her bir ümmet için Allah'a kalben yaklaşsınlar diye bir ibadet yol ve yöntemi belirledik; şu halde ey bu hitabın muhatabı, kimse seni bu konuda tartışmaya çekmesin; ve sen sadece Rabbine çağır şu bir gerçek ki sen kesinlikle dosdoğru bir yol üzeresin. Ömer Nasuhi Bilmen Her bir ümmet için bir şeriat kıldık ki, onlar onunla amel ederlerdi. Artık emr-i dinde seninle münazarada bulunmasınlar. Ve Rabbine dâvet et. Şüphe yok ki, sen elbette dosdoğru vâzıh bir din üzerindesin. Ömer Öngüt Biz her ümmete bir ibadet yolu tayin ettik, onlar ona göre ibadet etmektedirler. Öyleyse bu hususta seninle çekişmesinler. Sen Rabbine dâvet et, şüphesiz ki sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Şaban Piriş Her ümmete bir ibadet tarzı belirledik. Öyleyse, yerine getirmeleri gereken iş hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine çağır/yalvar. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin. Sadık Türkmen BİZ her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen, hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. Seyyid Kutub Biz her ümmet için uygulayacakları ayrı ibadet biçimleri belirledik. O halde müşrikler bu konuda seninle kesinlikle tartışmamalıdırlar. Sen insanları Rabb'ine çağır. Hiç kuşkusuz sen doğru yoldasın. Suat Yıldırım Biz her ümmete kendi dönemlerinde uyguladıkları özel bir ibadet yolu belirledik. Öyle ise onlar din işinde asla sana muhalefet etmesinler. Sen insanları Rabbinin yoluna dâvet et! Çünkü sen gerçekten hakka götüren dosdoğru bir yolun üzerindesin. Süleyman Ateş Biz her ümmete, uydukları bir mensek ibâdet yöntemi yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Süleymaniye Vakfı Her toplumümmet için kurban ibadeti mensek koyduk, onlar onu yerine getirirler. Bu konuda seninle asla çekişmemeleri gerekir. Sen onları Rabbine çağır. Çünkü sen dosdoğru bir yoldasın. Tefhim-ul Kuran Biz her ümmete bir ibadet-tarzı Mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, din işin de seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Ümit Şimşek Biz her ümmet için bir şeriat belirledik ki, onu izlerlerdi. Onun için din konusunda seninle çekişmesinler. Sen de insanları Rabbine çağır. Hiç şüphesiz sen dosdoğru hidayet üzeresin. Yaşar Nuri Öztürk Her ümmet için biz, bir ibadet şekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et/dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın. En üste taşıEn alta taşıBu yazarın mealini okumaya devam et Bir sureye/ayete tıkladığınızda mealler ilk başta yazar ismine göre alfabetik olarak sıralanır. Yazar isminin solundaki kutucuğu yukarı/aşağı taşıyarak sıralamayı istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Tarayıcınızın çerezlerini silmediğiniz sürece tercihiniz daha sonraki ziyaretlerinizde hatırlanacaktır. Ayrıca bir yazarın ismine sağ tıklayarak bu yazarın mealinin en üstte veya en altta görünmesini de sağlayabilirsiniz.
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Femâ minkum min ehadin anhu hâcizîneArtık buna mani olamazdı sizden hiçbir kimsecik. O zaman, sizden hiç kimse de araya girerek bunu kendisinden engelleyip-uzaklaştırmaya güç yetiremezdi. O zaman sizden hiç kimse O'nu bizden kurtaramaz, azabı O'nun üzerinden vakit, sizden hiç biriniz buna engel de olamazdınız, onu savunamazdınız zaman sizden hiçbir kimse buna engel zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden vakit, sizden hiç biriniz O'na siper de hiç kimse, ona engel Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız.[671][671] Allah’ın dinine ilave yapılamayacağı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, karşı sizden kimse siper dahi olamazdıSizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip Eğer Muhammed ’aleyhisselâm kendi kavlini bize isnâd ide idi biz ânı sağ elinden tutar, kalbinin damarını keser, helâk ider idik. Sizden kimse ’ukûbetimizi men’ de onu de bu cezayı engelleyip ondan buna mâni de sizden kimse de buna engel vakit sizden hiçbiriniz ona siper de vakıt sizden hiç biriniz ona siper de olamazdınızHiçbiriniz buna engel vakit sizden hiçbiriniz buna mâni de takdirde de sizden hiçbir kimse ondan bunu men' ediciler hiçbir kimse de buna engel sizin hiçbirinizde bunun önüne hiçbir kimse bulunamaz ki azabımızı O/ndan savuşturabilsin [⁶].[6] Artık size nasıl yalan bir şey teklif edebilir?İçinizden hiç kimse de buna engel zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip hiçbiriniz onu elimizden kurtaramazdı! Fakat öyle olmadı; Muhammed, Rabb’inden aldığı mesajı size olduğu gibi ulaştırdıSizden hiçbir kimse ona engel / siper de ona siper olamazdınız...Hiçbiriniz O’na verdiğimiz cezayı engelleyip, kimse O’nu kurtaramazdı. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız. [*]Benzer mesajlar Mâide 587; Enâm 6143-146; Yûnus 1059-60; Nahl 16116-117; Tahrîm 66 hiç biriniz buna engel hiç biriniz o’nu koruyamazdı!Hiçbiriniz buna engel olamazdınız. 13/37da, sizden hiç kimse buna engel sizden bir kimse de yoktur ki, ondan menediciler kimse de buna mani olamazdı. Sizden hiç kimse buna engel hiç biri de bunun önüne hiç kimse de buna engel de bunu hiçbiriniz ona siper de degül sizden hįç biregü andan def' sizden bir kimse anı ḳaytarıcı, özinden heç biriniz də Bizim əzabımızı ondan dəf edə not one of you could have held Us off from could any of you withhold him5671 from Our wrath.5671 The protection which the prophets of Allah enjoy in circumstances of danger and difficulty would not be available for imposters. R.
لِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ ۖ فَلَا يُنَازِعُنَّكَ فِي الْأَمْرِ ۚ وَادْعُ إِلَىٰ رَبِّكَ ۖ إِنَّكَ لَعَلَىٰ هُدًى مُسْتَقِيمٍ Li külli ümmetin cealna menseken hüm nasikuhü fe la yünaziunneke fil emri ved’u ila rabbik inneke le ala hüdem mustekıym Kelime Okunuşu Anlamı Kökü جَعَلْنَا ceǎlnā belirledik مَنْسَكًا menseken ibadet şekli نَاسِكُوهُ nāsikūhu uydukları يُنَازِعُنَّكَ yunāziǔnneke seninle çekişmesinler إِنَّكَ inneke kuşkusuz sen لَعَلَىٰ leǎlā üzerindesin مُسْتَقِيمٍ musteḳīmin dosdoğru Abdulbaki Gölpınarlı Abdulbaki Gölpınarlı Ve her ümmete bir din verdik, o dine göre ibâdette bulunurlar, artık seninle her hususta çekişmeye kalkışmasınlar ve Rabbinin yoluna çağır, şüphe yok ki sen, doğru yolu bulmuşsun. Abdullah Parlıyan Abdullah Parlıyan Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse onlar, bu ibadet tarzı meselesinde, seninle tartışmasınlar. Sen yalnızca onları, Rabbinin yoluna çağır. Çünkü sen, gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin. Adem Uğur Adem Uğur Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehl-i kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Ahmed Hulusi Ahmed Hulusi Her ümmete ibadet edecekleri bir mensek ibadet anlayışı ve şekli oluşturduk... O hâlde bu konuda seni tartışmaya çekemesinler; tartışma sadece Rabbine davet et... Kesinlikle hakikate erdiren yoldasın! Ahmet Varol Ahmet Varol Biz her ümmet için bir ibadet tarzı koyduk, onlar buna göre ibadet ederler. Artık din işinde seninle çekişmeye girmesinler. Sen Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzeresin. Ali Bulaç Ali Bulaç Biz her ümmete bir ibadet tarzı Mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, din işinde seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Ali Fikri Yavuz Ali Fikri Yavuz Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar bununla amel ederler. Bunun için ey Rasûlüm din işinde sana asla muhalefet etmesinler. Sen, insanları, Rabbine ibadet etmeye davet et. Çünkü sen, gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin. Bayraktar Bayraklı Bayraktar Bayraklı Biz her ümmete, uygulayacakları bir ibadet şekli öğrettik. Öyle ise, onların bu konuda seninle çekişmelerine müsaade etme! Sen, Rabbine davet et! Zira sen gerçekten doğru bir yoldasın. Bekir Sadak Bekir Sadak 67-69 Her ummete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Oyleyse, bu konuda seninle cekismelerine firsat verme; Rabbine davet et, sen suphesiz dogru yol uzerindesin. Seninle tartisirlarsa Allah yaptiginizi cok iyi bilir; ayriliga dustugunuz seyler hakkinda, kiyamet gunu aranizda Allah hukmedecektir» de. Celal Yıldırım Celal Yıldırım Her ümmete kendi çağlarında ayrı bir ibâdet yolu sunduk ki onlar o yolda ibâdet ederler. O halde bu konuda seninle tartışmasınlar. Sen Rabbına davet etmeye bak. Şüphesiz ki sen dosdoğru yolda bulunuyorsundur. Cemal Külünkoğlu Cemal Külünkoğlu Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için farklı bir ibadet tarzı şeriat belirledik. O halde onlar din işinde asla seninle tartışmasınlar. Sen insanları Rabbine çağır! Hiç kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Diyanet İşleri Diyanet İşleri Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O hâlde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. Diyanet Vakfı Diyanet Vakfı Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehl-i kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Edip Yüksel Edip Yüksel Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık. Onun için bu konuda seninle çekişmesinler. Sen Efendine çağır. Kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Elmalılı Hamdi Yazır Elmalılı Hamdi Yazır Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun için ey Muhammed! bu konuda seninle hiçbir zaman çekişmesinler. İnsanları Rabbine ibadet etmeye çağır. Şüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin. Fizil-al il Kuran Fizil-al il Kuran Biz her ümmet için uygulayacakları ayrı ibadet biçimleri belirledik. O halde müşrikler bu konuda seninle kesinlikle tartışmamalıdırlar. Sen insanları Rabb’ine çağır. Hiç kuşkusuz sen doğru yoldasın. Gültekin Onan Gültekin Onan Biz her ümmete bir ’ibadet tarzı’ mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, buyrukta seninle çekişmesinler. Sen rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Harun Yıldırım Harun Yıldırım Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehli kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Hasan Basri Çantay Hasan Basri Çantay Biz her ümmete bir ibâdet yolu şerîat gösterdik ki onlar bunun aamilleridir. O halde emirde seninle asla münazaa etmesinler. Sen insanları sâdece Rabbine da’vet et. Çünkü sen, şübhesiz dosdoğru bir hidâyetin tâ üzerindesin. Hayrat Neşriyat Hayrat Neşriyat Her ümmet için bir şeriat koyduk ki onlar onunla amel eden kimselerdir. Öyle ise bu hususta seninle aslâ mücâdele etmesinler; ve Rabbine da`vet et! Doğrusu sen, elbette dosdoğru bir hidâyet bir din üzerindesin. İbn-i Kesir İbn-i Kesir Her ümmete; yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyle ise işte seninle çekişmesinler, Rabbına davet et. Şüphesiz ki sen; dosdoğru bir hidayet üzeresin. İlyas Yorulmaz İlyas Yorulmaz Her ümmet için onların yapa geldiği birtakım ibadetler var ettik. Bu ibadetler konusunda seninle asla tartışmamaları gerekir. Sen Rabbine davet et. Zira sen en doğru yol üzerindesin. İskender Ali Mihr İskender Ali Mihr Ve Biz, bütün ümmetler için mensek tek bir şeriat tayin ettik. Onlar, onunla o şeriatle amel ederler etsinler. Öyleyse emrim konusunda seninle niza etmesinler çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka mustakîm Allah’a doğru istikametlenmiş olan hidayet üzeresin. Kadri Çelik Kadri Çelik Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, bu işte din hususunda seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzeresin. Muhammed Esed Muhammed Esed Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için ayrı bir ibadet tarzı tayin ettik. Bunun içindir ki, ey inanan kişi, seninkinden başka yollar tutan kimseler bu konuda seni tartışmaya sürüklemesinler; sen yalnızca onların hepsini Rabbine çağır çünkü, sen gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin. Mustafa İslamoğlu Mustafa İslamoğlu Biz her bir ümmet için Allah`a kalben yaklaşsınlar diye bir ibadet yol ve yöntemi belirledik; şu halde ey bu hitabın muhatabı, kimse seni bu konuda tartışmaya çekmesin; ve sen sadece Rabbine çağır şu bir gerçek ki sen kesinlikle dosdoğru bir yol üzeresin. Ömer Nasuhi Bilmen Ömer Nasuhi Bilmen Her bir ümmet için bir şeriat kıldık ki, onlar onunla amel ederlerdi. Artık emr-i dinde seninle münazarada bulunmasınlar. Ve Rabbine dâvet et. Şüphe yok ki, sen elbette dosdoğru vâzıh bir din üzerindesin. Ömer Öngüt Ömer Öngüt Biz her ümmete bir ibadet yolu tayin ettik, onlar ona göre ibadet etmektedirler. Öyleyse bu hususta seninle çekişmesinler. Sen Rabbine dâvet et, şüphesiz ki sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Sadık Türkmen Sadık Türkmen Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen, hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. Seyyid Kutub Seyyid Kutub Biz her ümmet için uygulayacakları ayrı ibadet biçimleri belirledik. O halde müşrikler bu konuda seninle kesinlikle tartışmamalıdırlar. Sen insanları Rabb’ine çağır. Hiç kuşkusuz sen doğru yoldasın. Suat Yıldırım Suat Yıldırım Biz her ümmete kendi dönemlerinde uyguladıkları özel bir ibadet yolu belirledik. Öyle ise onlar din işinde asla sana muhalefet etmesinler. Sen insanları Rabbinin yoluna dâvet et! Çünkü sen gerçekten hakka götüren dosdoğru bir yolun üzerindesin. Süleyman Ateş Süleyman Ateş Biz her ümmete, uydukları bir mensek ibâdet yöntemi yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Şaban Piriş Şaban Piriş Her ümmete bir ibadet tarzı belirledik. Öyleyse, yerine getirmeleri gereken iş hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine çağır/yalvar. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin. Tefhim-ul Kur'an Tefhim-ul Kur'an Biz her ümmete bir ibadet-tarzı Mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, din işin de seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk Her ümmet için biz, bir ibadet şekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et/dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın. Yusuf Ali İngilizce Yusuf Ali İngilizce To every People have We appointed rites and ceremonies which they must follow let them not then dispute with thee on the matter, but do thou invite them to thy Lord for thou art assuredly on the Right Way.
hac suresi 47 ayet meali