🎳 18 Mart Çanakkale Zaferi Ile Ilgili Yazı
18Mart Çanakkale Zaferi’nde Rota Belli: Çanakkale’de Tarih Kokan Yerler. Posted on 11 Mart 2020 16 Temmuz 2020. Bilet Ara. Yazı
İştebu nedenle 18 Mart Çanakkale Zaferi, Türkiye tarihinin en önemli günlerinden biri olup, her yıl yurtta şenlikler ve coşku ile kutlanmaktadır. Çanakkale Savaşı. Çanakkale Savaşı ya da Çanakkale muharebeleri I. Dünya
18Mart 1915 tarihinde Çanakkale zaferi kazanılmış, bu tarihte düşman askerlerine karşı büyük bir galibiyet sağlanarak Çanakkale tamamen işgal kuvvetlerinden kurtarılmıştır. Bu zafer, yurdumuzun tarihinde kazanılmış zaferlerin en şanlılarındandır. Çünkü Çanakkale sadece kazanılmış bir zafer değil, aynı zamanda
18Mart Çanakkale Zaferi Pano Etkinliği. 18 Mart Çanakkale Zaferi Pano Etkinliği. Dosya türü veya tarayıcınız ile ilgili bir sorun oluştu. Dosya Adı: 18-Mart-Canakkale-Zaferi-Pano-Etkinligi.mp4 . Sayfalarımız Facebook Instagram Twitter. Benzer İçerikler. Bu Sene En Çok İndirilenler
çanakkalezaferi ile ilgili şiir, çanakkale zaferi kaç yıl oldu, çanakkale zaferi tarihi, ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker nota, ruhları şad olsun, sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın, seyit onbaşı kimdir. Bugün 18 Mart Çanakkale Zaferi ‘nin 104. yıldönümü anılıyor. Türk tarihinin 18 Mart 1915 zaferi
ÇanakkaleSavaşları, ilgili bütün ulusları derinden etkilemiştir. Savaşın sonlandığı gün olan 18 Mart günü Türkiye'de 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü olarak anılmakla birlikte her yıl çıkarmanın yıldönümü olarak 25 Nisan'da Anzak Günü adıyla anma törenleri düzenlenir ve o gün Avustralya ile
18Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü ile ilgili Kompozisyon Örnekleri Ülkеmizdе 18 Mart günü Çanakkalе zafеri vе şеhitlеri anma günü olarak kutlanmaktadır. Birinci dünya savaşında göstеrilеn büyük bir başarının еn önеmli örnеğidir.
xTD1. 18 Mart Çanakkale Zaferi İle İlgili Yazı Sevgili Arkadaşlar Çanakkale Savaşları, yüzyılımızın en büyük savaşlarından birisidir. Birinci Dünya Savaşını galip bitirmek isteyen düşman devletler, gemileriyle Çanakkale Boğazını geçip İstanbulu almak istiyorlardı. Osmanlı ordusu, İngiliz ve Fransız donanmalarına karşı Çanakkale Boğazında aylar süren bir dizi deniz ve kara savaşı yapmıştır. askerimizin şehit olduğu bu savaşlar sonucunda, düşman donanmaları ağır kayıplar vererek geri çekilmişlerdir. Çanakkale Savaşlarının denizle ilgili bölümü, 18 Mart 1915 tarihinde, düşman gemilerinin geri çekilmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu nedenle, her 18 Mart gününde, Çanakkale Savaşlarını anmaktayız. Çanakkale Boğazını geçmek isteyen İngiliz ve Fransız gemileri, 3 Kasım 1914 de boğazın iki yakasındaki birliklerimize ateş açtılar. Birliklerimizin karşı ateşi ile geri çekilmek zorunda kaldılar. 19 Şubat 1915 de düşman donanması kesin hücuma başladı. Osmanlı Ordusunun karşı ateşi ile, tekrar geri çekildiler. 18 Mart 1915 de İngiliz ve Fransızlar 16 harp gemisi ile büyük bir hücum daha başlattı. Üç gemisi sulara gömülen düşman donanması, tekrar geri çekilmek zorunda kaldı. Çanakkale boğazını gemilerle geçemeyeceklerini anlayan düşmanlarımız, topraklarımıza karadan girmeyi denediler. İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelere ait askerler, 25 Nisan 1915 günü karadan çıkarma yapmaya başladılar. Kara savaşları, 9 Ocak 1916 tarihinde son düşman birlikleri de geri çekilene kadar devam etmiştir. 6-7 Ağustos 1915 gecesi Anafartalara yapılan çıkarma harekatını, Mustafa Kemal komutasındaki birliğimiz durdurmuştur. 25 Nisan 1915 ve 9 Ocak 1916 tarihleri arasında, yaklaşık sekiz ay boyunca şiddetli kara savaşları olmuştur. Sevgili Arkadaşlar Çanakkale Savaşları, Türk tarihinin belki de en önemli savaşıdır. Daha geniş ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak için kaynakları mutlaka okumanızı öneriyoruz. Bugün özgür olarak yaşadığımız bu topraklara çok kolay sahip olmadığımızın bilinmesi gerekir. 18 Mart günü, 1915 Çanakkale Deniz Zaferinin yıldönümüdür. Bugün, 2002 yılından itibaren, Şehitler Günü olarak kabul edilmiştir. Şehit Allah yolunda canını feda eden, dinini, vatanını, bayrağını savunurken ölen, haksız yere öldürülen Müslümandır. Şehitlik, Allah katında peygamberlikten sonra en yüksek mertebedir. Şehitler, Allahın sevgili kullarıdır. Cennette onlar için sonsuz nimetler hazırlanmıştır. Arapça, Tanık anlamına gelen şehit, inançlarını yadsımamak uğruna, Allaha ya da kutsal saydığı değerlere tanıklık etmek ülküsüyle can veren kişidir. Kuran, Allah yolunda öldürülenlerin, Allahın bağışını ve merhametini kazandıklarını bildirir. Kutsal vatan topraklarını canları pahasına koruyarak şehitlik onuruna erişen aziz şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyoruz. Bugün, 18 Mart Şehitler Günü, aynı zamanda Çanakkale Zaferinin . Yıldönümü. Çanakkale Zaferi, dünya tarihinde bir dönüm noktası olmuş, tarihin akışı üzerinde Türk Ulusu, belirleyici bir rol oynamıştır. Millet olma bilincinin tohumlarının atılarak, Kurtuluş Savaşının kazanılmasına zemin hazırlayan, bir prestij ve azmin mücadelesidir. Çanakkale Muharebeleri, 1. Dünya Savaşının en önemli ve hassas bölümünü teşkil eder. Çanakkale Savaşı, ordumuzu zafere taşıyan Mustafa Kemal gerçeğini ortaya çıkarmış, milletimiz, 500 bin evladını bu savaşta şehit vermiştir. Mukaddes vatan toprakları için, canlarını seve seve vererek; bir ulusun kaderini değiştiren, vatanımızı, istiklalimizi, sarsılmaz imanları, eşsiz cesaretlerine borçlu olduğumuz, aziz şehitlerimiz, dünyada eşi benzeri olmayan bir destan yazmıştır. Çanakkale Zaferinin, özellikle genç nesillere iyi anlatılması, ecdadımıza ve şehitlerimize bir borcumuz olduğu gibi, geleceğimizin de teminatıdır. Bu konuda, Şehit Ailelerimizin ve Muharip Gaziler Derneğimizin, çok önemli bir sorumluluğu üstlendiklerini görüyoruz. Şehit Ailelerimiz, yaşadığımız pek çok sıkıntılı dönemde ortaya koydukları, sağduyulu ve kararlı tutumla, milletimizin vicdanı haline gelmiştir. Gazilerimiz, toplumumuzun milli hafızasını oluşturmaktadır. Milletimiz, ne zaman kendini darda hissederse, gazilerimizi dinlemesi, gazilerimizin ve şehitlerimizin vatan sevgisi çizgisine dönmesi, yeniden dirilmesi için yeterli olacaktır. Çanakkale Savaşı ortaya koymuştur ki, her ne sebeple olursa olsun savaş; büyük bir yıkımı, insanlık onurunun ayaklar altına alınmasını ifade eder. Türk Milleti, kendi şehitlerine gösterdiği özeni ve ilgiyi, bu savaşta ölen yabancı askerlere de göstererek, insanlığın yere düşen onurunu da ayağa kaldırmıştır. İnsanlık, geçmişin hatalarından gerekli dersleri çıkararak, dünyanın çeşitli bölgelerinde süren çatışmaları sonlandırmalıdır. İnsanların hiçbir ayırım gözetmeden ve gelecek kaygısı duymadan; huzur, sevgi ve kardeşlik içinde bir arada yaşayacakları, barış dolu bir dünyanın temelleri atılmalıdır. Çanakkale Zaferinin 90. Yıldönümünde, Büyük Önder Atatürkü, Çanakkale Şehitlerimizi ve bugüne dek vermiş olduğumuz tüm aziz şehitlerimizi, Şehitler Günü münasebetiyle, bir kez daha saygı ve şükranla anıyor, yüce Allahtan rahmet diliyorum. Çanakkaleye Selam Yola Devam Mart ayının 18i geldi mi, içimizi farklı duygular kaplar. Biraz buruk, biraz iftihar dolu, biraz hüzünlü ama bir o kadar da gururla dolu duygular hakim olur bize. Zira, insanlığın kıyamete kadar dönüp dönüp bakacağı, bakıp da ders alacağı, tarihe unutulmaz bir not düşülmüştür Çanakkalede. Biz hiçbir zaman bir kutlunun tesbitleri içinde, ne tarihte olup biten büyük hadise ve örnek şahısları anlatıp, destanlaştırıp sadece bununla avunacağız ne de onları hafife alma basitliğine düşeceğiz. Daima tarihin şeref levhalarına ki, takdir-i ilâhî, ecdadının yapıp ettikleri ile iftihar edebilecek, tarihi okuyup anlatırken yüzü kızarmayacak, yeryüzünde nadide milletlerden biri olduğumuza inanıyorum- ibretle bakacağız. Onlardan ders alacağız ve istikbale yürüyeceğiz. Bugün, tarihin tozlu raflarından çıkarılıp insanlığın önüne serilen bir çok döküman, Çanakkalede akıl almaz hadiselerden bahsediyor. Şimdilerde bunlar hakkında bir sürü kitap ve makaleler yazılarak o günlere bir ışık tutulmaya çalışılıyor. Bu hususta samimi gayretleri olan herkesi manen alkışlıyor ve onlara çok müteşekkir olduğumu arz etmek istiyorum. Bizim, işin bundan sonrası adına gerekli şeyi yapıp yapmadığımız hususunda ise, çok iç açıcı şeyler söylenemez zannediyorum. Çanakkale savaşları, kendi kulvarında dünyanın en büyük olaylarında birisidir. Yokluk, varlığı.. iman, küfrü.. tevazu ve mahviyet, kuru gururu.. perişan etmiştir. Mevzuya böyle yaklaşıldığında Çanakkaleden çıkarılabilecek pek çok ders vardır. Bunlardan bazıları şunlar olabilir Herşeyden evvel, Çanakkalenin savaş yolu ile geçilemiyeceği bütün dünya tarafından görülmüş ve kabul edilmiştir. O dönemin süper güçleri, İngiliz ve Fransız orduları, onların isimlendirmesi ile yenilmez armada olarak bilinen orduları dahi yenilebilirmiş, bütün dünya bunu gördü. Tarihin hemen her döneminde dünyanın dört bir tarafında problem çıkaran, baş ağrıtan, adeta çıban başı durumundaki İngiltere, tarihindeki en büyük hezimet ve asker kayıbıyla büyük bir prestij kaybına uğradı. Çanakkale geçilemeyince I. Dünya harbi uzamıştır. Sıcak denizlere inme, yıkılan Osmanlı pastasından pay alma ümidiyle İttifak Devletlerinin safında savaşa katılan Çarlık Rusyası, Çanakkaleden geçip kendisine ulaşacak İttifak kuvvetlerinin yardımını elde edemediği için, içindeki iç karışıklıkların üstesinden gelememiş ve Bolşevik ihtilaline sahne olmuştur. Doğusundaki son karakolunda kardeşlerinin ölüm kalım mücadelesine seyirci kalan âlem-i İslam, Türk ordusunun muzafferiyetiyle bayram yapmıştır... Tarihin felsefesini yapanlar daha pek çok netice ve ders çıkarabilirler. Burada alınacak mühim derslerden birisi de, inanan insanın en zor şartlarda bile Rabbisinin inayetiyle, aşılmaz gibi görülen dağların aşılabileceğine, geçilmez gibi görülen deryaların geçilebileceğine, bükülmez gibi görülen bileklerin bükülebileceğine katiyyen iman etmesi gerektiğidir. Kuran, içinde Hz. Dâvûdun da bulunduğu Tâlûtun ordusunun başından geçenleri anlatır. Onlar Câlûtun dev orduları karşısında pek az bir kuvvetle savaşmışlar ve galip gelmişlerdir. Böyle büyük bir imtihanla karşı karşıya kaldıklarında ise, Rabbilerinden niyazları sabır olmuş ve nice az ve zayıf kavimlerin güçlü ve kalabalık kavimlere Allahın izni ile galebe çaldığını dile getirmişlerdir. Bakara, 2/249 Bazı kaynaklarda bu az sayıdaki inanmışların 313, yani Ashab-ı Bedir sayısınca, karşı tarafın ise 60 binden fazla olduğu söylenmiştir. Belki Çanakkale, insan sayısıyla kıyas yapıldığında değil ama artık teknolojinin savaştığı o harpte tam böyle bir kıyaslamaya uygun düşecektir. Zira, bir tarafta tam teçhizatlı, çağın en modern ve zengin silahlarına sahip düşman kuvvetleri, öbür tarafta sınırlı sayıda silahı ve cephanesi olan, silahlarının teknolojik seviyesi de çok geri olan bir ordu. Yani Çanakkale, bu yönüyle de bir Bedir, bir Tâlût-Câlût mücadelesi gibidir. Bir diğer nokta, Hakk namına canın malın bir keseye konup takdim edildiği yerdir Çanakkale. Yeri geldiğinde, inanan herkesin her şeyini Onun yolunda nasıl seve seve verebildiğinin gösterildiği yerdir Çanakkale. Kutlu Nebînin ifadeleri içinde, ancak Allahın yolunda ölenler şehid olacaktır ve Mehmetçik de bunu peylemeyi murad eder. Evet, şehidlik büyük bir mertebe, ulvî bir makamdır. Her inançlı kimse bunu talep eder. Ancak, şehidliği bahşeden Mevlâdır. Yâni, bu makam dînî bir makamdır. Sırf Onun rızası için mücadele edildiğinde elde edilebilecek bir makamdır. O halde kimsenin o şehittir demesiyle olunmayan, kimsenin tekelinde olmayan bir ünvandır. İşte bu sebeple, Mehmetçik, her şeyini sadece Onun rızası için Onun yoluna sermiştir Çanakkalede. Bu da vatan evladında, ötelere ve şehadete ne denlü bir iştiyak olduğunu gösterir. Bir başka mevzu da şudur ki, Çanakkalede en zor şartlarda bile mürüvveti elden bırakmayan bir Mehmetçik vardır. Yani, düşmanı eline geçirdiği, her türlü eza ve cefayı uygulayabileceği halde bunu yapmayıp, bir misafir muamelesi sergileyen Anadolu kahramanları vardır. Şimdi, benzer durumda karşı tarafın ne melanetler yaptığını, ne insanlık dışı eza ve cefalara girdiğini anlatarak sizin kin ve nefretinizi galeyana getirmek istemem. Ama biz bu idik, onlar da o. Unutulmamalı ki, o gün Çanakkaleyi silahla geçemeyen düşman kısa bir zaman sonra siyaset entrikaları ile İstanbula girmiştir Bir cephede 250 binden fazla şehid vererek sokmadığımız düşman, daha sonra her nasılsa elini kolunu sallaya sallaya boğaza girip toplarını saraya çevirerek küstahça meydan okumuştur? Bütün bu olup bitenlerden sonra nazarlarımızı mazinin derinliklerinden bugüne çevirelim. Asıl yapmamız gereken de budur. Tarihi okuyup günümüzü yorumlama, günümüzü yaşama.. ama daha az hata, daha az kayıp ve daha çok kazançla. Tarihteki entrikalar kılıf değiştirerek, neslimizin önüne tekrar tuzak olarak kurulmuş durumda. Hadiselere bu açıdan bakınca, şunu demek çok yanlış olmasa gerek Bugün düşman dünkünden daha azim ve daha cesimdir. Ancak, içimizde ve dost suretindedir. Başlar üstündeki bir millet, işlene işlene ne hale gelmiştir. Her gün birbirini öldüren, yaralayan, kavga eden insanların zuhur ettiği.. ırz ve namusun payimal olduğu.. haramların helal addedildiği ve işlenirken artık yüzlerin hiç kızarmadığı.. yalanın, aldatmanın, rüşvet ve ihtikârın yayıldığı bir toplum haline nasıl geldik? İnsanların ne evinde ne sokaklarda emniyet içinde olamadığı.. hırsızlık ve anarşinin hakim olduğu bir cemiyet nasıl oluştu? Köşe taşlarında sadaka yuvaları olan caddelerde bugün güpe gündüz elindeki çantası çalınan insanların feryatları duyuluyor. 600 seneden fazla hüküm süren bir devlette, kayıtlarında şahitlerle tesbit edilip cezası verilen bir tek zina vakası varken, belki altı asırda işlenen bu tür suçlar bir haftada bir metropolde işleniyor. Bazıları da bundan utanmak şöyle dursun iftihar ediyor. Merd-i Kıptî şecaat arzederken sirkatin söylüyor. Ne oluyor insanlara, ne oluyor inananlara... İman zafı, eğitimsizlik, nefse zebun olma, kötü emellere alet olma mıdır.. ve neticesi darmadağınık bir portre çizen toplum denebilir mi? Herşeye rağmen etrafa nurlar saçan bir zümrenin varlığı ne kadar ümitbahş etse de, bu gerçekler ister istemez ürkütüyor ben müminim diyeni... Oysa, başımıza açılan oyunlar belli, çareleri de bellidir. Kısaca; 1. İmtihan Zaruret fakirlik Çaresi Çalışarak fakirliği yenmek. Maddi güçlerimizi birleştirerek büyümek. Teknolojiyi üretme ve pazarlama yollarına gitmek. 2. İmtihan Cehalet Çaresi Eğitim seferberliği ile genç-yaşlı, kadın-erkek, her yaşta eğitimi teşvik etmek. Heryeri bir mektep haline getirmek. Teşvik ve tebriklerle öğrenmeyi cazip hale getirmek. Herkesi faydalı bilginin meftunu haline getirmek. 3. İmtihan Tefrika ayırımcılık Çaresi Hakikî uhuvveti elde etmekle tam bir tesanüde sahip olmak. Yavuz Cennetmekânın ifadeleri içinde İhtilâf u tefrîka endişesi, Hatta kûşe-i kabrimde dahî bî-karâr eyler beni, İttihatken savlet-i adayı defa çaremiz, İttihad etmezse millet, dâğidâr eyler beni. fehvasınca ihtilafları bırakıp, ittifak etmek. 4. İmtihan Dış güçlerin baskısı Çaresi Dış güçlerle seviyeli ilişkiler içine girmek, dışardaki diyasporamızı aktif kullanmak, dışa bağımlılığı minimuma indirmek, sağlam bir iç ve dış istihbarata sahip olmak ve Abdulhamid siyaseti uygulamak. 5. İmtihan Disiplinsizlik Çaresi Vakit tanzimi ile hayatı programlamak ki, namaz vakitleri bu iş için en uygun metottur. Okullarda küçük yaşta hayatı programlı yaşamanın önemi ve yollarını aşılamak. Herkesi bir şeylerle meşgul etmek. Yani, hedefler ve yollar göstermek. Bütün bunları aşma yine Bedir ve Çanakkale mücadelesini verenlerin ruhunu taşıma, onların aşk u şevk ve heyecanına sahip olmakla mümkün olacaktır. Mevlam lutfeylesin... Ali Ünsal Ruhları şad olsun.
18 Mart 1915 günü ne oldu kısaca?18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ'NİN ANLAM VE ÖNEMİ Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915–1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara nedir kısa bilgi?Çanakkale, Anadolu topraklarının kuzeybatısında yer alan, hareketli ve köklü tarihiyle dikkat çeken bir kenttir. … Şehrin toprakları Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında gerçekleşen ve Türk tarihinde büyük bir öneme sahip olan Çanakkale Savaşı'na sahne Savaşı’nın tarihimizdeki önemi nedir kısaca?Çanakkale Savaşı Türk tarihinde çok önemli bir yer kaplamaktadır çünkü Osmanlı Devleti çok zor şartlarla girdiği bu savaşı kazanarak Dünya'daki pek çok ülke için umut olmuştur. Bir destan olarak da anılan bu savaşta pek çok insan şehit olmuş, pek çok kişi kaybolmuş ve yine pek çok kişi gazi Mart Çanakkale Şehitlerini anma gününü neden kutluyoruz?18 Mart tarihi kutsal vatan topraklarını canları pahasına koruyarak şehitlik makamına ulaşan yüce insanları bir kere daha hatırladığımız, minnettarlığımızı, şükran duygularımızı sunduğumuz kutlu bir gündür. İşte bu nedenle tarihinde 4768 sayılı kanunla 18 Mart, Şehitler günü olarak kabul Mart tarihinin anlamı nedir?Çanakkale Cephesi'nin Anadolu halkına verdiği azim, umut ve kararlılık Kurtuluş Savaşı'nın meşalesini de ateşlemiştir. Çanakkale, Türk ulusunun bağımsızlık ve hürriyet söz konusu olduğunda ne denli kararlı ve kahraman olduğunu sonsuza dek anımsatacak bir "anıtcephe" Mart ın özelliği nedir?1913 — Yunan kralı I. George, Selanik'te uğradığı bir suikast sonucu öldü. 1915 — Çanakkale Deniz Harekâtı Birleşik Donanma, Çanakkale Boğazı'nda ağır hasar gördü ve geri çekildi. 1918 — Karayazı, Narman ve Tekman'ın düşman işgalinden kurtuluşu. 1921 — Riga Antlaşması imzalandı, Polonya-Sovyet Savaşı sona savaşının sonucu ne oldu kısaca?1 İngiltereden 400 bin, Osmanlıdan 500 bin, Anzak ve Fransa dan 125 bin civarı asker bu savaşa katılmışlardır. … 2 Çanakkale Savaşı'nda 253 bin Türk askeri şehit düşmüştür, itilaf devletlerinden ise 250 bin civarı ölü olmuştur. 3 Çanakkale Savaşı sonucunda yeni bir devlet ortaya çıkmaya başlamıştır.
18 Mart çanakkale zaferi yazıları Çanakkaleye Selam Yola Devam Mart ayının 18i geldi mi, içimizi farklı duygular kaplar. Biraz buruk, biraz iftihar dolu, biraz hüzünlü ama bir o kadar da gururla dolu duygular hakim olur bize. Zira, insanlığın kıyamete kadar dönüp dönüp bakacağı, bakıp da ders alacağı, tarihe unutulmaz bir not düşülmüştür Çanakkalede. Biz hiçbir zaman bir kutlunun tesbitleri içinde, ne tarihte olup biten büyük hadise ve örnek şahısları anlatıp, destanlaştırıp sadece bununla avunacağız ne de onları hafife alma basitliğine düşeceğiz. Daima tarihin şeref levhalarına ki, takdir-i ilâhî, ecdadının yapıp ettikleri ile iftihar edebilecek, tarihi okuyup anlatırken yüzü kızarmayacak, yeryüzünde nadide milletlerden biri olduğumuza inanıyorum- ibretle bakacağız. Onlardan ders alacağız ve istikbale yürüyeceğiz. Bugün, tarihin tozlu raflarından çıkarılıp insanlığın önüne serilen bir çok döküman, Çanakkalede akıl almaz hadiselerden bahsediyor. Şimdilerde bunlar hakkında bir sürü kitap ve makaleler yazılarak o günlere bir ışık tutulmaya çalışılıyor. Bu hususta samimi gayretleri olan herkesi manen alkışlıyor ve onlara çok müteşekkir olduğumu arz etmek istiyorum. Bizim, işin bundan sonrası adına gerekli şeyi yapıp yapmadığımız hususunda ise, çok iç açıcı şeyler söylenemez zannediyorum. Çanakkale savaşları, kendi kulvarında dünyanın en büyük olaylarında birisidir. Yokluk, varlığı.. iman, küfrü.. tevazu ve mahviyet, kuru gururu.. perişan etmiştir. Mevzuya böyle yaklaşıldığında Çanakkaleden çıkarılabilecek pek çok ders vardır. Bunlardan bazıları şunlar olabilir Herşeyden evvel, Çanakkalenin savaş yolu ile geçilemiyeceği bütün dünya tarafından görülmüş ve kabul edilmiştir. O dönemin süper güçleri, İngiliz ve Fransız orduları, onların isimlendirmesi ile yenilmez armada olarak bilinen orduları dahi yenilebilirmiş, bütün dünya bunu gördü. Tarihin hemen her döneminde dünyanın dört bir tarafında problem çıkaran, baş ağrıtan, adeta çıban başı durumundaki İngiltere, tarihindeki en büyük hezimet ve asker kayıbıyla büyük bir prestij kaybına uğradı. Çanakkale geçilemeyince I. Dünya harbi uzamıştır. Sıcak denizlere inme, yıkılan Osmanlı pastasından pay alma ümidiyle İttifak Devletlerinin safında savaşa katılan Çarlık Rusyası, Çanakkaleden geçip kendisine ulaşacak İttifak kuvvetlerinin yardımını elde edemediği için, içindeki iç karışıklıkların üstesinden gelememiş ve Bolşevik ihtilaline sahne olmuştur. Doğusundaki son karakolunda kardeşlerinin ölüm kalım mücadelesine seyirci kalan âlem-i İslam, Türk ordusunun muzafferiyetiyle bayram yapmıştır... Tarihin felsefesini yapanlar daha pek çok netice ve ders çıkarabilirler. Burada alınacak mühim derslerden birisi de, inanan insanın en zor şartlarda bile Rabbisinin inayetiyle, aşılmaz gibi görülen dağların aşılabileceğine, geçilmez gibi görülen deryaların geçilebileceğine, bükülmez gibi görülen bileklerin bükülebileceğine katiyyen iman etmesi gerektiğidir. Kuran, içinde Hz. Dâvûdun da bulunduğu Tâlûtun ordusunun başından geçenleri anlatır. Onlar Câlûtun dev orduları karşısında pek az bir kuvvetle savaşmışlar ve galip gelmişlerdir. Böyle büyük bir imtihanla karşı karşıya kaldıklarında ise, Rabbilerinden niyazları sabır olmuş ve nice az ve zayıf kavimlerin güçlü ve kalabalık kavimlere Allahın izni ile galebe çaldığını dile getirmişlerdir. Bakara, 2/249 Bazı kaynaklarda bu az sayıdaki inanmışların 313, yani Ashab-ı Bedir sayısınca, karşı tarafın ise 60 binden fazla olduğu söylenmiştir. Belki Çanakkale, insan sayısıyla kıyas yapıldığında değil ama artık teknolojinin savaştığı o harpte tam böyle bir kıyaslamaya uygun düşecektir. Zira, bir tarafta tam teçhizatlı, çağın en modern ve zengin silahlarına sahip düşman kuvvetleri, öbür tarafta sınırlı sayıda silahı ve cephanesi olan, silahlarının teknolojik seviyesi de çok geri olan bir ordu. Yani Çanakkale, bu yönüyle de bir Bedir, bir Tâlût-Câlût mücadelesi gibidir. Bir diğer nokta, Hakk namına canın malın bir keseye konup takdim edildiği yerdir Çanakkale. Yeri geldiğinde, inanan herkesin her şeyini Onun yolunda nasıl seve seve verebildiğinin gösterildiği yerdir Çanakkale. Kutlu Nebînin ifadeleri içinde, ancak Allahın yolunda ölenler şehid olacaktır ve Mehmetçik de bunu peylemeyi murad eder. Evet, şehidlik büyük bir mertebe, ulvî bir makamdır. Her inançlı kimse bunu talep eder. Ancak, şehidliği bahşeden Mevlâdır. Yâni, bu makam dînî bir makamdır. Sırf Onun rızası için mücadele edildiğinde elde edilebilecek bir makamdır. O halde kimsenin o şehittir demesiyle olunmayan, kimsenin tekelinde olmayan bir ünvandır. İşte bu sebeple, Mehmetçik, her şeyini sadece Onun rızası için Onun yoluna sermiştir Çanakkalede. Bu da vatan evladında, ötelere ve şehadete ne denlü bir iştiyak olduğunu gösterir. Bir başka mevzu da şudur ki, Çanakkalede en zor şartlarda bile mürüvveti elden bırakmayan bir Mehmetçik vardır. Yani, düşmanı eline geçirdiği, her türlü eza ve cefayı uygulayabileceği halde bunu yapmayıp, bir misafir muamelesi sergileyen Anadolu kahramanları vardır. Şimdi, benzer durumda karşı tarafın ne melanetler yaptığını, ne insanlık dışı eza ve cefalara girdiğini anlatarak sizin kin ve nefretinizi galeyana getirmek istemem. Ama biz bu idik, onlar da o. Unutulmamalı ki, o gün Çanakkaleyi silahla geçemeyen düşman kısa bir zaman sonra siyaset entrikaları ile İstanbula girmiştir Bir cephede 250 binden fazla şehid vererek sokmadığımız düşman, daha sonra her nasılsa elini kolunu sallaya sallaya boğaza girip toplarını saraya çevirerek küstahça meydan okumuştur? Bütün bu olup bitenlerden sonra nazarlarımızı mazinin derinliklerinden bugüne çevirelim. Asıl yapmamız gereken de budur. Tarihi okuyup günümüzü yorumlama, günümüzü yaşama.. ama daha az hata, daha az kayıp ve daha çok kazançla. Tarihteki entrikalar kılıf değiştirerek, neslimizin önüne tekrar tuzak olarak kurulmuş durumda. Hadiselere bu açıdan bakınca, şunu demek çok yanlış olmasa gerek Bugün düşman dünkünden daha azim ve daha cesimdir. Ancak, içimizde ve dost suretindedir. Başlar üstündeki bir millet, işlene işlene ne hale gelmiştir. Her gün birbirini öldüren, yaralayan, kavga eden insanların zuhur ettiği.. ırz ve namusun payimal olduğu.. haramların helal addedildiği ve işlenirken artık yüzlerin hiç kızarmadığı.. yalanın, aldatmanın, rüşvet ve ihtikârın yayıldığı bir toplum haline nasıl geldik? İnsanların ne evinde ne sokaklarda emniyet içinde olamadığı.. hırsızlık ve anarşinin hakim olduğu bir cemiyet nasıl oluştu? Köşe taşlarında sadaka yuvaları olan caddelerde bugün güpe gündüz elindeki çantası çalınan insanların feryatları duyuluyor. 600 seneden fazla hüküm süren bir devlette, kayıtlarında şahitlerle tesbit edilip cezası verilen bir tek zina vakası varken, belki altı asırda işlenen bu tür suçlar bir haftada bir metropolde işleniyor. Bazıları da bundan utanmak şöyle dursun iftihar ediyor. Merd-i Kıptî şecaat arzederken sirkatin söylüyor. Ne oluyor insanlara, ne oluyor inananlara... İman zafı, eğitimsizlik, nefse zebun olma, kötü emellere alet olma mıdır.. ve neticesi darmadağınık bir portre çizen toplum denebilir mi? Herşeye rağmen etrafa nurlar saçan bir zümrenin varlığı ne kadar ümitbahş etse de, bu gerçekler ister istemez ürkütüyor ben müminim diyeni... Oysa, başımıza açılan oyunlar belli, çareleri de bellidir. Kısaca; 1. İmtihan Zaruret fakirlik Çaresi Çalışarak fakirliği yenmek. Maddi güçlerimizi birleştirerek büyümek. Teknolojiyi üretme ve pazarlama yollarına gitmek. 2. İmtihan Cehalet Çaresi Eğitim seferberliği ile genç-yaşlı, kadın-erkek, her yaşta eğitimi teşvik etmek. Heryeri bir mektep haline getirmek. Teşvik ve tebriklerle öğrenmeyi cazip hale getirmek. Herkesi faydalı bilginin meftunu haline getirmek. 3. İmtihan Tefrika ayırımcılık Çaresi Hakikî uhuvveti elde etmekle tam bir tesanüde sahip olmak. Yavuz Cennetmekânın ifadeleri içinde İhtilâf u tefrîka endişesi, Hatta kûşe-i kabrimde dahî bî-karâr eyler beni, İttihatken savlet-i adayı defa çaremiz, İttihad etmezse millet, dâğidâr eyler beni. fehvasınca ihtilafları bırakıp, ittifak etmek. 4. İmtihan Dış güçlerin baskısı Çaresi Dış güçlerle seviyeli ilişkiler içine girmek, dışardaki diyasporamızı aktif kullanmak, dışa bağımlılığı minimuma indirmek, sağlam bir iç ve dış istihbarata sahip olmak ve Abdulhamid siyaseti uygulamak. 5. İmtihan Disiplinsizlik Çaresi Vakit tanzimi ile hayatı programlamak ki, namaz vakitleri bu iş için en uygun metottur. Okullarda küçük yaşta hayatı programlı yaşamanın önemi ve yollarını aşılamak. Herkesi bir şeylerle meşgul etmek. Yani, hedefler ve yollar göstermek. Bütün bunları aşma yine Bedir ve Çanakkale mücadelesini verenlerin ruhunu taşıma, onların aşk u şevk ve heyecanına sahip olmakla mümkün olacaktır. Mevlam lutfeylesin... Son düzenleyen Moderatör 17 Temmuz 2014 18 Mart çanakkale zaferi yazıları Osmanlı Devleti, 1914-1918 yılları arasındaki Birinci Dünya Savaşı’nda İttifak Devletleri Olan Almanya ve Bulgaristan’ın yanında yer aldı. İngilizler ve Fransızlar ise, İtilaf Devletleri adı altında bir araya geldiler. İtilaf Devletleri Rus Çarı II. Nicola’nın Bolşevikler Karşısında zor durumda kalması üzerine Rusya’ya yardım etmek amacıyla Çanakkale Boğazına girdiler. Ancak’’ ÇanakkaleGeçilmez!’’ diyen Mehmetçik vardı Mart 1915’te Nusret Mayın Gemisi, düşman gemilerini topa tutarak Çanakkale’nin sularına gömdü. Düşman güçleri bunun üzerine Gelibolu, yarımadasına asker çıkardılar. Savaşçı bir ulus olarak bilinen Anzakları da getiren İngilizler, Mehmetçiğin süngüsü karşısında büyük bir yenilgiye uğradılar. Mustafa Kemal’in kumanda ettiği ordular, Avustralya’dan, Yeni Zelanda’dan getirilen askerleri Arıburnu, Anafartalar, Conkbayırı cephelerinde yenerek büyük zafer elde ettiler. Bu savaşlar dünyanın en zorlu, en kanlı askerimiz şehit düşmüştür Bu topraklar için seve seve ölüme giden şehitlerimiz için ’Çanakkale Şehitler Abidisi’’dikildi.’’Çanakkale Geçilmez.’’ sözü altın harflerle tarih sayfalarına yazıldı. Topraklarımızda; ne aradıklarını, niçin geldiklerini bilmeden ölen düşman askerleri için Atatürk ’Topraklarımızda yatan bu askerler bizim konuklarımızdır, rahat uyusunlar.’’ diyerek ne denli hoşgörülü bir komutan olduğunu dünyaya gösterdi. Çanakkale zaferiyle İstanbul işgalden kurtuldu. Yardım gitmeyince Rusya’da Çarlık rejimi yıkıldı. Mustafa Kemal, Türk ve dünya kamuoyuna adını duyurdu. Son düzenleyen Moderatör 17 Temmuz 2014
18 Mart Çanakkale Zaferi ile İlgili Yazı Çanakkale Savaşları, yüzyılımızın en büyük ve en kanlı savaşlarından birisidir. I. Dünya Savaşı’ından galip çıkmak isteyen düşman devletler, zırhlı gemileriyle Çanakkale Boğazını geçip İstanbul’u düşürmek istiyorlardı. Çanakkale harpleri sırasında Osmanlı ordusu, İngiliz ve Fransız donanmalarına karşı Çanakkale Boğazı’nda aylarca süren bir dizi deniz ve kara savaşları yapmıştır. Mehmetçiğimizin şehit olduğu bu savaşlar sonucunda, İngiliz ve Fransız donanmaları ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Çanakkale’nin deniz savaşları ilgili kısmı, 18 Mart 1915’te, düşman zırhlılarının geri çekilmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu sebeple, her 18 Mart’ta, Çanakkale Deniz Zaferi için kutlama; şehitlerimiz için ise anma günleri Savaşları’nın Gelişim SüreciÇanakkale Boğazını delip geçmek isteyen İngiliz ve Fransız zırhlıları, 3 Kasım 1914 tarihinde boğazın iki tarafındaki askeri birliklerimize ateş açtılar. Birliklerimizin karşı ateş açması üzerine geri çekilmek zorunda kaldılar. 19 Şubat 1915’te düşman donanması kesin hücuma başladı. Osmanlı Ordusunun karşı ateşi ile tekrar ger i çekildiler. 18 Mart 1915 de İngiliz ve Fransızlar 16 harp gemisi ile büyük bir hücum daha başlattı. Üç gemisi sulara gömülen düşman donanması, tekrar geri çekilmek zorunda kaldı. Çanakkale Kara Savaşları ve Mustafa Kemal’in BaşarılarıÇanakkale boğazını bu şekilde çağın en gelişmiş zırhlıları ile geçemeyeceklerini anlayan düşman kuvvetleri, topraklarımıza karadan girmek için harekete geçtiler. İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelerine ait askerler, 25 Nisan 1915 tarihinde karadan çıkarma yaptılar. Kara savaşları, 9 Ocak 1916 tarihine kadar yani son düşman birliklerinin de geri çekilmesine kadar devam etmiştir. Diğer taraftan 6-7 Ağustos 1915 gecesi Anafartalar’a yapılan çıkarma harekâtını, Mustafa Kemal kendi komutasındaki birliği ile kahramanca ön safta çarpışarak durdurmuştur. Bu başarı aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir yere sahip olan Çanakkale savaşları için önemli dönüm noktalarından birisi olmuştur. Bundan sonra 25 Nisan 1915 ve 9 Ocak 1916 tarihleri arasında, yaklaşık sekiz ay boyunca şiddetli kara savaşları yaşanmıştır. Bu savaşlarda Mustafa Kemal’in Gelibolu Conkbayırı ve Anafartalar’daki üstün askeri dehası ve sağladığı büyük başarılar kuşkusuz ki savaşın seyrinin değişmesinde ve kazanılan zaferde büyük bir paya Savaşlarının Anlam ÖnemiÇanakkale Savaşları, Türk tarihinin en önemli savaşıdır. Çünkü Çanakkale Savaşları, Türk-Müslüman kimliğinin Anadolu’daki varlık veya yokluk mücadelesidir. Daha geniş ve ayrıntılı bilgi alabilmek için konuyla ilgili diğer kaynakları mutlaka okumanızı site olarak tavsiye ediyoruz. Keza geleceğe sağlam adımlar atabilmek için bugün özgür olarak yaşadığımız ve vatan olarak ilan ettiğimiz bu topraklara çok kolay sahip olmadığımızı yeni yetişen kuşakların da bilmesinde büyük faydalar vardır. - Okuma Sayısı Bu yazı 55784 defa okunmuştur.
Çanakkale Kahramanı Seyit Onbaşı, 1889 yılının Eylül ayında Havran İlçesi Çamlık Manastır köyünde dünyaya geldi. Babasının adı Abdurrahman, annesinin ki Emine idi. Seyit, 1909 yılının Nisan ayı başlarında askere alındı. 1912’de Balkan Savaşları’na katıldı. Savaş bitiğinde terhis edilmedi ve topçu eri olarak Çanakkale Cephesi’nde görev aldı. Çanakkale Savaşları’nda gösterdiği kahramanlıkla adını Türk tarihine yazdırdı. 18 Mart Deniz Savaşı sırasında, Rumeli Mecidiye Tabyası’nda ayakta kalabilen tek top vardı onun da mermi kaldıran vinci bozulmuştu. Seyit Onbaşı büyük bir güçle 215 Okkalık mermiyi üç kez kaldırarak namlunun ucuna sürmüş ve bu kahramanlığı ile Ocean gemisi büyük bir yara almıştı. Seyit Onbaşı 1918 sonbaharında köyüne döndü. sanatı olan ormancılık ve kömürcülüğe devam etti. 1934 tarihinde yürürlüğe konan soyadı yasasıyla “Çabuk” soyadını aldı. 1939 yılında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle vefat etti. Kaynak Link Çanakkale Kahramanı Seyit Onbaşı Hakkında Kısa Yazı
18 mart çanakkale zaferi ile ilgili yazı