🌈 Öğretmene Verilen Değer Konulu Taslak
NilgünGündüz. 22 Mart 1960 İstanbul doğumlu.İlk, orta ve lise tahsilini İstanbul'da yaptı.İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunu. 1979 yılında İzmir'e taşındı. Evli ve bir çocuk annesi. 1980-2000 yılları arasında özel sektörde görev aldı. Resim yapmaya olan tutkusu küçük yaşlarda başlamış olmasına
12:32 - KKTC piyango biletlerine konulan fotoğraf Rum basınında da gündem oldu 12:32 - UEFA Şampiyonlar Ligi ikinci eleme turu rövanş maçları yarın başlayacak 12:30 - Avrupa'daki havalimanlarında personel eksikliği ve aşırı yoğunluk krizi sürüyor
Belçika'daki bir lise, iş dışında porno filmlerde oynadığı ve iç çamaşırlı görüntülerini sosyal medya üzerinden paylaştığı ortaya çıkan bir kadın öğretmenin işine son verdi.
Taslaköykü, eserin konusu üzerinde ilgilileri (yapımcı/yönetmen) aydınlatan metindir. Ticari sinemada ya da televizyonda bir filmin yapılıp yapılmamasına çoğu kez, senaryo taslağı da denilen taslak öykü okunduktan sonra karar verilir. Bu nedenle taslak öykü zaman ekonomisi açıdan önemlidir.
See Tweets about #ÖğretmenineDeğerVer on Twitter. See what people are saying and join the conversation.
a) Verilen basamakları göz önünde bulundurarak öğretmene verilen değer konulu yazınızın taslağını hazırlayınız. Konu: “Öğretmen, toplumu aydınlatan güneştir.” Metne başlık koyma: Toplumun Güneşi Öğretmenler; Ana fikir belirleme: Öğretmenler toplumu eğitir, öğretir
fenbilimleri. Rehber Öğretmeni (Güncel Çalışan) - İstanbul avrupa, T34 - 15 Temmuz 2015. Öğrencilerle etkili ders çalışma konusunda bireysel veya grupsal görüşmeler yaptım. Belli aralıklarla veli görüşmeleri yaptım. Danışmanlık dosyalarını hazırladım.
2Qsc9Dq. İşte öğretmene verilen değer... "Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" sözüyle öğretmenliğin önemine dikkat çeken ulu önder Atatürk, öğretmenliğin önemine birçok konuşmasında yer verirken, öğretmenlere karşı takındığı tavırla verdiği değeri de boyunca birçok lider ve komutan savaş alanlarında bile kendilerini yetiştiren kişileri yanlarından ayırmazken, onlara karşı gösterdikleri saygı ise örnek olacak nitelikte. ATATÜRK SINIFA GİRİNCE Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını 24 Kasım 1928´e kabul eden Atatürk, bir köy okuluna girince öğretmen kürsüsünü terk eder. Atatürk bunun üzerine,"Hayır, yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz. Eğer izin verirseniz, biz de sizden faydalanmak isteriz. Sınıfa girdiği zaman cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir" ifadesiyle öğretmenlere verdiği önemi gösterir. "SULTAN MEHMET BENİM AMA O BENİM HOCAMDIR" Yaptığı fetih ile bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan Fatih Sultan Mehmet, İstanbul fethi sonrası yanında Onu yetiştirene Akşemsettin, ile birlikte şehre girince yol boyunca dizilmiş şehir halkı ellerindeki çiçek demetlerini padişaha sunmak için sakalı ve duruşuyla Akşemseddin´i padişah sanan halk, çiçekleri Ona sunmaya çalışırken, atını geri çeken Akşemsettin göz ucuyla Fatih Sultan Mehmet´i Sultan Mehmet ise bunun üzerine, çiçeklerle kendisine doğru yürüyenlere, "Gidiniz çiçekleri gene ona veriniz. Sultan Mehmet benim, ama O benim hocamdır" ifadesiyle hocasına verdiği değerinin büyüklüğünü en iyi şekilde gösteriyor. YAVUZUN ATININ ÇAMURU Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi sonrası dönüşünde yanında hocası Anadolu Kazaskeri İbn-i Kemal de bulunmaktadır. Ordu ilerlerken bir ara çamurla kaplı bir sahadan geçilirken İbn-i Kemal´in atının ayağı sürçer ve yerden sıçrayan çamurlar padişahın kaftanını alim İbn-i Kemal, başını önüne eğer ve endişeli gözlerle beklerken padişah "Hocam üzülmeyiniz. Sizin gibi bir alimin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için bir ziynettir" ifadelerini kullandıktan sonra kaftanını çıkarıp "Vasiyetimdir, öldüğüm zaman bu kaftanı sandukamın üzerine sersinler" verdiği değeri gösteren Yavuz Sultan Selim´in vasiyeti de yerine getirilir ve çamur sıçrayan kaftan, Yavuz Sultan Selim´in sandukasına örtülür. VALİDE SULTAN CEZA İÇİN RİCACI OLDU Kanuni Sultan Süleyman şehzadeliği döneminde bir yandan kültür derslerini öğrenirken, ayrıca kuyumculuk sanatını da öğrenir. İstanbul´un en meşhur kuyumcularından Unkapanı´nda dükkanı bulunan Kostantin Usta ona kuyumculuk eğitimi verir. Fakat bir gün Şehzade Süleyman hocasının verdiği işi yapmaz. Hocası da Ona kızarak, "Sana bin sopa atacağım..." diye yemin duyan Valide Sultan´ın ise hocadan oğlunu affetmesini rica etmesi bazı tarihi kaynaklarda yer alır. Bu olay da tarihte eğitime ve eğitimciye verilen değerin en güzel örneklerinden birisi olarak dikkat çeker. "HOCAMIN YAPTIĞI HİZMETLER BİN ORDUYA BEDELDİR" Büyük Selçuklu sultanlarından Melikşah´ın yaşamı boyunca önem verdiği insanların başında veliahtlığı döneminde eğitmenliğini yapan veziri Nizamü´l-Mülk geliyor. Şehzadeliği döneminde siyasi, idari ve ilimi konularda Melikşah´a eğitim veren Nizamü´l-Mülk, Selçuklu Devleti´nin geleceği için kurduğu eğitim ordusuna her yıl 600 bin dinar harcama hakkı bulunmasının bazı kişileri rahatsız ettiği çekemeyen kişilerin Melikşah´a "Bu parayla büyük bir ordu kurulabileceği" yönündeki kışkırtmalarda bulunmasına karşın, Selçuklu Sultanının, "Hocamın yaptığı hizmet bin ordudan daha hayırlıdır" diyerek eğitmenine olan güveni ve saygısını göstermesi tarihi kaynaklarda yer alıyor.
Öğretmene verilen değerÖğretmene verilen değer nedir?Öğretmenler insanları yani bir toplumu eğitir. Bütün hayatları boyunca bizlere en iyi bilgileri verirler. Bizler büyür başka okula gideriz, onlar diğer gelen kişilere eğitim verirler. Öğretmenlerin eğitip öğrettikleri kişiler geleceğin büyükleri nasıl bir meslektir?Öğretmen, toplumun eğitim hedefleri doğrultusunda bireylere eğitim ve öğretim sunmakla görevli kişiye verilen mesleki ünvandır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde, 'Mesleği bilgi öğretmek olan kimse' olarak tanımlanan öğretmenlik, alan eğitimi ve pedagojik formasyon gibi süreçlerin ardından edinilebilen bir neden önemli?Dünya çok konuda değişti ama bu dünyanın henüz değişmeyen yönlerinden biridir Öğretmenlik hala dünyanın en önemli mesleği. … Öğretmenler, öğrencilerin anlaması için bilgiyi sentezler. Öğretmenler dinler, rehberlik eder ve akıl hocalığı yapar. Öğretmenler tanımı nedir?Öğretmen veya eğitmen; eğitim kurumlarında önceden belirlenmiş hedefler doğrultusunda öğretim etkinliklerini planlı ve programlı bir biçimde düzenleyerek yürüten uzman yeni nesil sizin eseriniz olacaktır sözü kime aittir?Mustafa Kemal Atatürk – 1000Kitap. 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun.!! Başta Başöğretmenimiz Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; değerli tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler günü kutlu olsun.!! Öğretmenler; Cumhuriyet sizden 'fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür' nesiller ister..Öğretmenlik neden onurlu bir meslektir?Çocukluğumuzdan itibaren bizleri yetiştiren, bize bilgi veren, bizi birey yapan, bizi topluma kazandıran, bizi yoğurup şekillendiren, ailemizden sonra, öğretmenlerdir. … Bu apayrı bir bilgi, beceri ve fedakarlık ister. O yüzdendir ki öğretmenlik kutsaldır. Derler ki iyi öğretmen; iyi öğreten değil öğrenmeyi nasıl öğretmen olunur?Liseden mezun olduktan sonra TYT ve AYT sınavlarına girerek yeterli bir puan almanız gerekmektedir. Sonrasında üniversitede öğretmen olmak için eğitim alabileceğiniz bölümleri seçebilirsiniz. Başarılı bir şekilde eğitiminizi tamamladıktan sonra öğretmen olarak mezun olursunuz.
Diyarbakır’dan yayın yapan Radyo Selam’da Zafer Burakmak’ın hazırlayıp sunduğu Yöneliş’ programının konuğu, Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer idi. “DARBECİLERİN BELİRLEDİKLERİ, LATİN HARFLERİNE GEÇİŞ GÜNÜNÜ KUTLAMIYORUZ” Sendika olarak Öğretmenler Günü’nü kutlamadıklarını belirten Değer, Öğretmenler Günü’nü belirleyen iradenin ve seçilen günün sorunlu olduğunu belirterek “12 Eylül cuntası tarafından 1981’de 24 Kasım’ın Öğretmenler Günü’ olarak ilan edildiğini biliyoruz. Cuntacılar bu vesileyle Latin Alfabesinin kabulünü Öğretmenler Günü’ adı altında tüm yurtta kutlamışlar ve kutlattırmışlardır. Dolayısıyla tavrımızın esasını hem böyle bir günü ihdas eden cuntaya hem de 24 Kasım’ın tarihsel arka planına itiraz oluşturmaktadır.” İfadelerini kullandı. Konuşmacı, özlük hakları her gün aşınan, itibarı taammüden tahrip edilen bir meslek grubunun özellikle resmî kanallar üzerinden gerçekleştirilecek “kutlama” merasimleri ile anılmasının anlamsızlığına vurgu yaptı. ÖĞRETMENLERE DEĞER, DARBECİLERİN GÜNÜ İLE DEĞİL, ÖĞRETMENLERE VERİLEN HAKLAR İLE ANLAŞILIR Öğretmene verilen değeri, darbeciler tarafından ilan edilen harf inkılâbı tarihinin değil, mali ve özlük haklarının göstereceğini belirten Değer, “Bizim eğitim hikâyemizin başından beri öğretmen, bürokratik hiyerarşinin en son halkasıdır. Dolayısıyla vazifesi sadece öğrencilere bir şeyler aktarmak değil, bu hiyerarşinin tüm sıkıntılarını, kaprislerini, istek ve arzularını gerçekleştirmeye memur kılınmış bir maaşlı gibi konumlandırılmak istenmektedir. Öğretmene verilen değer bir günde anmayla mı olur? Öğretmene değer, verdiğiniz haklarla belli olur. Çalışma alanlarının durumu ile olur, verilen özlük hakları, mali haklarıyla olur.”dedi. EĞİTİM SİSTEMİ ÖĞRETMENİ ARACI KILIYOR, İTİBARSIZLAŞTIRIYOR Telefonla yaptığı konuşmada, öğretmenin toplumdaki itibarını, maaşının düşüklüğü ve çalışma alanlarının yeteri seviyede önemsenmemesine kadar bir dizi durumun etkilediğini belirten Değer, şunları kaydetti; Öğretmen, eğitim sisteminde şöyle konumlandırılmış; Koca bir bakanlık var, müfredatı, kitabı, usulü, mekânı, okul ortamını hazırlıyor. Öğretmen ise bu sistemde sadece bakanlık ile öğrenci arasında bir aktarıcı pozisyonuna indirgenmiş durumda. Müfredata bir katkısı yok, sistemin düzenlemesinde dahli yok, Öğrenciyle ilişkisinde bile neyi nasıl anlatacağına kadar her şey belirlenmiş neredeyse. Dolayısıyla tamamen edilgen bir durumda olan öğretmenin, öğrenci ve veli karşısında itibarlı olması şahsi çabalarıyla ancak mümkün.” Öğretmene getirilmek istenen öğrenci ve velilerin puan vereceği performans sistemine de değinen Değer, “Bakanlığın gerekçesi şu; Ben öğretmenimin geliştirilmeye açık alanlarını görmek istiyorum. Bunu da paydaşlar üzerinden yapılan dönütler üzerinden yapacağım. Görünürde bürokrasinin kendisini ikna etmesi için mantıklı duran bir akıl yürütme olabilir. Ancak sistemin işlerliği üzerinden baktığınızda, öğretmen yine itibarsızlaştırılıyor, hırpalanıyor. Adeta bir siyasetçi gibi kendi kitlesini memnun etmeye, ikna etmeye dönük bir çaba içerisinde olması lazım… Öte yandan öğretmen, ne okulun zamanlaması noktasında, ne mekan planlamasında, ne müfredat hazırlanmasında, ne okulun yönetim ve kültürünün oluşmasında etkili değil. Bu kadar etkisiz kıldığınız bir figürü, kamuoyunun takdirine sunmanız biraz da Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendini gözden kaçırma çabasıdır. Yani tüm sistemi ve işleyişini belirleyen Bakanlık ama faturayı öğretmene kestirmek istiyor.” dedi. “HAKLI GEREKÇELERLE YANLIŞ İŞLER YAPILIYOR” Sözleşmeli öğretmenlerin 6 yıl aynı yerde çalışma zorunluluğuna ilişkin ise “Türkiye’de çok haklı gerekçeler ileri sürülerek çok yanlış işler yapılıyor. Deniyor ki, Güneydoğu’daki köylerde öğretmen kalmıyor, bu nedenle bu uygulamayı getiriyoruz. İyi de doğru bir gerekçe ile yanlış bir uygulamanın yapılması ne kadar doğru?” diyen Değer, öğretmene o bölgelerde zorunlu yıllarca çalışma usulü yerine, gönüllü olarak çalışabilecek kişiler için maaş artırımı gibi uygulamalara başvurulması gerektiğini vurguladı. MÜLAKATLAR, HAKSIZLIKLAR ÜRETİYOR Öğretmen alımlarındaki mülakat sistemini de eleştiren Değer, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın mülakata ilişkin verdiği tüm gerekçeler facia hükmündedir. Komisyonlardaki şahıslar, pedagojik eğitim alan bir şahsın öğretmenlik yapıp yapamayacağına beş dakikada nasıl karar veriyor? Hangi niteliğiyle veriyor? Bu düzenek haksızlık üretiyor, bu düzenek zulüm üretiyor, adaletsizlik üretiyor.”dedi. “İHRAÇ EDİLEN BİLE NİYE İHRAÇ EDİLDİĞİNİ BİLMİYOR” 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Milli Eğitim Bakanlığı’nda yapılan ihraçlara da değinen Değer, “Bizler, 15 Temmuz’dan sonra yaptığımız açıklamada, halkın direnişini sulandırılmak istiyorsanız bu süreci keyfe keder yürütmeniz yeter’ demiştik… 15 Temmuz ardından görevden almalar ve ihraçlarla ilgili sürecin kamuoyunu tatmin ettiği söylenemez. Bu konuda ciddi bir sıkıntı var. Kimin hangi gerekçeyle, ne tür bir isnat ile görevden alındığını, ihraç edildiğini kimse bilmiyor. İhraç edilenin kendisi bile bilmiyor. Böyle bir mücadele yöntemi 15 Temmuz’un hemen ardından olabilirdi belki ama zaman geçtikçe böyle bir uygulamayı meşru görmemiz mümkün değil. Yapılacak her işlemin, şeffaflığı, adalete uygunluğu esas meseledir. Bu konuda biz de kamuoyu da tatmin değil.” İfadelerini kullandı. Kaynak Yöneliş Haber
Öğretmen toplumu aydınlatan güneştir ile ilgili bilgilendirici metin yazmak için gerekli basamaklar aşağıda verilmiştir. Soru a Verilen basamakları göz önünde bulundurarak “Öğretmen, toplumu aydınlatan güneştir.” konulu yazınızın taslağını hazırlayınız. Taslak aşağıda verilmiştir. Konu belirleme Öğretmenin topluma etkisi Metne başlık koyma Öğretmen Işık Olur Ana fikir belirleme Öğretmen yetiştirdiği nesillerle toplum için faydalıdır. Düşüncelerin giriş, gelişme, sonuç bölümlerini belirleme Giriş, gelişme ve sonuç bölümleri paragraflarda belirtilmiştir. b Taslağınızdan yararlanarak metninizi yazınız. Giriş Öğretmeni bir güneşe benzetebiliriz. Bu benzetme çok doğru olur. Çünkü güneş ışığı ve ısısıyla dünyayı aydınlatır ve ısıtır. Öğretmen de eğitimli, bilgili ve kültürlü oluşuyla etrafına ışık saçar. Yüreğindeki şefkatiyle merhametiyle öğrencilerin içini ısıtır. Gelişme Öğretmen demek aydınlık demektir. Çünkü öğretmen okumuş, görgüsünü, bilgisini artırmış kimsedir. Bu sayede bilgilerini öğrencilere aktarırken aslında toplumu da şekillendirmiş olur. Bu aşama hemen olacak bir şey değildir. Çocuklar öğretmenlerden aldığı eğitimle büyüyerek ileride topluma faydalı bir birey haline gelir. Yani öğretmenin topluma yararı uzun süren bir süreçte kendini göstermektedir. Sonuç Öğretmen adı üstünde bilgiyi, hayatı, nerede nasıl davranacağımızı bize öğreten kimsedir. Bu yönüyle çocuklara rehberlik eden, yol gösteren kimdir derseniz, tabii ki de öğretmendir. Kısaca özetlemek gerekirse, öğretmen toplumu aydınlatan güneştir sözü çok yerinde ve doğru bir sözdür. Öğretmenlerden aldığı ışıkla yoluna devam eden öğrenciler, büyüdüklerinde toplumun kalkınmasına, ilerlemesine, aydınlanmasına katkı sağlayacaktır. Bu nedenle öğretmene verilen değer çok önemlidir.
Eğitim Bir Sen Bolu 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Koçak 24 Kasım Öğretmenler günü nedeniyle bir basın açıklaması yaptı. Eğitim Bir Sen Bolu 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Koçak 24 Kasım Öğretmenler günü nedeniyle bir basın açıklaması yaptı. Koçak yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Her alanda kalkınarak vatan ve millet varlığını ilelebet payidar kılma davamızın en sağlam kaynağı olan insanımızı, hayatın her alanı için bilgi ve beceriyle donatarak yetiştiren öğretmenlerimiz, geceyi gündüze katarak akıttıkları terle, geleceğimiz olan çocuklarımızı özveriyle yetiştirme gayretiyle onurlu bir mesleği icra etmektedir. Ne var ki, yüzyıllık siyasal iniş çıkışların toz dumanı içinde bu onurlu meslek erozyona uğratılmış, öğretmenlerimiz hak ettiği değeri göremez olmuştur. İlim ve irfan kıstaslarının doğasını zorlayarak ideolojik yaklaşan anlayışlar, öğretmenliği toplum mühendisliklerinin aleti ve aracı olarak kullanabilmiştir. 24 Kasım, millet iradesine darbe yapmış 12 Eylül dayatmacılarının, işledikleri kitlesel cürme öğretmenleri de ortak etmek için tahsis ettikleri son uygulamalardan biri olmuştur. Öğretmenler Günü, öncelikle karşılığını medeniyet değerlerimizin derinliklerinde bulan bir temel üzerinde yeniden inşa edilmeli, darbelerin, darbecilerin, antidemokratik süreçlerin ve endoktrinasyon uygulamasının bir karşılığı olmaktan çıkarılmalıdır. Bu anlamda biz, 24 Kasım’ı tek tipçi, ideolojik koşullanmaların hezeyan nöbetine girmediği, eğitime gereken önem ve öğretmene hak ettiği saygı ana çerçevesinden bakılarak öğretmenlerimizin maddi, manevi problemlerinin aşılması için gerçekçi adımların atıldığı günler olarak görmek istiyoruz. Böyle bir idrak seviyesine sadece bir bugün değil, her zaman ihtiyaç var. Öğretmen, eğitimin temel unsurudur. Öğreten olmaksızın eğitim ve öğretim mümkün olmaz. Her şeyden evvel doğrudan insanla ilgili olması, bilgi, sevgi ve sabırla sürdürülmesi sebebiyle öğretmenlik gerçekten çok özel, hassas bir meslektir. Öğretmenler toplumun gerçek mimarlarıdır, öyle olmalıdır. İnsanımızın hamurunu yoğuran, ruhlarını nakış nakış dokuyan onlardır. Bir millet, geçmiş ve gelecek bağlantıları ile varoluş bilgi ve bilincini öğretmenleri ile canlı, sürekli kılar. Öğretmenler asırlar boyu bizi var ve anlamlı kılan bilincimizi, idealimizi inşa ederler. Hayalimizi biçimlendirir, umudumuzu, cesaretimizi, şecaatimizi çoğaltırlar. Bu bağlamda müşfik, naif, müfit davranışlarıyla çocuklarımıza rol model olan, geleceğimizi yoğuran unutamadığımız öğretmenlerimizin genel yekûn oluşturduğunu biliyoruz. Onlar, bizim ilim ve irfan göğümüzde parlayan yıldızlar; genç dimağlara yol gösterecek engin ufuklar gibidir. Öğretmenlik bilme, bildirme, anlama, anlatma, yenilenme, yenileme, görme ve gösterme mesleğidir. İnsana sorumluluk, kimlik, kişilik, güven, azim, şuur yükleme mesleğidir. Öğretmen, toplumun düşünen, araştıran dimağıdır. Millî eğitimle gözetilen anlam ve amaç, öğretmenle ete kemiğe bürünür, hayata katılır. O nedenle hiçbir sistem öğretmenden daha önemli ve etkili değildir. Öğretmenin etkilemediği bir kişi, ondan ilgisiz bir faaliyet yok gibidir. Toplumda önem kazanmış her kişi ve her tarihî şahsiyet üzerinde öğretmenlerin mutlaka hakkı ve payı vardır. Onun için, öğretmeni sadece örgün eğitim düzeni içinde düşünmemek gerekir. Hiç umulmayan bir yerde ve zamanda hiç umulmayan insanlar, hayatımızın yön bulmasında, kişilik ve kişiliğimizin istikamet kazanmasında, dahası bütün bir milletin silkinip kendine gelmesinde, yeni bir tasavvur edinmesinde unutulmaz bir etkiye sahip olabilirler, olmuşlardır. Yunus, bu anlamda gerçek bir öğretmendir. Hoca Ahmet Yesevi, Mevlana, Necip Fazıl, Nurettin Topçu, Cemil Meriç, Sezai Karakoç, Akif İnan, irfan dünyamızdan beslendikleri ölçüde, tekrar irfan dünyamızı besleyen değerli katkılarıyla gerçek birer öğretmendir. Bir milletin kalbini canlı tutan atar ve toplardamarlardaki bilinç akışını asil, köklü heyecanlarla düzenlemişlerdir. Bu milleti tarihî, kültürel aidiyetleri etrafında bir arada tutan millî şuur, gerçek öğretmenlerin tenviratıyla mümkün olmuştur. Öğretmen, eğitimin en önemli unsurudur ama tek unsuru değildir. Başta müfredat olmak üzere, okul, eğitim ve öğrenci de diğer unsurlardır. Öğretmen güçlü, donanımlı bir ses olabilir ancak müfredatın kapalı, sıkıntılı mahiyeti, o sesin kendini ifade etmesine imkân vermiyorsa veya talip olması gerekenlerde sağır bir duyarsızlık varsa, öğretmen tohumunu bulamamış toprağa dönüşür. O nedenle, öğretmenin etkisinden en yüksek düzeyde yararlanmak için, evvela amacı, ruhu, felsefesi millî bünyemize, insan ve medeniyet değerlerimize uygun bir müfredata sahip olmak gerekir. Başarıya giden yol, ancak iyi bir müfredat ve öğretim kadrosuyla amacına ulaşır. O takdirde öğretmen saygınlığı kendiliğinden artar, artmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı, yapacağı düzenlemelerde bu hassasiyetleri gözetmelidir. Oysa Bakanlığın yürürlüğe koyduğu bazı düzenlemeler, aldığı tavır ve tutumlar öğretmeni eğitimin aktörü olmaktan uzaklaştırmış, figüranı hâline getirmiştir. Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına ve toplumsal saygınlığını yitirmesine ek olarak öğretmenler mesleklerini icra ederken çeşitli saldırılarla şiddet olaylarına maruz kalmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı, çalışanlarının sorunlarını sahiplenmeli, çözümüne ilişkin çaba göstermelidir. Mevcut öğretmen kadrolarının daha rahat çalışması ve verimli olmaları için kıyafet serbest bırakılmalı, performans değerlendirmesi gibi sıkıntı doğuracak uygulamalar terk edilmelidir. 100 bin öğretmen açığının bulunduğu bir ortamda sözleşmeli ve ücretli öğretmen uygulamasına son verilmeli, öğretmen ihtiyacı kadrolu öğretmenlikle giderilmelidir. Ayrıca, huzursuzluğa, iş barışının bozulmasına sebep olan, adalet duygusunu zedeleyen mülakat sistemi kaldırılmalıdır. Aydınlık geleceğe doğru başlayan yöneliş eğitimden geçer. Bu bilince uyumlu olarak hem özlük hakları hem saygınlık açısından öğretmeni itibarsızlaştıracak her tür oluşumdan, söz ve eylemden kaçınmalıdır. Ona vereceğimiz önemin kendimize verdiğimiz önemden, göstereceğimiz saygının kendimize duyduğumuz saygıdan kaynaklandığını bilerek, kalplerinin vatan, millet, insanlık aşkı ve idealiyle dolu olduğundan şüphe etmediğimiz öğretmenlerimizi, üstün gayret ve fedakârlıklarından dolayı kutluyoruz. HABERE YORUM YAZIN DİĞER BOLU HABERLERİ
öğretmene verilen değer konulu taslak